Giresun Üniversitesi Öğrencileri Paylaşım Alanı

Daha iyi bir Giresun Üniversitesi için...
 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  SSSSSS  Kayıt OlKayıt Ol  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 ermenilerin türk sorunu

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
mefta
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 6
Nerden : mefta
Kayıt tarihi : 02/09/07

MesajKonu: ermenilerin türk sorunu   Salı Kas. 06, 2007 4:09 pm

ERMENİ MESELESİ


19.yy da Osmanlının siyasi durumundan yararlanmak isteyen çıkarları için Rusya, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri Ermenileri Osmanlı Devletine karşı kullanmışlardır. Gerçekleşmeyeceğini bildikleri halde Doğu Anadolu’da hayali bir Ermenistan vaat etmişlerdi. Bunun üzerine Ermeni komiteciler ve bağımsızlık ülküsü ile kafaları dolmuş bazı Ermenilerin telkinleri ile ortaya bir Ermeni sorunu çıkarılmıştır.

Bazı büyük devletlerin Osmanlı devletine ve Ermenilere karşı izledikleri politikaların etkileri:

Fransız İhtilalinin getirmiş olduğu düşünceler ve Osmanlı yönetiminde meydana gelen aksamalar toplumsal huzursuzlukların doğmasına neden olmuştur. Özellikle Osmanlı yönetiminde yaşayan Hıristiyan unsurların sorunları bazı Avrupa devletlerinin kendi sorunları gibi düşünülmüş ve bu sorunları çözümlemek için Osmanlı devletini giderek hızlanan sanayileşme yarışında pazar olarak görmüşlerdir. Çıkarları için özellikle Rum ve Ermenileri kullanmışlardır. Hasta adam olarak görülen Osmanlı devleti Fransa, Rusya ve İngiltere tarafından paylaşılmak istenilmiş, Ermenilerde araç olarak kullanılmışlardır.

Rusya: İlk hedefi sıcak denizlere ulaşmaktı ve balkanları da ele geçirip megola idealarını gerçekleştirmek istiyorlardı. Ayrıca boğazlarda da gözü vardı. Balkanları ele geçirip Ortodoks halkın koruyucusu durumuna gelmiştir. Sırp ve Yunan isyanlarını çıkartmışlardır. Bu Avusturya, İngiltere ve Fransa’ya ters düştüğü için karşı çıkılmış Rusya da paylaşılmasını teklif etmiştir. Ancak bu 1917 ye kadar sürmüş (Bolşevik İhtilalleri) Sovyetler Birliği kurulduktan sonra da genişleyip toprak kazanmak için Ermenileri kullanmıştır. 1922 de Sovyetler Birliğine Ermenistan da dâhil edilmiştir.

İngiltere: Rusya’nın güneye inmesini istemiyordu ve Yunan ayaklanmasına destek vermişlerdir. Er geç bağımsız olacaklardı çünkü buda İngilizlerin sayesinde olmalıydı. Böylece İngiltere Ak denizde dost bir devlet ortaya çıkacağına inanıyordu. 1877–1878 Osmanlı –Rus savaşlarından sonra imzalanan Ayestefanos ile Berlin anlaşmalarından sonra Osmanlı imparatorluğu ile ilgili siyasetinde değişiklik oldu. Toprak bütünlüğünü korumaktan vazgeçip ondan pay almayı düşünmüştür. İngilizler Protestan Ermenilere koruyuculuk yapmışlardır. Çünkü Ortodoksları Ruslar, Katolikleri Fransa sahiplenmiştir. Ermeni Sorunu: 1877–1878 Osmanlı – Rus savaşında Anadolu’nun kuzey doğusundaki bazı Türk şehirlerinin işgal edilerek bazı şehirlerde yaşayan Ermenileri bağımsızlık amacı ile Osmanlı devletine karşı bir takım kışkırtmalarıyla başladı denilebilir. İngiltere Rusya’nın güneye inmesinden çekinerek Osmanlının tek başına Rus isteklerine karşı gelemeyeceğini düşünmüş ve ermeni sorununu kabul etmiştir. Bu sırada Ruslara karşı tedbir olsun diye Kıbrıs’ı aldı. 4 Haziran 1878 de Hıristiyanların bulunduğu

eyaletlerde ıslahat yapması istendi ve ermeni sorunu İngiliz meselesi haline geldi.

Osmanlı-Rus savaşından önce Ermenilerin bağımsızlık gibi bir istekleri olmadığı halde Ruslar ayestefanosla ermeni sorununu maddeleştirdiler İngiltere de Kıbrıs anlaşması ile ermeni sorununa müdahale etmiştir. Berlin’den sonra Ermenilerin avukatlığını İngiltere almıştır. Ermenilerde Berlin’den sonra isyanlara başlamışlardır. Bağımsız bir Ermenistan’ın Rusya’nın ilerlemesini durduracağına inanılmıştır.

Fransa: Fransa Ermenilerle ilk ilgilenenlerdendi. Orta Doğu ve Akdeniz’de denge sağlamak için uzun yıllar ermeni sorunu yaratmıştır. Özellikle Mondros’un imzalanmasından sonra Anadolu’nun işgali sırasında Fransız ermeni ilişkileri şeklen gelişmiştir. Fransız kuvvetleri ermeni milis ve ordu örgütleri ile Anadolu Rus işgaline başlamıştır. Lozan’dan sonra Ermeniler Fransız politikası dışına çıkmıştır. Ancak 1970lerden sonra yeniden etkili olmaya başlamıştır.

ABD: Ermeniler ABD de kamuoyu oluşturmaya çalıştırmışlardır. Ermeni Türk çatışmalarını Müslüman Hıristiyan çatışmaları şeklinde göstermeye çalışmışlardır. Gerçekte sanki ortada siyasi birliğe, coğrafi bütünlüğe sahip halkı ile ordusu ile örgütleri ile bir Ermenistan varmışta parçalanmış ve paylaşılmış gibi bir propaganda ortamı yaratmıştır. Zavallı Hıristiyanların Müslümanlar ve komünistler tarafından yok edildiği savları etkisi altında kendi siyasi kişi ve kurumlarını ermeni davası ile ilgilenmeye zorlamaya başlamıştır. 1918 de ABD ermeni hükümetini De Facto olarak tanımıştır. Wilson’un savaş sonrasında verdiği demeçte Ermenilere önemli yer vermiştir. Sevr anlaşmasında Türk toprakları üzerinde bağımsız bir ermeni devletinin kurulacağı açıklanmıştır. Kabul edilmeyince konu Lozan’da yeniden ele alınmıştır ve Türk kurtuluş savaşının sonuçları olarak kabul edilmesi sonucunda ermeni davası devletlerarası düzeyde kapanmıştır.

1877 – 1878 Osmanlı Rus savaşının etkileri: Babıâli’nin Avrupa örgütlerine saygı göstermemesi ( İngiltere ve Rusya’nın Osmanlı uyruğundaki bütün toplumlara ıslahat yapılması yani iç işlerine karışılması reddedince ) Hıristiyanlara karşı ıslahatların, örgütlerin dinlenilmemesi balkanlardaki devamlı kargaşa güvenliği bozmuş ve Rusya’nın çıkarlarını sarsmıştı. Rusya Avrupa tarafından destekleneceğini düşündüğü için savaş açmıştır. Rus orduları ilerleyince Ermenilerde destek vermiştir. Ruslar Edirne ayestefanos ( yeşil köy ) e kadar gelmesiyle Osmanlı barış istemek zorunda kalmıştır.

Ayestefanos Anlaşması ve Ermeniler: Osmanlı Rus savaşı devam ederken, ermeni patriyanı Rus çarına verilmek üzere bir muhtıra vererek Bulgaristan’a ve Bulgar ulusuna verilecek hakların ermeni uluslara da verilmesi, Rusların işgal ettiği bölgelerden çekilseler de ıslahatın uygulama ve tamamlanmasına kadar Rus askerlerinin işgal ettikleri toprakları boşaltmamaları istendi. Osmanlıya bu istekleri kabul ettirdi. 16. maddesi Ermenilerle ilgilidir. Bu anlaşma İngiltere’ye hoş gelmedi. Böylece Rus etkisi doğuda artmakta idi. Doğunun geleceğini etkileyen bu anlaşmanın sadece Rusya ile değil Paris konferansına katılan devletlerarası yapılması gerektiğini söylemiştir.

Berlin Konferansı 13 Temmuz 1878: Berlin anlaşmasının 61. maddesi Ermenilerle ilgili maddedir. İstanbul Ermenilerin oturdukları yerlerde ıslahat ve düzenlemeleri Berlin anlaşmasında 62. maddesinde Osmanlı devleti yönetimi altında yaşayan Hıristiyan unsurlara bir takım haklar getirdiğinden Ermenilerde Hıristiyan olduğundan bu madde onları da ilgilendirmekte idi.

Osmanlı Devletinin Yaptığı Islahat Hareketlerinin Etkisi: Osmanlı devleti Berlin’in 61. maddesindeki ıslahatı yapmadı ve 1879 yılında doğu illerinde ıslahat esaslarını incelemek için geniş yetkili komiserler gönderdi. Hıristiyan halkın ve Hıristiyan devletlerin Türk ve Müslümanlar zararına yaptığı hareketler Müslüman halk arasında bir dayanışma düşüncesi yaratmıştı. İngiltere ve Rusya gerçekte Ermenileri değil Anadolu da ve komşu yerlerdeki çıkarlarını planda tutuyorlardı.

Avrupa devletlerinin elçileri 61. maddenin içerdiği ıslahatın henüz başlatılmadığını ve başlatılması için gerekenin yapılmasını aksi halde Osmanlı hükümetini sorumlu tutacaklarını bildirdiler. Osmanlıda nahiyeler oluşturulacak her din ve ırktan karışık il jandarmaları olacaktı ve memurlar olacaktı. Ancak büyük devletler bunun lafta kaldığını söylemişlerdir. Kürtlere Türklere ve Ermenilere ayrı ıslahat yapılmasını istiyorlardı.

1815 yılında İngiliz Fransız ve Rus memurları ile kovuşturma komisyonu Osmanlıyı ağır bir dille suçlayarak bir muhtıra vermişlerdir. Osmanlı devleti doğu illeri hakkında birçok şey kabul etmiş fakat bunların pek azını uygulamıştı. Ama sonunda ıslahata mecbur kaldı. Ermeniler lehine büyük bir af ilan edilmiştir. Ermenistan’ın kontrolü için 4 Türk 3 devletten seçilmiş temsilciler atandı ve bu Rusya ile İngiltere tarafından iyi karşılandı. Eylülde İstanbul da Babıâli’ye karşı ermeni gösterileri yapılmıştır. Böylece İstanbul da büyük bir olay çıkartıp Avrupa’nın kendileriyle ilgilenmesini sağlamaktı. Bunun üzerine Avrupalı devletlerin tepkilerinden çekinen 2. Abdülhamit bazı ıslahatları kabul etti. Ancak çok azını gerçekleştirince Ermeniler Zeytun, Trabzon, Erzurum, Sivas ve Diyarbakır’da önemli olaylar çıkardı. 2. Abdülhamit Fransız elçisine önlem alınacağına dair bildiri vermişti. Son olarak 1914 Şubatta Rus ve Osmanlılarla birlikte Ermenilere ıslahat projesi hazırlanmıştır. Doğu Anadolu’da iki bölgenin başına Avrupalı müfettişler atanacaktır. Bu bölgelerden birincisi Erzurum, Trabzon ve Sivas ikincisi Van, Bitlis, Harput ve Diyarbakır kapsamaktadır. Bu müfettişlere geniş yetkiler verilmiştir. Kanunlar, buyruklar, duyurular mahalli dille yayınlanacaktı.

Tehcir Kanunu:

1) Ülkenin savunmasına, güvenliğine karşı koymak, silahla saldırı ve direnme görülürse askeri kuvvetle şiddetli bir biçimde cezalandırmak

2) Casusluk veya ihanetlerini hissettikleri köy ve kasabalar ayrı veya topluca sevk ve yerleştirilebilirler.

Mondros Hükümleri:

Madde 4) Bütün tutsak Ermeniler, İstanbul’da toplanarak müttefiklere verilecektir.

Madde 11) İran’ın kuzey batısında ve Kafkaslarda bulunan Türk kıtaları geri çekilecek.

Madde 24) Bir Ermenistan bölgesinde karışıklık olduğunda müttefikleri bu ilin bir kısmını işgal etmeye yetkilidirler.

Kurtuluş Savaşı Döneminde Ermeni Olayları ( 1918-1923): Sadrazam Damat Ferit Torosları ulusal sınır göstererek doğu illerimizi Ermenilere bağışlıyor ve Ermenistan’ın bağımsızlığını kabul ediyordu. Mondros anlaşması İngiltere, Fransa ve ABD’nin başlangıçtan beri Ermenilerle ilgili izledikleri politikaları uygulamak için iyi bir ortam yaratmıştır. Rusya da savaştan çekilmiştir.

TBMM Hükümeti ve Ermeniler: Erzurum merkez olmak üzere Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk derneğini kurarak doğu illerinde savunma başlamıştır. 23 Temmuz 1919 da Erzurum kongresi toplanmıştır. Ermeniler doğu anadolu da bir Ermenistan kurmak için her türlü olayı çıkartıyorlardı ve bunların önlenmesi gerektiği konuşuldu. 4 Eylül 1919 da Sivas kongresi toplanmıştır. Doğuda Ermeniler kızıl ırmağa kadar yayıldılar ve soykırım siyasetine başladılar. ABD nin doğu anadolu da ermeni nüfusunun çoğunluğu teşkil ettiği yalanlanmış ve Kürt – Türk nüfusunun olduğu söylenmiştir. M. Kemal 1920 de Heyeti Temsiliye yüksek komiserler katında Ermenileri protesto etmiştir.

Sevr: Sevr’in Ermenilerle ilgili maddeleri madde 88- Türkiye Ermenistan’ı müttefik devletler gibi bağımsız bir devlet olarak tanıyacaktır. Madde 89- ermeni devleti sınırlarının ABD tarafından belirlenmesi Erzurum, Van, Trabzon, Bitlis illerinin Ermenistan’a bırakılması takdirde Osmanlı devleti buralarda hak iddia etmeyeceklerdir. Fakat Sevr TBMM’ce kabul edilmedi.
Halil Metin düşünce eserleri dizisi Türkiye’nin Siyasi Tarihinde Ermeniler ve Ermeni Olayları


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
mefta
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 6
Nerden : mefta
Kayıt tarihi : 02/09/07

MesajKonu: Geri: ermenilerin türk sorunu   Salı Kas. 06, 2007 4:12 pm

[quote="mefta"]
Yusuf Halaçoğlu Ermeni Tehciri


Osmanlı devletinin kuruluş yıllarından itibaren adaletli ve hoşgörülü oldukları bilinmektedir. Bu adalet ve hoş görülerini yalnız kendi tebaasına, devletin kurucularına değil bünyesinde yaşayan bütün milletlere göstermişlerdir. Ancak gayrimüslimlere tanınan hoş görü tamamıyla Osmanlının onlara devletin kurucusu ve sahibi olan Müslümanlara tanınan hoşgörü gibi değildi. Devlette durumları Türk ve İslam hukukuna göre belirlenmişti. Gayrimüslimler dinlerinde serbest bırakılmışlardı. Ermenilerinde diğer gayrimüslimler gibi dini inanç ve faaliyetlerine müdahale olunmamıştır. Fatih Sultan Mehmet İstanbuldaki Sulu manastıra ermeni piskoposunu yerleştirmiş ve Anadolunun birçok şehrinden İstanbula Ermeniler gelmeye başlamıştır. Buraya gelmeyenler ise önemli mevkilerde kale muhafızlığına getirildiler. Bu dönemde Ermenilerin Osmanlıdaki nüfusunu tapu tahrir defterlerinden öğrenebilmekteyiz.

İlk dönemlerde Ermenilerin devlet yönetimi ile ilgili bir problemleri yokken devletin zaafa uğradığı 19. yy son çeyreğinden itibaren yabancı devletlerin kışkırtmaları ile Osmanlı devletine karşı gelmişlerdir Avrupalı devletler Ermenileri dini, siyasi ve ekonomik çıkarları için kullanmışlardır. Avrupalı devletlerin takip ettiği bu politika şark meselesi olarak ad buldu.

Şark meselesi Avrupalı devletlerin Osmanlının himayesindeki Hıristiyanların haklarını koruma iddiası ile Osmanlıyı parçalayarak aralarında bölüşmeyi ifade eder. Balkanlarda Rusyanın kışkırtması ile Sırplar ayaklanmış ve Osmanlıdan ilk kez bağımsızlığını kazanan Hıristiyan topluluk Yunanistan olmuştur. Osmanlı devleti Rusya ile yaptığı anlaşmalarda gayrimüslim tebaaya ıslahat yapacağını söylemiştir. Buda Avrupa devletlerine Osmanlının iç işlerine karışmaları için fırsat verdiği gibi diğer etnik gruplara da kışkırtıcı bir rol oynamıştır. 93 harbinde Osmanlının yenilmesiyle ayestefanos anlaşması imzalanmış ve bu anlaşmada Kars, Ardahan, Batum ve Doğu Beyazıt Rusyaya bırakılacaktı bunda Rusyanın amacı ise bu bölgelerden sıcak denize inmekti. Ancak bunu çıkarları için uygun bulmayan İngiltere Rusyanın tek başına böyle bir anlaşma yapamayacağını ve bunun uluslar arası bir anlaşma olması gerektiğini söyledi çünkü Osmanlıdan pay almak istiyordu. Bu yüzden 1878 de Berlin antlaşması imzalandı. Bu antlaşmada da Kars, Ardahan, Batum Ruslara bırakılmıştır. Rusya balkanlarda hedefine ulaşmıştı. Şimdi ise sıra Anadolu da idi. Emperyalist güçler ayestefanos ve Berlin anlaşmalarına Ermenilerle ilgili ıslahat maddesi ilave ettiler. Böylece ermeni meselesi ilk defa devletlerarası anlaşmalarda yer aldı Rusya Ermenileri İran ile yaptığı savaşta kullanmıştır. Bunun sonucunda da imzalanan Türkmen çayı anlaşmasıyla Revan ve Nahcivanı Ermenilere vererek ermeni vilayetini kurdu. 1828 de Erzurum valisi Rus sınırındaki Ermenilerin tehcir edilmesini istemiştir. 1877de de Osmanlı ile savaşırken Rusya Ermenilerden faydalanmıştır.

Daha öncede Rusya’nın ayestefanostu imzalamadan önce Ermenilerle anlaşma yaptığı bilinmektedir. Berlinle Osmanlı ve İngiltere doğu bölgelerinde ıslahat yapmayı kabul etti. Buna karşılıkta İngiltere Rus tehlikesi kadar Kıbrısa yerleşecekti. Bir müddet sonra Ermeniler İngiliz ticareti için çalışmaya başlamışlardır.

Rusya ve İngilterenin bu rekabetinden yararlanan Ermeniler ihtilalci cemiyetler kurmaya başlamışlardır. 1885 de Van da ihtilalci Armenakan partisi kuruldu. Bu partinin amacı ihtilal çıkararak kendi kendilerini yönetme hakkını sağlamaktı. 1887 de kurulan Cenevrede ki hınçak partisi de Anadoludaki Ermenilerin siyasi ve milli bağımsızlığını sağlamayı amaçlamıştır. Propaganda, kışkırtma, terör, teşkilatlandırma ve işçi köylü hareketleri ile bu hedefe ulaşmak istemiştir. Osmanlı savaş durumunda iken Anadolu da ki Ermenilerin bağımsızlığı gerçekleştirdikten sonra Rusya ile İran Ermenileri ile federatif bir Ermenistan kurulacaktı. 1890 da Taşnaksutyun kuruldu. Programına göre; hedefe isyanla ulaşmak ihtilalci çeteler kurmak, halkı silahlandırmak, hükümet yetkilileri ve kurumları ile muhbir ve hainlere karşı hareketler düzenlemek esas ilkelerdir. Anadoluda da birçok zararlı ermeni cemiyeti gizlice teşkilatlandırdılar.

İngiltere ve Rusyanın kışkırtmalarıyla ermeni çete ve dernekleri Türk ve Ermenilere yönelik şiddet hareketlerinde bulundular. Nitekim ilk ciddi olaylar 1890 de oldu. Erzurum da iki tafra karşı karşıya geldi. Avrupa basınının dikkatini çeken Ermeniler Avrupa devletlerinin ıslahat yapılması için Osmanlıya baskı yapmalarını istiyordu. Böylece Erzurum ve kum kapı olaylarında saldırıya maruz kalan Türkler kamuoyuna suçlu gibi gösterdiler buda çetecilere güven verdi. Daha sonra ise Van valisine suikas de girişip Amasya, Merzifon, Yozgat, Çorum, Tokat, Ankara da 2. Abdülhamite karşı isyan çıkarttılar. Avrupa basını da Türkler aleyhine harekete geçirdiler. İngiltere, Rusya ve Fransanın baskısı ile vilayet-i sitte denilen Erzurum, Bitlis, Van, Sivas, Diyarbakır da ıslahat yapılarak Ermenilere imtiyazlar verilmesi istenilmiştir. Bunda başarılı olamayınca 1895 de birçok yerde birden olaylar çıkarttılar. Türklerin yanı sıra kendilerine katılmayan Ermenileri de katlettiler. Bir ıslahat nizamnamesi yayınlandı. 2. Abdülhamit bunu uygulamadı. Taşnak ve hınçak komiteleri 1896 da Van da isyan çıkarttılar ve birçok Türkü katlettiler. Daha sonra İstanbul da Osmanlı bankasına saldırdılar. Baskılarla 2. Abdülhamite bütün illerde ıslahat yapılması kabul ettirildi ve Ermenilere de af çıkarttılar. 1904 de Sasun da, 1905de de 2. Abdülhamit e suikast girişiminden sonra muhalif Türklerin arasına katılarak hedeflerine varmak istediler.

1902 de Abdülhamit muhalifleri ve prens Sabahattin, Ahmet Rıza bey ve Ermeniler 1. genç Türkler kongresini düzenlemişlerdir. Bu kongrede inkılâbın başarısı için yabancı devletlerin müdahalesi gerektiği kararı alınmıştır. Prens Sabahattin ise buna karşı çıkıp devletin değişik bölgelerini kendine has mahalli idarelere bölünecek, bölünme idari, mali, adli yönden olacaktı. Buda Ermenilere önce muhtar sonra bağımsızlık getirecekti. 1907 de 2. genç Türkler kongresi toplandı. 2. Abdülhamit 1908 de 2. meşrutiyeti ilan etti. Bu tarihten sonra İngiltere ve Rusya ermeni ıslahatı adı altında yapılan müdahalelerde artık birlikte hareket etme kararı almışlardır. Ermeniler batılı devletlerinde desteğini alarak cemiyetler kurup teröre başladılar. Ermeniler hızla silahlandılar. İstanbul da 31 Mart olayının ertesi günü Ermenilerde Adana da Müslümanları katletmeye başladılar. Avrupa da Ermeniler öldürülüyor şeklinde intikal etti. Avrupaya hoş görünmek için 47 müslüman'ı idam ettirdiler. Balkan harbi sırasın da yabancı devletlerin desteği ile Osmanlı Rusya ile görüşme yaptı. Rusya Doğu Anadolu da ıslahatların istedikleri gibi olmaması durumunda burayı işgal edeceğini söyledi. İngiltereden subay ve müfettişler getirildi.

Bu ıslahatlar şöyleydi: Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbakır, Harput ve Sivasın bir kısmı ermeni vilayeti adı altında tek vilayet haline getirilmekte idi. Ancak bu iki valilik altında toplanması şeklinde kabul edildi. Beş yıllık birer yabancı genel müfettiş atanacak her kontrolden sonra da yabancı devletlerden yeni müfettiş istenecekti. Bu müfettişlere yeni yetkiler verilmekte idi. 1913de yeni bir anlaşma ile bu iki bölgeye kukla şeklinde Osmanlının istediği kişilerin getirilmesine karar verildi. Çıkarılan bu kanunla herkesin bulunduğu bölgede askerlik yapması kararlaştırıldı. Böylece de Ermeniler devlet eliyle silahlandırılmış oluyordu. Taşnaksutyun komitesi merkezini Erzuruma almıştır ve Ruslar da Ermenilere yardımını arttırmıştır. 1914de Taşnaksutyun komitesi ittihat ve terakkinin ıslahat kararlarının göstermelik olduğunu ileri sürdüler, muhalefete katılıp hükümetle mücadele kararı aldılar. Rusya ve Osmanlılar arasında yapılacak bir savaşta Rus yanlısı olmaları kararlaştırıldı. Türklere karşı silahlı saldırılara ilk defa Zeytunda başladılar. Erzurum ve Kars bölgelerinde de silahlı ermeni çeteleri Ruslara yardım etmişlerdir.

Ermenilerin harp sırasında çıkardıkları en büyük isyan Van da olmuştur. Bu hareket organize bir hareketti. Ruslar gizlice Ermenileri silahlandırıyorlardı. Mahmudiye de toplu katliamlar yapılmıştır. 15 ve 20 Nisan arasında büyük bir ayaklanma başlattılar. Van Rus ve Ermenilerin eline geçti. Erzurum, Bitlis ve Trabzon işgal edildi.

Osmanlının bu zor durumundan faydalanıp Ruslara yardım eden Ermenilerin tehlikesinden kurtulmak için bu bölgelerden tehcirini Talat paşa gündeme getirmiştir. Bu taşımayı da sadece asiler olacağı kararı alınmıştır. Diğerlerine dokunulmayacak tehcir edilenlerinde güvenliği sağlanacak ve taşınabilir mallarını almalarına izin verilecekti. Taşınamaz malları ise kaydedilecekti. Zeytun da bazı ermeni köylerinin nakline karar verildi. Zeytun Maraş ve civarındaki zararlı gördüğü bazı Ermenileri Konya ya nakletmek istense de burada da tehlikeli olabilecekleri düşünülmüş ve Halepin güneydoğusu ile Zor ve Urfa havalisine sevk edilmelerine karar verildi. Ermeni erlerin seyyar orduda ve silahlı hizmetlerde kullanılmaması ve sadık tebaaya zarar verilmeyip uyanık olunması gerektiği şeklinde tedbirler alınmıştır. Osmanlı hükümeti seferberlik ilanından itibaren dokuz ay boyunca iyi niyetle ve küçük tedbirlerle işi çözmeye çalışmıştır. 24, 25 Nisan 1915 de bir kararname ile ermeni komite merkezleri kapatılmış ve komite elebaşları tutuklanmıştır. Bu tarihleri Ermeniler katliam günü olarak kabul ettirdiler.

Erzurum, Van ve Bitlis den çıkarılan Ermeniler Musul vilayetinin güney kısmı ile Zor sancağına ve merkez hariç Urfa sancağına yerleştirileceklerdi. Adana, Halep, Maraş civarından çıkarılanlar Suriye vilayetinin doğu kısmı ile Halep vilayetinin doğu ve güneydoğusuna taşınacaklardı. Nakliyat işlemleri sırasında da bir müfettiş kontrol edecekti, birde maliyeden bir memur.

Rusya, Fransa ve İngiltere 1915in 24 Mayısında Ermenistan diye adlandırdıkları bu bölgede Ermenilerin öldürüldüklerini ileri sürdüler. Ermenilerin ise Türklere karşı işledikleri cinayetleri görmezden geldiler.

Bu tehcir, doğrudan doğruya cephelerin güvenini sarsacak bölgelerde uygulanmıştır. İkinci olarak vilayeti sitte olarak adlandırılan vilayetlerde yapılmıştır. Amacı hükümet aleyhinde faaliyette bulunmalarını engellemek ve bir Ermenistan hükümeti oluşturmalarını engellemekti.

Ermeni iskânı önce sadece Ortodoks olanların üzerinde düşünülmüştü. Çünkü Rusya da ortodoksdu ve bundan çekiniliyordu.

1.dünya savaşında Ruslar daha Anadoludan aldıkları yerleri Ermenilere vermeyi kabul etmişler. Bunu sonucunda da Ermenilerden yardım almışlardır.


En son tarafından Çarş. Kas. 07, 2007 10:38 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
mefta
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 6
Nerden : mefta
Kayıt tarihi : 02/09/07

MesajKonu: Geri: ermenilerin türk sorunu   Salı Kas. 06, 2007 4:13 pm

SONUÇ


1.dünya savaşında Osmanlıyı Rusya ile sıkıştıran Ermenilere karşı yapılan tehcir elbette her devletin tabi olarak kendini müdafaası olarak görülmektedir. Almanya, Fransa, İngiltere ve Rusya tarafından kışkırtılan Ermeniler birçok türkün ölümüne sebep olmuşlardır. Gerek çeteler kurarak gerekse komitelerle bu faaliyetlerini yürütmüşlerdir. Kars da, Van da, İzmit de, Erzurum da, Bitlis de akıl almaz katliamlar yapmışlardır.

Osmanlı devleti de bir tedbir olarak savaş alanlarına yakın yerlerdeki Ermenilerden başlayarak mecburi iskân uygulamıştır.

Tehcir yapılırken kafilelerin nereden geçeceği, nerede toplanılacağı önceden tespit edilmiştir. Nakil genellikle trenlerle yapılmıştır. Tehcir tamamıyla sistemli bir şekilde yapılmıştır. Ermeni çetelerin saldırılarına uğrayan halktan bazı gruplar tepki olarak saldırıda bulunmuşlardır. Bazen de bulaşıcı hastalıklar birtakım ölümleri meydana getirmiştir. Savaşın sona ermesinden sonra ise isteyenler için geri dönüş kararnamesi çıkarılmıştır. Memleketlerine dönenlere malları iade edilmiştir. Burada herhangi bir katliam söz konusu değildir.

Daha sonra ise Türkiye yi Fransız, İngiliz ve Rus kuvvetlerinin yanında önemli miktarda ermeni de yer almıştır. Bu dönemde ermeni işgalcilerin yaptıkları işkence ve katliamlar diğer işgalci devletler tarafından da belgelenmiştir. İşgalci güçler Anadolu’yu terk ederken Ermenilerde terk etmiştir. Katliamı Ermeniler yapmasına ve bunu belgeleyen birçok görüntü ve belgenin olmasına rağmen Avrupa ve Amerika kamuoyu bunu duyurmamış. Bunda en büyük sebep ise Osmanlıyı ve bilhassa Anadolu’yu paylaşma düşünceleridir.

Zira İstanbul u işgal ettiklerinde bütün arşiv belgeleri ellerinde idi ve burada açıp zaman geçirmeden bunları ortaya çıkartabilirlerdi. Nitekim İngilizlerin soykırımla suçladıkları Osmanlı ileri gelenlerinden pek çoğunu Malta ya gönderdikleri ve muhakeme etmek için suçlayacak delil bulamadıkları ve bu kişilerin mahkeme edilmedikleri bilinmektedir.

Bugün ermeni soykırımı olarak Türkiye yi suçlayan devletlerden birçok bilim adamı Osmanlı arşivinde yıllardır araştırma yapmaktadırlar. Bu arşivler ilk elden kaynak olarak sunulmuştur. Güvenerek aldıkları bu belgelere rağmen Ermenilerle ilgili belgeleri batı dünyası inandırıcı bulmamakta, Türk araştırıcılarının yayınladığı kitapları da siyasi bir yaklaşımla değersiz görmektedirler. Ayrıca 1921 den bu yana birçok ilim adamının araştırma yaptığı arşivin kapalı olduğunu söylemektedirler. Böylece soykırım iddiası ile Osmanlı devletinin son zamanlardaki şark meselesinin yeniden canlandırılmasına çalışıyorlar. Yabancı devletler tarafından birçok araştırma yapılmış ancak dikkat çekici bir şey ki Ermenilerle ilgili hiçbir araştırma gerekleştirilmemiştir.

Avrupalı ülkelere bu konuda araştırma yapmaları teklif edilse de onlar bunu reddetmişlerdir. Eğer iddia edildiği gibi 1,5 milyon insan katledilmiş olsaydı bunların toplu mezarlara gömülmesi gerekmez miydi? Bu toplu mezarlar nerelerde bulunmaktadır. Türklere ait toplu mezarlar ortaya çıkarken Van şehrinin yakılmış yıkılmış bütün çıplaklığı ile ortada dururken neden Ermenilere ait bir toplu mezar bulunmamaktadır. Yoksa bu gibi iddialar Fransa’nın Cezayir de ve Adana da Türklere, İngiltere nin Hindistan ve Afrika da, Amerika’nın Kızılderililere ve diğer yerli halklara, Almanların Yahudilere Rusya’nın önce Yahudilere sonrada Türklere karşı uyguladıkları soykırım ve katliam unutturulmaya mı çalışılmaktadır.

Fransa 2001 e kadar 1998 den 35 araştırmacı göndermiştir. Amerika 124, İngiltere 17, Yunanistan 19 araştırmacı göndermesine rağmen bir teki bile bu ermeni dosyalarını açıp araştırmamışlardır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: ermenilerin türk sorunu   Salı Kas. 06, 2007 9:14 pm

Sağol paylaşımların için
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ermenilerin türk sorunu
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Giresun Üniversitesi Öğrencileri Paylaşım Alanı :: Eğitim :: Ders Konuları :: Tarih-
Buraya geçin: