Giresun Üniversitesi Öğrencileri Paylaşım Alanı

Daha iyi bir Giresun Üniversitesi için...
 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  SSSSSS  Kayıt OlKayıt Ol  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  
Paylaş | 
 

 TÜRK CUMHURİYETLERİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Misafir
Misafir



MesajKonu: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:34 pm

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

Ülke ve İnsanlar
Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine çok yaklaştığı bir alanda yer alan Türkiye Cumhuriyeti, doğuda Gürcistan, Ermenistan, Nahcivan ve İran, batıda Bulgaristan ve Yunanistan, güneyde Suriye ve Irak ile komşudur. Bu sınırların çoğu Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasından sonraki anlaşmalarla çizilmiştir. Konumu nedeniyle eski Asya Türk kültürünün Avrupa'ya ulaştırıldığı bir geçit yeri olan Türkiye, aynı zamanda batı dünyasının doğuya açılan penceresidir. üç tarafı denizlerle (Akdeniz, Karadeniz ve Ege Denizi) çevrili olan Türkiye'nin deniz sınırları, ülkeyi yalnızca yakın bölgelerle değil, bütün dünya ile komşu haline getirir. Bu uzun kıyılar ve kıtalararası köprü niteliği nedeniyle ülke, büyük ticaret ve göç yollarının merkezi olmuştur. Türkiye, hem bir NATO ülkesidir hem de İslam ülkeleri arasında çok taraflı ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi konusunda aktif bir rol oynamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin yüzölçümü 814.578 km2dir. Yüzölçümünün %3'lük bölümü Avrupa kıtasında yer alan Asya topraklarıdır. Asya kıtasında yer alan %97'lik kısmına ise Anadolu denir. Dikdörtgeni andıran ülkenin genişliği yaklaşık 550, uzunluğu 1500 km kadardır. Doğu'daki en uç noktası, İran ve Nahcivan sınırlarının kesişme noktasıdır. En batı ucu ise Gökçeada'daki Avlaka burnudur. Kuzeyde en uzak sınır noktası Sinop ilindeki İnceburun, en güney ucu da Hatay ilindeki Beysun köyüdür. Deniz sınırlarının uzunluğu 8333 km, kara sınırları ise 2875 km'dir. Bu yüzölçümü ile Türkiye, İran dışındaki bütün komşularından daha geniş topraklara sahiptir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin nüfusu yaklaşık 63 milyondur. Nüfusun 2000 yılında 65.5 milyon, 2010 yılında ise 74 milyon olacağı tahmin edilmektedir. Nüfus dağılımı bakımından Türkiye'deki coğrafi bölgeler farklı özellikler gösterir. ülke nüfusunun hemen hemen yarısı kıyı bölgelerinde toplanmıştır. İç bölgeler ise genel olarak daha az nüfusludur. Türkiye'de 1950'lerden itibaren nüfus artışı teşvik politikası terkedilerek, nüfus planlamasına geçilmiştir.

Coğrafi yapısıTürkiye eski dünyayı oluşturan Avrupa, Asya ve Afrika'nın birbirlerine en yakın olduğu ve Avrupa ile Asya'nın kucaklaştıkları bir noktada yer almaktadır. Coğrafi konumu nedeniyle ana kara parçası olan Anadolu, tarihin şekillenmesine yol açan değişik halk kitlelerinin toplu göçlerine şahit olmuştur. Sayılamayacak kadar medeniyetin sahibi olan Anadolu her biri kendi öz kimliğine bağlı ancak birbirinden etkilenen kültürlerin bir bileşkesini geliştirmiştir.
Ülkenin çoğunluğu Güney Batı Asya'da bulunduğu Türkiye, Avrupa ve Asya'nın hudutlarını kucaklaştırmaktadır ve Avrupa'da toplam 780.580 km2 lik bir yüzölçümü vardır. Ülke doğuda Gürcistan, Ermenistan ve İran ile Güney'de Irak, Suriye ve Akdeniz ile çevrelenmiştir. Batıya doğru Ege Denizi, Yunanistan ve Bulgaristan Kuzeye doğru Karadeniz diğer hudutları oluşturur. Türkiye'nin coğrafi koordinatları 36° 00'-42° 00' Kuzey Enlem ve 26° 00'-45° 00' Güney Boylamdır.

80 idari ili olan Türkiye, Karadeniz Bölgesi, Marmara Bölgesi, Ege Bölgesi, Akdeniz Bölgesi, İçanadolu Bölgesi, Doğu ve Güneydoğu Bölgesi olmak üzere yedi coğrafi bölgeye bölünmüştür.

Coğrafi bölgeler

1941 yılında Ankara'da toplanan Birinci Coğrafya Kongresi, uzun süren çalışmaları sonunda Türkiye'yi yedi coğrafi bölgeye ayırmıştır. Adı geçen kongrenin çalışma larında; Türkiye'nin üç tarafının denizle çevrilmiş olması, uzun kenarları boyunca kıyıya paralel dağ sıralarının bulunuşu, bu dağların yüksek, ama az engebeli olan orta kesimi deniz etkisinden ayırması, bu yüzden kıyı şeridiyle iç kesimler arasında iklim, doğal bitki örtüsü, tarım çeşitlerinin dağılımı ve bunların ulaşım sistemlerine ve konut tiplerine etkisi gibi etmenler göz önünde tutulmuş ve Türkiye'nin dört kenar bölgeyle üç iç bölgeye ayrılması mümkün olmuştur. Tespit edilen yedi bölgeden ilk dördü ne komşu olduğu denizin adı verilmiştir (Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgeleri).
Diğer üç bölge de Anadolu bütünü içindeki yerlerine göre adlandırılmıştır (İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri).Türkiye dünyanın önemli deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya kuşağı üzerinde yer almaktadır. Ülkeyi baştan başa kateden Kuzey Anadolu fayı başta olmak üzere, Türkiye'de daha çok sayıda aktif fay bulunmaktadır. Kuzey Anadolu Fayı üzerinde son yüzyılda, 1939'da Erzincan'dan başlayan ve doğudan batıya doğru, fay parçaları boyunca düzenli bir seyir izleyen 7 büyük deprem olmuştur. 17 Ağustos 1999 tarihinde, merkez üssü İzmit olan 7.4 şiddetindeki son Marmara depremi de, Kuzey Anadolu fayının Doğu Marmara bölümünde gerçekleşmiştir. "Asrın felaketi" olarak nitelendirilen Marmara depremi, 1939 Erzincan depreminden sonra Türkiye tarihinin en büyük depremidir.

Türkiye'nin en fazla nüfus yoğunluğuna sahip geniş bir bölgesinde meydana gelen Marmara depremi, en fazla İzmit, Yalova, Sakarya ve Bolu illerinde olmak üzere İstanbul, Eskişehir, Bursa ve Zonguldak gibi çevre illerde de çok sayıda can kaybı ve hasara yol açmıştır. 15 binin üzerinde kişinin hayatını kaybettiği depremde, 25 bini aşkın bina yıkılmış, 200 bin civarındaki konut ve işyeri de hasar görmüştür. Depremden hemen sonra harekete geçen Türk hükümeti, depremin yaralarını sarmak için seferber olmuştur. Başta Almanya, ısrail, Yunanistan ve Rusya olmak üzere toplam 83 ülke kurtarma ekipleri ve çeşitli yardım malzemeleri göndermiş, depremden zarar görenlere yardım amacıyla Türkiye'de ve dünyanın birçok ülkesinde, gerek hükümetler gerekse sivil toplum örgütleri bünyesinde yardım kampanyaları başlatılmıştır. Deprem sonrasında meydana gelen bu uluslararası dayanışma ve duyarlılık, Türk halkının tamamı tarafından takdir ve şükran duyguları ile karşılanmıştır.

demografik yapısı

Genel görünümü ile Türk nüfusu gençlik ve dinamizm ile tanımlanmaktadır. Bir 1997 nüfus sayımına göre Türkiye'de 62.6 milyon yerleşik kişi vardır. Her ne kadar şehirlere belirgin göç var ise de nüfusun halen %47 si kırsal bölgede yaşar. Türkçe resmi dil de olsa Türkiye'de İngilizce geniş olarak konuşulur.
İngilizce eğitim veren birçok lise ve üniversite vardır. Almanca ve Fransızca diğer yaygın olarak konuşulan yabancı dillerdir. Üç imparatorluğun başkenti olmuş olan İstanbul takriben 9.51 milyon mukimi ile Türkiye'nin en büyük şehridir. Başkent olan Ankara'da 3.69 mukim vardır. Geri kalan en büyük şehirler İzmir, Konya, Adana'dır.

iklim özellikleri

Coğrafi mevkiinden dolayı Türkiye'nin iklimi oldukça yumuşak olduğu halde kıyılara paralel olan dağların varlığı bir bölgeden diğer bölgeye belirgin farklılıklar gösterir. Kıyı bölgeleri daha ılıman bir iklime sahip olabilirken İçanadolu platosu sıcak yazlar ve az yağmurlu soğuk kışlar yaşar.

eğitim sistemi

Türk Milli Eğitim Sistemi Türkiye'de eğitim devletin denetimi ve gözetimi altında yapılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 42. maddesine göre, herkes eğitim görme hakkına sahiptir. Bireyler eğitimleri süresince ilgi ve yetenekleri ölçüsünde ve doğrultusunda çeşitli programlara, okullara yöneltilerek yetiştirilirler. Eğitim sisteminin her bakımdan bu yönelimi gerçekleştirmesi esastır.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Yasası'na göre eğitimin amacı; bireyleri, Türk ulusunun değerlerini benimsemiş, ülkesine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş, bilgi üreten, üretilen bilgi ve teknolojiyi kullanabilen, insan haklarına saygılı demokratik yurttaşlar olarak yetiştirmektir. Ayrıca bireyleri geleceğe hazırlamak, kendilerinin ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamaktır.

Cumhuriyet'in ilk yıllarından günümüze kadar okul, öğrenci ve öğretmen sayılarında büyük artışlar sağlanmış, nitelikli insan gücünün yetiştirilmesine yönelik çalışmalar yapılarak geniş bir kitleye ulaşılmıştır. ülkede eğitim ekonomik, teknolojik ve sosyal gelişmenin en önemli unsuru olarak kabul edildiğinden, hükümet ve kalkınma planlarında da eğitime büyük önem verilmektedir. Nitekim 1996-2000 yıllarını kapsayan 7. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda eğitim birinci öncelikli sektör olarak yer almaktadır.

2000'li yıllara doğru Türkiye, eğitim sistemi ve programlarını, öğretmenlerini, altyapı ve eğitim malzemelerini, dünya kültürü ve teknolojisine katkıda bulunacak Türk insanını yetiştirmek üzere geliştirmeye devam etmektedir. Nüfusun eğitim talebini karşılamak için sürekli kaynak artırımı yapılmakta ve eğitimdeki hedef ve beklentileri karşılayacak altyapının oluşturulması için çaba sarfedilmektedir. Bu amaçla 1996-2010 yıllarını kapsayan Eğitim Ana Planı hazırlıkları yapılarak; eğitimin bireysel, ulusal ve küresel istemlerine cevap verecek şekilde esnekleştirilmesi ve sisteme giriş çıkış rahatlıklarının artırılması yönündeki çalışmalar sürdürülmektedir.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Yasası uyarınca Türk Milli Eğitim Sistemi; Örgün Eğitim ve Yaygın Eğitim olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. Örgün eğitim, okul sistemini ifade etmekte ve okulöncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretimden oluşmaktadır. Yaygın eğitim ise okulların dışında veya yanında düzenlenen faaliyetlerin tümünü kapsamaktadır. 1998-1999 öğretim yılında 64.489 örgün ve yaygın eğitim kurumunda toplam 14.668.444 öğrenci eğitim-öğretim görmekte, bu kurumlarda 512.522 öğretmen görev yapmaktadır.


En son tarafından C.tesi Eyl. 22, 2007 3:49 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:39 pm

bilim araştırma

Osmanlı İmparatorluğu, 12. yüzyıldan başlayarak bilim alanındaki üstünlüğünü kaybetmiş, bilim ve teknolojide gerileme 18. yüzyıldan başlayarak askeri alandaki sürekli yenilgilerle kendini hissettirmeye başlamıştır. 18. yüzyılın son çeyreğinde bilim ve teknoloji konularındaki eksiklik hissedilmiş, mühendislik, topçu ve askeri tıp okulları açılmıştır. Bu dönemde batıdan hocalar getirtilmiş ve batıya öğrenciler gönderilmiştir. 1863 yılında İngilizce eğitim veren Robert Kolej ve 1868 yılında Fransızca eğitim veren Galatasaray Lisesi kurulmuştur. 1900 yılında ise ilk imparatorluk üniversitesi olan "Darülfünun-u Şahane" açılmıştır. İlahiyat, Fen Bilimleri, Matematik, Edebiyat, Hukuk ve Tıp bölümlerinden oluşan bu kuruluş, 1908'den sonra Alman eğitimcilerin yardımı ile yeniden yapılandırılmıştır. 1923 yılında kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ne Osmanlı ımparatorluğu'ndan bir üniversite ve yedi eğitim kurumu miras kalmış, Cumhuriyet döneminde ise birçok yeni okul ve üniversite açılmıştır. Bilim ve teknolojide Osmanlı İmparatorluğu'nun bu geç kalmışlık mirasını devralan Türkiye, hem bu açığını kapatmak için uğraşmakta, hem de yeni çağ değişimini yakalamak için yoğun çabalar sarfetmektedir.
Cumhuriyet'in onuncu yılında (1933), Nazi Almanyası'ndan kaçarak Türkiye'ye gelen Alman bilim adamlarının katkılarıyla ilk üniversite reformu gerçekleştirilmiştir. 2252 sayılı kanunla yürürlüğe giren bu reformun amacı; eğitim, öğretim, bilim ve araştırma çalışmalarının çağdaş bir düzeye ulaştırılmasıdır. Bu yasa Türkiye'de modern anlamda bilim eğitiminin ve bilimsel çalışmaların başlangıcı olarak kabul edilir. Bu çerçevede Darülfünun kapatılarak ıstanbul üniversitesi'ne dönüştürülmüştür. Bunu diğer üniversiteler ve büyük bir bölümü tarım ve ormancılık alanında faaliyet gösteren çok sayıda Araştırma-Geliştirme (AR-GE) kurumu izlemiştir. 1928 yılında Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı, 1932 yılında Şeker Enstitüsü ve 1935 yılında Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü ile Elekik İşleri Etüd İdaresi kurulmuştur.

1960'lı yıllarda planlı döneme geçilirken, bilim ve araştırma alanındaki en önemli gelişme 1963 yılında Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu'nun (TÜBİTAK) kurulmasıdır. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'na bağlı Ankara ve çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezleri de yine 1960'lı yıllarda kurulan önemli AR-GE kurumlarıdır.
1980'li yıllarda bilim ve araştıma alanında yeni düzenlemeler yapılmıştır. Bunlardan birincisi, 1981 yılında üniversitelerin yeniden yapılanmasını öngören YÖK yasasının çıkarılmasıdır. 1983 yılında ise Başbakan'a bağlı Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu kurulmuş ve bu da ülkede AR-GE politikalarının saptanması, yönlendirilmesi ve koordinasyonu konusunda önemli bir adım teşkil etmiştir.

Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu, Türk bilim ve teknoloji sistemi içinde en üst düzeyde politika belirleme organıdır. Başbakan'ın başkanlığında ilgili bakanlar ile ilgili kuruluşların temsilcilerinden oluşmaktadır. Uzun vadeli bilim ve teknoloji politikalarının saptanmasında hükümetlere yardımcı olmak, AR-GE hedeflerini saptamak, öncelikli AR-GE alanlarını belirlemek ve AR-GE plan ve programları doğrultusunda kamu AR-GE kuruluşlarını görevlendirmek Yüksek Kurul'un başlıca görevleri arasındadır.

1990'lı yıllardaki önemli gelişmeler arasında 1993 yılında Türkiye Bilimler Akademisi'nin (TÜBA) ve Türk Patent Enstitüsü'nün kurulması bulunmaktadır. Başbakana bağlı, tüzel kişiliğe, bilimsel, idari ve mali özerkliğe sahip bir kurum olan TüBA, Türkiye'deki bilimsel araştırma standartlarının uluslararası düzeye çıkarılmasına yardımcı olmak amacıyla kurulmuştur. Bilimsel araştırmaların gelişmesi konusunda büyük hizmetleri olan kurum ayrıca gençlerin bilim ve araştırma konularına yönelmesi için çalışmalar yapmakta, bu alanlarda emeği geçenleri ödüllendirmektedir. 1995 yılında fikri mülkiyet haklarının korunması konusunda önemli bazı yasal düzenlemeler yapılarak patent haklarının, endüsiyel tasarımların, coğrafi işaretlerin ve markaların korunması hakkında kanun hükmünde kararnameler çıkarılmıştır.

Yine aynı yıl sanayi kuruluşları tarafından yürütülen AR-GE projelerine devlet yardımı yapılmasını öngören bir karar çıkarılmıştır. AR-GE faaliyetinde bulunan sanayi kuruluşlarına geniş imkanlar getiren bu karar uyarınca, AR-GE giderlerinin %50'ye yakın bölümü devletçe karşılıksız olarak ödenebilmekte ve geri kalan % 50 için sanayi kuruluşu finansman desteği alabilmekte, bu parayı gerçek değeri üzerinden ve geliştirdiği ürünü ticarileştirmeyi başarırsa geri ödemektedir.

ekonomi

Türkiye, 1980 öncesi dönemde ithal ikamesine dayalı bir ekonomi politikası izlemiş ve iç talebin karşılanması için, öncelikle ithal edilen malların ülke içinde üretilmesi amaçlanmıştır. Yeni kurulan sanayi dalları, çok uzun sürelerle gümrük ve diğer eş etkili vergilerle korunmuştur. Ekonomide köklü dönüşümleri amaçlayan geniş kapsamlı bir İstikrar Programı ise 1980'li yılların başında hazırlanmış ve 24 Ocak 1980 tarihinde yürürlüğe konmuştur. Böylece, ithal ikameci sanayileşme stratejisi terkedilmiş, ihracata ağırlık ve öncelik veren bir sanayileşme modeli benimsenmiştir.
Gerçekleştirilen reform politikaları, merkezden yönetim yerine piyasa mekanizmalarına giderek daha fazla ağırlık verilmesi biçiminde bir felsefe değişikliğini de beraberinde getirmiştir. Sermaye piyasalarındaki yeniden yapılanma ve gelişmeler sonucunda 1981 yılında Sermaye Piyasası Kanunu yürürlüğe girmiştir. Kanun'un amacı; tasarrufların menkul kıymetlere yatırılarak, halkın iktisadi kalkınmaya etkin ve yaygın bir şekilde katılmasını sağlamaktır. Ertesi yıl Türk sermaye piyasasında düzenleyici ve denetleyici görevlere sahip Sermaye Piyasası Kurulu oluşturulmuştur. 3 Ocak 1986 tarihinde ise Türk ekonomisinin gelişiminde son derece önemli bir rol oynayan İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) faaliyete geçmiştir. Sağlanan vergi kolaylıklarının etkisiyle yatırım fonlarının hızla büyümesi ve yabancı yatırımcıların sermaye piyasalarına girişlerinin serbestleştirilmesi, İMKB'nin hızlı bir şekilde büyümesindeki etkenler arasındadır. İMKB'nda halen üç piyasa faaliyet göstermektedir. Bunlar; Hisse Senetleri Piyasası, Tahvil ve Bono Piyasası ile Uluslararası Pazar'dır.

İMKB Hisse Senetleri Piyasası'nda Ulusal Pazar, Bölgesel Pazar, Yeni Şirketler Pazarı, Gözaltı Pazarı ve Toptan satışlar Pazarı olmak üzere beş pazar bulunmaktadır. Hisse Senetleri Piyasası'nda Temmuz 1999 itibariyle toplam işlem hacmi 41.7 milyar dolara ulaşmış, günlük ortalama işlem hacmi ise 302 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Yabancı yatırımcılar, İMKB'nda işlem gören şirket sermayelerinin halka açık bölümünün %55'ini portföylerinde bulundurmaktadır.

İMKB'nda ayrıca yabancı borçlanma araçları ile yabancı yatırım fon ve ortaklıklarının menkul kıymetlerinin doğrudan, yabancı şirketlerin hisse senetlerinin ise depo sertifikası olarak işlem gördüğü Uluslararası Pazar bulunmaktadır.Avrasya Borsalar Federasyonu'nun (FEAS) dönem başkanı ve "Güneydoğu Avrupa İşbirliği Girişimi"nin (SECI) proje lideri olan İMKB, birçok uluslararası projenin yanı sıra bölgede ihraç edilmiş olan menkul kıymetlerin işlem görebileceği bir ortak işlem platformunun oluşturulması çalışmalarına da öncülük etmektedir.

Ekonominin dışa açılması ve ihracata dayalı sanayileşmenin sürdürülmesi amacıyla, özellikle kambiyo ve dış ticaret alanlarında da yeni düzenlemeler yapılmıştır. Türk Lirası için gerçekçi bir döviz kuru politikası izlenmesi ve döviz kurlarının piyasa güçlerince belirlenmesi yönünde politikalar geliştirilmiştir. Mayıs 1981'den itibaren, iç ve dış fiyat düzeylerindeki değişmeler ile ödemeler dengesi ve uluslararası döviz piyasalarındaki gelişmeler gözönünde tutularak, Merkez Bankası tarafından günlük olarak ayarlanan döviz kurları, 1988 Ağustos ayından sonra döviz piyasasında belirlenmeye başlanmıştır. Döviz piyasasının yanısıra, 1989 Nisan ayında Merkez Bankası tarafından altın piyasası da açılmıştır.

1984 yılından itibaren, kambiyo rejimi büyük ölçüde liberalleştirilmiştir. Türk Parasının Kıymetini Koruma hakkında çıkarılan kararlar ve bunlara ilişkin tebliğlerle, döviz rejimine geniş ölçüde serbesti getirilmiş, bu suretle Türk parasının konvertibiliteye geçmesi için gerekli olan yasal çerçeve, 11 Ağustos 1989 tarihinde yürürlüğe giren "Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar" ile büyük ölçüde oluşturulmuştur. 9 Temmuz 1992 tarihinden itibaren ise Türk Lirası serbest bölgelerde "döviz" olarak kabul edilmekte ve buralardaki her türlü ödeme, döviz karşılığı Türk Lirası üzerinden yapılabilmektedir.
Türkiye'de yürürlükte olan döviz rejiminin esasları ve getirdiği yenilikler ana başlıklar altında şu şekilde özetlenebilir:
Türkiye'de yerleşik kişilerin beraberlerinde döviz bulundurmaları, bankalar, yetkili müesseseler ve özel finans kurumlarından istedikleri kadar döviz satın almaları, yurt dışına döviz transfer ettirmeleri ve bankalar nezdinde döviz tevdiat hesabı açmaları serbestisi getirilmiştir. Türkiye'de yerleşik kişilerin müteahhitlik, turizm, ulaşım, bankacılık, sigortacılık gibi görünmeyen işlemler kapsamında elde ettikleri dövizlerin kullanımı, ilgililerin serbest tasarrufuna terkedilmiştir. İşletmelerin finansman ihtiyaçlarının karşılanması için, işletme kredisi olarak yurt dışından kredi temin edilmesine imkan sağlanmıştır. Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışında ticari faaliyette bulunmaları ve yatırım yapmaları için sermaye ihraç etmeleri serbest bırakılmıştır. Sadece belirli miktarları aşan sermaye ihraçları, Hazine Müsteşarlığı ya da Bakanlar Kurulu'nun iznine tabi tutulmuştur.

Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışına menkul kıymet ihraç etmeleri ve yurt dışında satmaları serbest bırakılmıştır.Türkiye'de yerleşik kişilerin yurtdışına döviz üzerinden garanti ve kefalet vermeleri serbest hale getirilmiştir.İhracatı teşvik eden yeni politikalar sonucunda sanayiciler, daha fazla dış piyasalara yönelmeye başlamışlardır. Dış pazarlara yönelik üretim yapma, özellikle sanayide kapasite kullanımını artırmış, tesislerin ölçeklerini genişletmelerine yol açmış ve yeni yatırımlara gitmelerine sebep olmuştur. Böylece, maliyetler aşağı çekilerek, Türk ekonomisinin dünya pazarlarındaki rekabet gücü artırılmıştır.

İhracat ile birlikte kalite yükselmiş, ambalajlar iyileşmiş, teknoloji gelişmiş ve modern işletmecilik kuralları uygulanmaya başlanmıştır. Dış pazarlar yakından izlemeye alınmış, uluslararası finansman kuruluşlarıyla ilişkiler artırılmış, ülkeye yeni pazarlama yöntem ve teknikleri getirilmiştir.

1980 sonrasında, kamu sektörü alt yapı, konut, eğitim, haberleşme ve ulaştırma alanlarında yatırımlarını yoğunlaştırmıştır. Özel sektör ise konut, imalat, ulaştırma, tarım ve turizm sektörlerindeki yatırımlara ağırlık vermiştir.1996-2000 yılları arasında uygulanan Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde kamu hizmetlerinin daha çok eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik alanlarında yoğunlaştırılması kabul edilmiştir. özelleştirme ise kamu kesimini daraltmanın ve asli görevlerine döndürmenin aracı olarak görülmüştür. Ayrıca özel sektör faaliyetlerinin desteklenmesi ve piyasalara müdahalenin sınırlı tutulması hedeflenmiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:41 pm

iktisadi gelişme

Türkiye'de 1963 yılından itibaren uygulanan beşer yıllık planlı dönemler boyunca, "yüksek büyüme hızları" ve "sanayileşme yönünde yapısal değişim" temel hedefler olarak alınmıştır. Benimsenen sanayileşme satejileri ve izlenen ekonomik politikalar, 1980 öncesi ve sonrası dönemlerde büyük bir farklılık gösterir. 24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Programı ve devamında izlenen politikalar, daha önce her 8-10 yılda bir yürürlüğe konan istikrar programlarından farklı olarak ekonomi ve sanayileşme politikasında daha köklü bir değişikliği yansıtmaktadır. Nitekim para, maliye, dış ticaret ve döviz kuru politikalarında radikal değişiklikler yapılmış ve "ithal ikamesine dayalı-iç piyasaya yönelik" sanayileşme yerine "ihracata dayalı-dışa yönelik" sanayileşme yönünde bir dönüşüm gerçekleştirilmeye başlanmıştır.
1980 sonrası dönemde, sanayi kesiminin desteklenmesi üretim aşamasında yoğunlaştırılmış ve yabancı sermaye teşvikleri artırılmıştır. Sanayi kesimindeki bu yapısal değişim, imalat sanayii üretimi içinde ara ve yatırım mallarının artırılmasıyla sağlanmaya çalışılmıştır. Yatırım malları içinde, karayolu taşıtları, elekiksiz makinalar ve madeni eşya üretimi ilk sıralarda yer alırken, ara malları üretiminde ise peol ve demir-çelik ürünleri en fazla paya sahip olmuşlardır. Ayrıca ara ve yatırım malları ithalatı önemli ölçüde kolaylaştırılmıştır. Böylece sanayinin ihtiyacı olan yeni teknolojiler ve modern pazarlama yöntemlerinin ülke içindeki kullanımı yaygınlaştırılmıştır.

Özellikle 1980'li yılların ikinci yarısından itibaren, hükümetler sanayi sektöründe altyapı yatırımlarını hızlandırmak ve daha iyi şartlarla kaynak ihtiyacını karşılayabilmek için, "yap-işlet-devret" modelini devreye sokmuşlardır. Sermaye piyasasına yönelik olarak ise, öncelikle küçük tasarrufların sanayiye yönlendirilmesini sağlamak amacıyla gerekli önşartlar hazırlanmış ve 1981 yılındaki bir kanun ile Sermaye Piyasası Kurulu oluşturulmuştur. Bu önlemlere paralel olarak, bankacılık hizmetleri modernleştirilmiş ve uluslararası işlemlerin daha da hızlandırılabilmesi için, gerekli yasal düzenlemeler yapılmıştır. Sanayileşme politikasının vazgeçilmez önşartlarından olan ulaştırma ve haberleşme hizmetlerinin iyileştirilmesi konusuna ise özel bir önem verilmiştir.

Önemli bir bölümü 1980 yılında başlatılan ve ihracata yönelik düzenlemelerle birlikte döviz kazandırıcı faaliyetleri teşvik eden önlemler, sanayinin rekabet gücü kazanması ve ihracatın artırılması yönünde büyük katkılar sağlamıştır. Türkiye'de açılmış bulunan serbest bölgeler ve uluslararası fuarlar ise Türk sanayiinin gelişmesi ve dünya pazarlarıyla bütünleşmesi yönünde oldukça etkili olmuşlardır. Sanayi kesiminin gelişmesine yönelik olarak gösterilen bütün bu gayretler sonucunda, Türkiye'nin toplam ihracatında sanayi ürünlerinin payı, 1980-1998 yılları arasında %36'dan %77.4 seviyesine yükselmiştir.

Sanayi sektöründeki büyümenin esas kaynağı, özel sektörün yatırımları ve dinamizmidir. Son yıllarda mevcut sanayi yapısının iyileştirilmesi çalışmalarına paralel olarak, kamu kesiminin yürüttüğü iktisadi faaliyetlerin özelleştirilmesi çalışmalarına hız verilmiştir. Kamu kesiminin sanayi üretimine yönelik olarak yaptığı yatırımlar da azalmıştır. Ayrıca Türk özel sektörü tarafından yürütülen Araştırma-Geliştirme (AR-GE) faaliyetleri, 1990'lı yılların ortasından itibaren devlet tarafından sistemli bir şekilde desteklenmeye başlanmıştır. Ayrıca 1995 yılında AR-GE faaaliyetlerinin devlet yardımlarıyla desteklenmesine ilişkin mevzuat yürürlüğe girmiştir.
Dünya pazarları ile bütünleşme yönünde yürütülen çalışmalar bütün hızıyla devam etmektedir. Türk sanayii, elde ettiği tecrübe ve birikimlerle Ortadoğu, İslam ülkeleri ve 1990 sonrası dönemde bağımsızlığını kazanmış Orta Asya Cumhuriyetleri başta olmak üzere tüm dünya ülkelerinde yapılmakta olan ortak yatırımları üstlenebilecek ve yönlendirebilecek bir seviyeye ulaşmıştır.

Son yıllarda, Türkiye'ye yapılan iş ziyaretlerinde büyük artışlar olmuştur. Ortak yatırım projelerinin desteklenmesi amacıyla, Türkiye'deki tüccar ve sanayicinin en önemli meslek kuruluşlarından biri olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), esnaf ve sanatkarların en üst meslek kuruluşu olan Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK), sanayici ve işadamları dernekleri, özel firmalar ve vakıflar tarafından çeşitli faaliyetler yürütülmektedir.

Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYİH) sektörel dağılımı incelendiğinde, sanayi sektörünün 1997 yılında %21.9 olan payının 1998 yılında %19.6'ya düştüğü görülmektedir. Sanayi sektörü genel eğilime uygun olarak %9.1 gibi yüksek oranlı bir büyüme hızı ile başladığı 1998 yılında, ancak %1.8 oranında bir büyüme göstermiştir. Sanayi katma değerinin GSYİH içerisindeki payında yaşanan düşüşte, imalat sanayii üretiminde görülen azalma etkili olmuştur. Toplam sanayi üretimindeki payı %8.5 civarında olan ve 1996 yılında %7.7, 1997 yılında %12.3 artan imalat sanayii üretimi, 1998 yılının ilk yarısında da büyüme eğilimini devam ettirmiştir. Ancak, yılın ikinci yarısından itibaren önemli ölçüde iç talep yetersizliğinden kaynaklanan bir üretim daralması yaşanmıştır. 1997 yılında %79.4 olan imalat sanayii kapasite kullanım oranı da, 1998 yılı sonu itibariyle %76.6'ya gerilemiştir. Bununla birlikte toplam ihracatın %77.4'ünü oluşturan sanayi ürünleri ihracatı, 1998 yılında bir önceki yıla göre %5.6 oranında artış göstererek 20 milyar 866 milyon dolara yükselmiştir.

gsmh

Dünya Bankası verilerine göre, Türkiye 1980-1991 yılları arasında gösterdiği yıllık ortalama kişi başına %2.9'luk GSMH artışıyla 127 ülke arasında 16. sırada yer almıştır. Yine aynı kuruluş tarafından yayımlanan "1997 Dünya Kalkınma Göstergeleri" isimli rapora göre Türkiye, dünyanın yükselen devleri olarak nitelendirilen Çin, Brezilya, Rusya, Hindistan, Meksika, Arjantin, Endonezya, Tayland ve Pakistan ile birlikte dünyanın gelişme potansiyeli en yüksek 10 pazarı arasında yer almıştır. Son yıllarda Türk ekonomisi, 1980 ve 1994 yılları hariç, iyi bir gelişme trendi yakalamıştır. GSMH yıllık ortalama olarak 1980-1990 yılları arasında %5.3, 1990-1995 yılları arasında %3.2 ve 1995-1997 yılları arasında ise ortalama %7.9 ile dünya ortalamasının üzerinde bir büyüme gerçekleştirmiştir.
1998 yılı başında enflasyonda kalıcı bir düşüş sağlamak, makro ekonomik dengelerde istikrarı oluşturmak amacıyla bütçe, borçlanma ve para programları üçer aylık dönemler itibariyle hazırlanarak yürürlüğe konmuştur. Yılın ilk yarısında programda öngörülen hedeflere ulaşılmış ve bu olumlu gelişmenin ardından Haziran 1999 tarihinde Uluslararası Para Fonu (IMF) ile 18 ay süreli "Yakın İzleme Anlaşması" yapılmıştır. Ancak 1997 ortalarında güneydoğu Asya'da başlayan krizin 1998 yılında daha da derinleşmesi, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de finansal politikaları olumsuz yönde etkilemiştir.

Nitekim enflasyonla mücadele politikalarının da etkisiyle 1998 yılında ekonomi ancak %3.8 büyümüştür. Bununla birlikte program hedeflerine büyük ölçüde ulaşılmış, enflasyon azalma kaydetmiş ve büyüme hızı programda öngörülen %3 hedefinin üzerinde gerçekleşmiştir. Dolar bazında Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) %5 oranında artarak 204 milyar dolara, kişi başına düşen milli gelir ise 1997 yılına göre %4.7'lik bir artışla 3224 dolara yükselmiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:42 pm

dış ekonomik ilişkiler

İkinci Dünya Savaşından sonra, uluslararası ticaret devamlı olarak dünya ekonomisindeki büyümenin üzerinde bir performans göstermiştir. 1990-1995 yılları arasında dünya üretimi yıllık ortalama olarak % 2 artarken, dünya ticareti %6.2 oranında büyümüştür. Bu hızlı büyümenin en önemli nedeni ülkelerin giderek ticareti serbestleştirmeleri ve bu yöndeki müzakerelere ağırlık vermeleridir. Bu gelişmelerin sonucunda, sanayileşmiş ülkelerin ithalata uyguladığı vergiler, 1950'li yıllarda % 40'lar civarında iken, bugün % 3-4'ler seviyesine gerilemiştir. Dünyanın diğer bölgelerinde de aynı yöndeki politikalar ağırlık kazanmıştır. Türkiye de ithalat vergilerini Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin uyguladığı seviyelere çekmeye çalışmış ve 1995 yılında Gümrük Birliği Anlaşması imzalanmıştır.
1 Ocak 1996 tarihinden itibaren Türkiye ve AB ülkeleri arasında yürürlüğe giren Gümrük Birliği Anlaşması sonucunda, AB ülkeleri ile yapılan sanayi malları ticaretinde tüm korumalar kaldırılmış, diğer ülkeler ile olan ticarette de AB'nin Ortak Gümrük Tarifesi uygulanmaya başlanmıştır. Bu durum dış ticaret dengesinin 1996 yılında bir miktar bozulmasına neden olmakla birlikte, 1997 yılında ihracat %13 oranında artarak 26.2 milyar dolara, ithalat ise %11.3 oranında artarak 48.6 milyar dolara ulaşmıştır. Aynı yıl dış ticaret hacmi 74.8 milyar dolar, dış ticaret açığı da 22.3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Nitekim Dünya Ticaret Örgütü (WTO) tarafından 1997 yılında yayımlanan "Dünya Ticaretindeki Gelişmeler" adlı rapora göre, Türkiye dış ticaret hacmi en hızlı artan ve böylece dış ticaret dinamizmi en yüksek olan dünyanın 21 ülkesi arasında yer almıştır.

1998 yılında dış talepte bölgesel olarak yaşanan olumsuz gelişmeler nedeniyle, bir önceki yıl hızlı bir gelişme gösteren ihracat artış hızı yavaşlamış; % 2.7 oranında bir artışla 26.9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. ithalat ise gerek iç talepteki daralma ve ekonomide yaşanan durgunluk gerekse petrol fiyatlarındaki büyük oranlı gerileme nedeniyle % 5.4 oranında azalarak 45.9 milyon dolara düşmüştür. İthalat ve ihracatta görülen azalmalar neticesinde dış ticaret hacmi de %2.6'lık bir azalma göstererek 72.9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Dış ticaret açığı ise bir yandan ithalatın gerilemesi diğer yandan da ihracattaki artış oranının nispeten düşük kalması sonucunda %15 oranında azalarak 18.9 milyon dolara inmiştir.

Türkiye'nin 1998 yılı dış ticaretini özellikle ihracatını değerlendirirken dünya ekonomisinde yaşanan olumsuz gelişmelerin etkilerinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir. çünkü 1998 yılında temel olarak maliyet gelişmeleri ve döviz kuru politikaları açısından rekabet gücünü ciddi boyutta etkileyebilecek olumsuz bir gelişme görülmemekle beraber, dış talepteki daralma ihracattaki artışın % 2.7'de kalmasına yol açmıştır.

Türkiye'nin ihracat pazarlarında rakip ülkeleri olan Uzakdoğu ülkelerinin paralarının yüksek oranlarda değer kaybetmesi de başta tekstil ve konfeksiyon olmak üzere bazı sektörlerin ihracat performansını olumsuz yönde etkilemiştir. Yine özellikle demir çelik sektörünün ana pazarını oluşturan bu ülkelerin talebindeki daralma, adı geçen sektörün ihracatını ciddi bir şekilde aşağıya çekmiştir.

Türkiye'de ihracat çeşitli şekillerde teşvik edilmektedir. Son yıllarda parasal teşvikler yerini üretim ve yatırım safhasındaki teşviklere bırakmıştır. Bu çerçevede Türk Eximbank aracılığı ile ihracatçıya kredi, garanti ve sigorta desteği sağlanmaktadır. Geniş anlamda bir ihracat teşvik aracı olarak, 1980 sonrasında ihracatta bürokratik formaliteler azaltılmış ve basitleştirilmiştir.


ihracat-ithalat

Ülkede ihracatın ithalatı karşılama oranı 1990'lı yıllar boyunca %50'liler civarında gerçekleşmiş, 1994 krizi sırasında %77.8'e yükselmiştir. 1995 yılında %53.5 oranında artan ithalat, ithalatın ihracatı karşılama oranını %60.6'ya düşürmüştür. 1996 yılında da devam eden bu eğilim sonucunda, ihracatın ithalatı karşılama oranı %53.2 olarak gerçekleşmiştir. 1997 yılında %54.1 olan bu oran, 1998'de ithalatın azalması ve ihracatın artması sonucunda %58.7'ye yükselmiştir.


dış ticaret

Türkiye'nin ihracatında 1980'li yıllarda önemli bir yapı değişikliği ortaya çıkmıştır. Tarım ürünleri ihracatının toplam ihracat içindeki payı, 1970'de %75 ve 1980'de %57 gibi çok yüksek düzeylerde iken, 1998 yılında %18.7 olmuştur. Sanayi ürünleri ihracatının payı ise 1970'deki %18 ve 1980'deki %36 düzeylerinden hızlı bir şekilde artarak 1998 yılında %77.4'e yükselmiştir. Ayrıca 1980 sonrası dönemde imalat sanayii ihracatının ürün birleşiminde de tarıma dayalı olmayan sanayiler lehine bir değişim ortaya çıkmıştır. Bu gelişme Türkiye'nin ekonomik yapısında gerçekleşmekte olan "sanayileşme yönünde yapısal değişim" olgusuyla da uyumlu bulunmaktadır.
Türkiye'de ithalatın yapısına bakıldığında ekonomik kalkınma ve sanayileşme çabalarının doğal bir sonucu olarak 1990'lı yıllarda yatırım ve hammadde ithalatı payının yıllık ortalama %85'in üzerinde olduğu görülmektedir.

Son yıllarda izlenen liberal politikaların sonucunda, Türkiye'nin ithalatında tüketim mallarının payı da hızla artmaya başlamıştır. 1980'li yılların başlarındaki %2 gibi çok küçük bir düzeyden, 1985 yılından itibaren %8-9 seviyelerine ve 1990'lı yıllarda da ortalama %12'nin üzerine çıkmıştır.

Türkiye bazı mallar itibariyle dünya ticaretinde ön sıralardadır. Hazır giyim, tütün, bazı metaller, meyve ve kabuklu yemişler gibi ürünlerde dünya ihracatındaki payı %5-10 arasında değişmektedir.

Türkiye geleneksel olarak OECD ülkeleriyle daha fazla ticaret yapmaktadır. OECD ülkeleri 1998 yılında Türkiye'nin ihracat ve ithalatında sırasıyla %62.9 ve %72.9 oranlarında pay almışlardır. OECD içinde Avrupa Birliği (AB) ülkeleri önemli bir yer tutmaktadır. 1997 yılında %46.6 olarak gerçekleşen AB ülkelerinin toplam ihracat içindeki payı, 1998 yılında %50'ye yükselmiş ve 13.5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilmiştir. Aynı yıl AB ülkelerinden yapılan ithalat ise ülkenin toplam ithalatının %52.4'ünü oluşturmuştur. Görüldüğü gibi OECD ve AB ülkeleri Türkiye'nin dış ticaretinde önemli ve kalıcı bir yere sahiptir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:43 pm

sektörel büyüme hızı

Tarımın Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) içindeki payı, 1960'lı yılların sonunda %30 civarında iken, 1990'lı yılların başlarında %15'lere gerilemiş- tir. Buna karşılık sanayinin payı, aynı dönemde %19'dan %25'in üzerine çıkmıştır. GSYİH'nın 1998 yılı sektörel dağılımı incelendiğinde, tarımın bir önceki yıl %15.8 olan payının %17.6'ya yükseldiği, sanayinin payının ise %21.9'dan %19.6'ya gerilediği görülmektedir. Sanayi katma değerinin GSYİH içerisindeki payında yaşanan düşüşte, iç talep yetersizliğinden kaynaklanan imalat sanayii üretiminde görülen azalma etkili olmuştur. Özellikle tekstil, gıda, kimya, metal, makine- teçhizat sektörlerinde üretim daralmaları yaşanmıştır.
Ülkede hizmet sektörü de dünya ekonomisindeki gelişmelere paralel olarak milli gelir içindeki payını artırmıştır. Hizmet sektörünün GSYİH içindeki payı 1980 öncesi %50'nin altında iken, bu oran 1995 yılında %59.4, 1998 yılında ise %62.7'ye yükselmiştir. 2000 yılında hizmet sektörünün GSYİH içindeki payının %65 civarında olacağı tahmin edilmektedir. Ticaret sektörü milli gelire katkı açısından tüm hizmet sektörleri arasında en hızlı gelişen alt hizmet sektörüdür. Turizm sektörünü de kapsayan ticaret alt sektörünün GSMH'ya katkısının artmasında, turizmin son yıllardaki hızlı gelişimi önemli rol oynamıştır.

Ancak 1997 yılından başlayarak tüm dünyayı etkisi altına alan küresel krizlerin, ticaret sektörü üzerindeki etkisi 1998 yılında kendini hissettirmiş; 1997 yılında %11.2 olan sektörün büyüme hızı, 1998 yılında %1.2'ye gerilemiştir. Hizmetler sektörünün yaklaşık %10'luk bir kısmını oluşturan inşaat alt sektörü de küresel krizlerden önemli ölçüde etkilenmiştir. 1998 yılında gerek verilen yapı ruhsatları gerekse yapı kullanma izin belgelerinde önemli oranlarda azalmalar meydana gelmiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: BÖLGELER   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:44 pm

MARMARA BÖLGESİ

Marmara Bölgesi, Balkan Yarımadası ile Anadolu arasın da bir geçiş alanı oluşturur. Avrupa ve Asya bu bölgede birbirine bağlanır. Yaklaşık 67.000 km2lik yüzölçümüyle ülke yüzeyinin %8,5'ini kaplar. Adını bütünüyle toprakları içinde kalan ve boğazlar aracılığıyla Karadeniz ve Ege Denizi'ne açılan aynı adlı iç denizden alır. Ege kıyıları açığında yer alan Bozcaada ve Gökçeada (İmroz) da Marmara Bölgesi alanına girmektedir.
Marmara Bölgesi doğuda Karadeniz ve İç Anadolu Bölgeleri, güneyde Ege Bölgesi, kuzeybatıda da Yunanistan ve Bulgaristan ile çevrilidir. Diğer bölgelerde olduğu gibi, Marmara Bölgesi'nin sınırları da her yerde il sınırlarına uymaz. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, İstanbul, Kocaeli ve Yalova illeri bütünüyle bölge sınırları içindedir. Sakarya, Bilecik, Bursa, Balıkesir ve Çanakkale illerinin bazı toprakları ise Ege ve Karadeniz Bölgelerinin sınırları içinde yer alır.

Marmara Bölgesi'nin halkı geçimini sanayi, ticaret, turizm ve tarımdan sağlar. Türkiye'nin başlıca sanayi bölgesidir. Bölgedeki en gelişmiş sanayi alanı İstanbul-Bursa-İzmit eksenidir. İlkçağ'dan beri önemli bir ticaret merkezi olan ve kıtalararası ulaşım yolları üzerinde bulunan İstanbul, bölgeye ülke çapında bir üstünlük sağlar. Bölgenin diğer yörelerinde de yaygın sanayi faaliyetlerine rastlanır. ıretilen başlıca sanayi malları arasında işlenmiş gıda, dokuma, hazır giyim, çimento, kağıt, petrokimya ürünleri, beyaz eşya, gemi ve yat sayılabilir.

Bölgede aynı zamanda tarım da çeşitlenmiştir. Ekili alanların yaklaşık yarısı buğday tarlalarından oluşur. Buğdayı şekerpancarı, mısır ve ayçiçeği üretimi izler. Türkiye'nin ayçiçeği üretiminin yaklaşık %73'ünü, mısır üretiminin yaklaşık %30'unu gerçekleştiren bölgenin sebze ve meyve üretimi de önemli bir miktarı bulur. Mısır üretiminde Karadeniz Bölgesi'nden sonra ikinci sırada yer alan bölge, zeytin üretiminde de Ege Bölgesini izler. Sofralık Gemlik zeytinleri ünlüdür. Bağcılık konusunda da gelişmiş olan bölgede, Tekirdağ, Şarköy, Mürefte, Avşa ve Bozcaada üzüm ve şarap larıyla tanınır.

Avrupa'nın güneydoğusunda yer alan Marmara Bölgesi, dünyanın en güzel manzaralarına, önemli mimarlık ve sanat eserlerine sahiptir. Marmara Denizi'ndeki adalar, yarımadalar ve koylar, bölgedeki dağlar ve ormanlar ile kentlerde tarih ve doğa içiçedir. Birçok büyük uygarlığın doğduğu ve gelişip kök saldığı bu bölge, iki kıta arasında geçiş yapan kavimlerin göç yollarını oluşturmuştur. Bu ka vimlerin ve bölgeye yerleşen ulusların bıraktıkları izlere adım başında rastlamak mümkündür. Eşsiz doğal ve tarihi değerlere sahip olan bölgede turizm de çok gelişmiştir. Her yıl bölgeye önemli sayıda turist gelmektedir. Bölge Türk turizminin ülke genelinde finans, yatırım, eğitim ve operasyon merkezidir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:45 pm

EGE BÖLGESİ

Ege bölgesi Türkiye'nin denize doğru geniş bir biçimde açılan tek bölgesidir. Yaklaşık 79.000 km2lik yüzölçümüyle ülke topraklarının %11'ini kaplar. Anadolu'nun batısında bulunan bölge, adını komşu olduğu denizden alır. İzmir, Aydın, Manisa, Kütahya ve çok küçük bazı kesimleri dışında Uşak illeri tamamen bölge içinde kalır. Muğla, Denizli ve Afyon illerinin bazı toprakları ise Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinin sınırları içerisindedir. Aynı şekilde, Marmara bölgesinde yer alan Balıkesir ilinin Ege kıyıları ile Bursa'nın bazı ilçeleri Ege bölgesine taşar.
Ege Bölgesi sanayi etkinlikleri bakımından Marmara Bölgesi'nden sonra ikinci sırada yer alır. Tekstil, gıda ve otomotiv sanayii başta olmak üzere makina, yedek parça ve diğer sanayi kuruluşları İzmir'de, yağ sanayii Ayvalık ve Edremit yöresinde yoğunlaşmıştır. Uşak, Kütahya ve Afyon'da şeker, Kütahya'da azot fabrikaları vardır. Pamuklu dokumacılık İzmir, Uşak, Aydın, Nazilli ve özellikle Denizli'de yaygınlaşmıştır. Denizli, tüm bölgenin en önemli tekstil merkezi olup buradan yurtdışına ihracat yapılmaktadır. Halıcılık ise İç Batı Anadolu kesiminde Uşak, Kula, Gördes, Simav ve Demirci'de gelişmiştir. Afyon, mermeri ve mermer üretim tesisleriyle tanınır. İzmir Körfezi'ndeki Çamaltı Tuzlası, Türkiye'nin en önemli tuz üretim merkezidir.

Bölge Soma, Tunçbilek ve Yatağan'daki termik, Kemer ve Demirköprü'deki hidroelektrik santralleriyle Türkiye'nin toplam elektrik üretimine önemli katkılarda bulunur. İzmir yakınlarındaki Aliağa'da büyük bir petrol rafinerisi vardır.Ege Bölgesi'nde ekili ve dikili alanlar büyük yer kaplar. İç Batı Anadolu bölümünde, meyvecilik ve bağcılık ağırlık kazanır. Türkiye'nin tütün üretiminin yarısından çoğunu Ege bölgesi karşılar. Bölgenin, ülkenin toplam pamuk üretimindeki payı ise üçte bire yakındır. Gediz Ovası'nın kurutularak yurtiçi ve özellikle yurtdışına ihraç edilen çekirdeksiz üzümü, Büyük Menderes Ovası'nın inciri ve Edremit Körfezi'nin zeytin ve zeytinyağı üretimi bölge ekonomisine büyük katkıda bulunur. Bölge, Türkiye üzüm üretiminin üçte birinden fazlasını, incir üretiminin ise beşte dördünü karşılar. Türkiyedeki zeytin ağaçlarının %48'i bu bölgededir. Turunçgiller de bölgenin önemli bir ihraç ürünüdür.

Turizmin oldukça geliştiği Ege Bölgesi, ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlar. Bodrumlu ünlü tarih yazarı Heredot'un deyimiyle "Dünyanın en güzel gökyüzüne ve en iyi iklimine sahip" Ege kıyıları boyunca körfezler, yarımadalar, koylar, adalar ve ince kumlu plajlar ardarda sıralanır. Asırlar boyu sayısız mitolojik olaylarla içiçe yaşamış olan bölgede, adım başı tiyatroları, mabetleri, agoraları ve kaleleri ile ünlü antik kentlere rastlanır. Bu kentler zaman tünelinde gerçekleştirdikleri kent planlamaları ve felsefe, tıp, matematik, astronomi, mimari ve diğer sanat alanlarındaki başarılı performansları ile Batı uygarlığının temelini oluşturmuşlardır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:46 pm

AKDENİZ BÖLGESİ

Akdeniz Bölgesi, adını komşu olduğu denizden alır. Bölge genişliği 120180 km arasında değişen bir şerit halinde, batıda Köyceğiz dolaylarından başlayarak, doğuda Hatay ilinin bitim noktası olan Basit Burnu yakınına kadar sokulur. Yaklaşık 120.000 km2 lik yüzölçümüyle Türkiye'nin toplam yüzölçümünün yaklaşık %15'ini oluşturur. Hatay, Adana, İçel, Antalya, Isparta, Burdur ve Kahramanmaraş ilinin büyük bir bölümü Akdeniz Bölgesi'ndedir. Ayrıca Muğla ilinin Köyceğiz, Dalaman, Ortaca ve Fethiye ilçeleri de Akdeniz Bölgesi'ne girer.
Akdeniz Bölgesi'nde tarım ve sanayi geniş yer tutar. Bölgenin kıyı kesimlerinde son yıllarda sanayi bitkileri ekimine geniş yer verilmekle birlikte, tahıl tarımının büyük önem taşıdığı görülür. Nitekim Akdeniz Bölgesi'ndeki ekili alanların yaklaşık üçte ikisi tahıl tarlalarıyla kaplıdır. Tahıl ürünleri arasında, bölgenin bütün illerinde buğday başta gelir ve onu arpa izler. Sanayi bitkilerinden pamuk, bölgenin ana gelir kaynağıdır. Bölgenin pamuk üretimi, Türkiye üretiminin üçte ikisi kadardır. Hatay ili ve Göller Bölgesi'nin bazı kesimlerinde tütün tarımı yapılmaktadır.

Akdeniz Bölgesi'nde meyve ve sebze yetiştirilen dikili alanlar da büyük yer tutar. Turfandacılık, son yıllarda ulaşımın gelişmesine dayalı olarak çok ilerlemiştir. Meyvecilikte ilk sırayı turunçgiller alır. Türkiye'nin turunçgiller üretiminin beşte dördünden fazlası Akdeniz Bölgesi'nde gerçekleşir. Muz ise yanlızca bu bölgeye özgü bir meyvedir.

Bölgenin en hızlı sanayileşen kesimi Çukurova'dır. Çukurova aynı zamanda Türkiye'nin de başlıca sanayi merkezleri arasında yer alır. Adana'daki çeşitli sanayi kolları (özellikle tekstil) yanında, Akdeniz Bölgesi'nin başlıca sanayi tesisleri arasında; Mersin Petrol Rafinerisi (ATAŞ), İskenderun Süperfosfat ve Demir Çelik Fabrikaları, Antalya Ferrokrom ve Seydişehir Alüminyum fabrikaları sayılabilir.

Akdeniz Bölgesi, özellikle Antalya Körfezi çevresindeki doğal ve tarihsel zenginlikler sayesinde, Türkiye'nin en önemli turizm merkezi olmuştur. Antalya körfezi çevresinde, hiçbir Akdeniz ülkesinde rastlanmayacak ölçüde doğaya saygılı, modern ve son derece gelişmiş mimari konumlarıyla çeşitli tatil köyleri ve oteller yer alır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:46 pm

İÇ ANADOLU BÖLGESİ

İç Anadolu Bölgesi Türkiye'nin merkezinde bulunan İç Anadolu Bölgesi, 151.000 km2lik yüzölçümüyle Türkiye topraklarının yaklaşık %19'unu kaplar. Bölge Doğu Anadolu'dan sonra Türkiye'nin ikinci büyük bölgesidir. Nevşehir, Aksaray, Kırıkkale ve Kırşehir illeri bütünüyle bölge içinde kalır. Diğer illerin bazı toprakları ise Karadeniz, Akdeniz ve Doğu Anadolu bölgelerine taşar.
İç Anadolu'da, tarım ve hayvancılık önemli bir gelir kaynağıdır. Türkiye tahıl üretiminin yaklaşık üçte biri bu bölgeye aittir. Tahıl türlerinden en fazla buğday üretilir. Buğday üretimi bakımından Konya ilk sırada yer alır. İkinci sırada ise Ankara gelir. Bölgede genellikle makarna, bulgur ve irmik yapımına elverişli sert buğday yetiştirilir. Baklagillerden en çok fasulye ve nohut, az miktarda da mer cimek ekilir. Türkiye'nin patetes üretiminin üçte biri yine bu bölgede gerçekleşir. Sanayi bitkilerinden ise en fazla şekerpancarı üretilmektedir. Bağcılık ve meyvecilik bakımından Konya, Ankara, Niğde, Nevşehir ve Kayseri illeri önemlidir.

İç Anadolu'da daha çok orta ve küçük sanayi tesisleri bulunmaktadır. Halıcılık Kayseri, Sivas ve Konya yörelerinde yoğunlaşmıştır. Bölgenin başlıca sanayi kuruluşları Ankara, Eskişehir, Kayseri, Sivas, Konya, Kırıkkale ve Çorum gibi merkezlerde toplanmıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:47 pm

KARADENİZ BÖLGESİ

Karadeniz Bölgesi, yaklaşık 141.000 km2lik yüzölçü müyle ülke yüzeyinin %18'ini kaplar. Adını ve özelliklerini komşu olduğu denizden alan Karadeniz Bölgesi, doğuda Gürcistan sınırı ile batıda Adapazarı Ovası'nın doğu kenarı arasında uzanır. Artvin, Rize, Trabzon, Gümüşhane, Bayburt, Giresun, Ordu, Samsun, Amasya, Sinop, Kasta monu, Zonguldak, Bartın ve Bolu illeri bütünüyle bölge sınırları içinde kalırken, İç Anadolu Bölgesi sınırları içinde bulunan Artova ilçesi dışında Tokat ilinin tamamına yakın kesimi de yine Karadeniz Bölgesi'ne girer. Çorum ilinin yarısı İç Anadolu'da, diğer yarısı da Karadeniz Bölgesi'ndedir. Coğrafi özellikler bakımından bölge doğu, orta ve batı olmak üzere üç bölüme ayrılır.

Karadeniz halkının büyük çoğunluğu geçimini topraktan sağlar. Bölge tarımının en önemli özelliği, diğer bölgelerdeki başlıca tahıl türü olan buğdayın yerini bu bölgenin kıyı kesimlerinde mısırın almasıdır. Nitekim Türkiye'nin mısır üretiminin üçte birinden fazlası Karadeniz Bölgesi'nde gerçekleştirilir. Kıyı dağlarının gerisindeki ovalarda ise daha çok buğday ekilir. Bölgede arpa da önemli bir tahıl ürünüdür. Kızılırmak ve Yeşilırmak deltaları ile Gökırmak vadisinin Boyabat kesimi ve Devrez Vadisi'nin Tosya kesiminde pirinç yetiştirilir. Baklagiller üretiminde ilk sırayı fasulye, sanayi bitkilerinde ise şekerpancarı alır. Bölgede yetiştirilen diğer ürünler arasında patates, soğan, ayçiçeği ve kendir yer alır. Türkiye'de yanlızca Doğu Karadeniz'de yetişen çay ise bölgenin en önemli ürünlerindendir.

Karadeniz Bölgesi'nin özellikle doğu kesiminin başlıca meyvesi fındıktır. Karadeniz kıyı şeridi fındık ağaçlarıyla kaplıdır. Rize kesimlerinde seyrek olan fındıklıklar Trabzon kesiminde sıklaşır, Giresun ve Ordu illerinde en yoğun halini alır. Elma üretimi de oldukça fazla olan bölgede son yıllarda kivi ve avokado gibi meyveler de yetiştirilmeye başlanmıştır.
Karadeniz Bölgesi'ndeki başlıca sanayi kuruluşları Karabük ve Ereğli'deki demirçelik tesisleri, Çatalağzı Termik Santrali, Zonguldak çevresindeki taşkömürü havzaları, Murgul bakır üretim tesisi ve bölgenin çeşitli kesimlerindeki şeker, kağıt, sülfirik asit, bitkisel yağ, çay, fındık kırma ve fındık ürünleri, balık unu ve sigara fabrikalarıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:47 pm

DOĞU ANADOLU BÖLGESİ

Doğu Anadolu Bölgesi Türkiye'nin en büyük coğrafi bölgesi Doğu Anadolu'dur. Yaklaşık 163.000 km2lik yüzölçümüyle ülkenin %21'ini kaplar. Karadeniz, İç Anadolu, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ile komşudur. Ayrıca Gürcistan, Ermenistan, Nahcivan, İran ve Irak'la da sınırı vardır.
Doğu Anadolu Bölgesi Türkiye'nin en yüksek ve engebeli bölgesidir. Ortalama yükseklik 2000 m dolayındadır. Bölgede Türkiye'nin en yüksek dorukları yer alır; Ağrı Dağı 5137 m, Cilo Dağı'ndaki Reşko zirvesi 4135 m ve Süphan Dağı 4058 metredir. Yüksek ve dağlık oluşu, dağ sıraları ile denizden ayrılmış bulunması, Doğu Anadolu'da yıllık ortalama sıcaklığın düşük olmasına ve kışların sert geçmesine yol açar. Bölge kar yağışlı ve yerin karla örtülü olduğu gün sayısı bakımından diğer bölgelerden farklıdır. Kars ve Erzurum'da yerin karla örtülü olduğu günlerin sayısı yaklaşık 90 gündür.

Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki ekonomik etkinliklerin başında hayvancılık ve tarım gelir. Bölgede otlakların fazla yer tutması hayvan varlığını artırmış ve hayvansal ürünler üretimine ağırlık verilmiştir. Nitekim bölgenin hayvansal ürünler üretimi, Türkiye'deki toplam üretimin dörtte biri kadardır. Doğu Anadolu'nun kuzeydoğu kesimindeki KarsArdahan yöresinde iyi cins sığır yetiştirilmektedir.

Doğu Anadolu'da tarıma elverişli alanlar sınırlıdır. Bölge topraklarının ancak onda biri ekilebilir niteliktedir. Ekili alanların %90'dan fazlası tahıla ayrılmıştır. Tahıl türleri arasında buğday birinci, arpa ikinci sıradadır. Buna karşılık sanayi bitkileri ekimi pek yaygın değildir. Ekilen başlıca sanayi bitkileri arasında pamuk, tütün ve şekerpancarı yer alır. Şekerpancarı ekimine, bölgede şeker fabrikalarının yapımından sonra başlanmıştır.

Meyve ağaçları, yüksek kesimlerde neredeyse bütünüyle ortadan kalkar. Buna karşılık soğuktan korunmuş bazı çukur ovalarda çeşitli meyveler yetiştirilir. Erzincan, Malatya ve Elazığ ovaları bu bakımdan önemlidir. Van Gölü çevresindeki dar şeritte de iyi cins meyve yetiştirilir. Aras Vadisi'nin Kağızman'dan aşağıda kalan kesimi ve Iğdır Ovası da meyve ağaçlarının yoğunlaştığı yörelerdir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:48 pm

GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ

Güneydoğu Anadolu Bölgesi, yaklaşık 75.000 km2lik yüzölçümüyle Türkiye'nin toplam %9.7'sini kaplar. Doğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerine komşudur. Ayrıca Suriye ve Irak ile sınırı vardır. Diğer coğrafi bölgelerde olduğu gibi, bölge sınırları il sınırlarıyla üstüste gelmez. Çok küçük bazı kesimleri dışında Şanlıurfa ve Mardin illeri tümüyle bölge içinde kalır. Diğer illerin bazı bölümleri ise Doğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde yer almaktadır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi, kara iklimi koşullarıyla Akdeniz iklim koşullarının etkisi altındadır. Uzun süren yazlar çok sıcak ve oldukça kurak geçer. Kışlar soğuk ve yağışlıdır. Son yıllarda Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında bölgeye yapılan baraj gölleri sayesinde yöre ikliminde bazı değişiklikler yaşanmaktadır. Yaz aylarında hava kuraklığı oranında azalmalar olmuş ve yağışlar artmıştır.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi, tarım ekonomisi bakımından daha çok İç Anadolu Bölgesi'ne benzer. Akdeniz iklimine benzerliği nedeniyle bitkisel ürünlerde çeşitlenmenin görüldüğü Gaziantep yöresi dışında, tarım alanlarının büyük bölümü tahıl ekimine ayrılmıştır. Tahıl çeşitleri arasında buğday birinci sırayı alır ve payı Türkiye üretiminin onda birini geçer. Tahıllar arasında arpa ikinci, mercimek üçüncü sıradadır. Türkiye mercimek üretiminin %50'den fazlası Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne aittir. Pirinç ekimi, başta Diyarbakır ili olmak üzere sulama olanağı bulunan kesimlerde dağınık olarak sürdürülmektedir. Bölgenin kaderini değiştiren GAP kapsamında bazı ovalarda sulu tarıma geçilmiş ve sanayi bitkileri ekimine hız verilmiştir. Nitekim pamuk üretiminde bölge ovalarında, özellikle Şanlıurfa'nın güneyinden Suriye sınırına doğru genişleyen Harran Ovası'nda büyük bir patlama yaşanmaktadır.

Yörenin en kaliteli pamuğu burada yetişmektedir. Sanayi bitkileri arasında önemli bir yeri olan tütün ise Adıyaman, Siirt ve Diyarbakır yöresinde ekilmekte ve bu illerde "Şark Tipi" denilen değerli bir tütün türü yetiştirilmektedir. Gaziantep yöresinde üzümün yanısıra zeytin ve antepfıstığı da önemli ürünlerdendir. Adıyaman ve Siirt yörelerinde de antepfıstığı yetiştirilir. Özellikle Siirt'in iri taneli antepfıstığı çok lezzetlidir.

Bölgenin en önemli yeraltı zenginliği petroldür. Raman, Garzan ve Kahta çevresinde üretilen ham petrolün bir bölümü, bölgenin en önemli sanayi kuruluşlarından olan Batman Rafinerisi'nde arıtılır. Bir bölümü de boru hatlarıyla Akdeniz bölgesindeki dolum tesislerine taşınarak tankerlerle diğer bölgelere nakledilir.Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin sanayi yönünden en önemli ili Gaziantep'tir. Tekstil, makina ve gıda sanayii oldukça gelişmiştir. Sanayisi gelişmekte olan Diyarbakır, Mardin ve Şanlıurfa'da ise çimento, gıda, madeni eşya ve tarım aletleri gibi sanayi kolları ağırlıktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: AZERBAYCAN TÜRK CUMHURİYETİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:51 pm

AZERBAYCAN TÜRK CUMHURİYETİ

30 Eylül 1991 tarihinde bağımsızlığını ilân eden Azerbaycan Cumhuriyeti; Güney Kafkasya'nın doğusunda, Hazar Denizi'nin batısında 86.600 km2lik bir sahada yer almaktadır. Kuzeyde Dağıstan, Kuzeybatıda Gürcistan, güneybatıda Ermenistan, güneyde İran ile çevrilidir. Bölgenin en önemli özelliği kuzey-güney, doğu-batı istikametinde uzanan tarihi geçit ve ticaret yolları üzerinde bulunmasıdır.
Dünyadaki 11 iklim çeşidinden 9'una sahip olan Azerbaycan iklimi kuzeyden gelen soğuk hava kütleleri, güneyden gelen sıcak hava akımları ve hazar Denizi'nin etkisi altındadır. Genel olarak iklim kuru ve subtropikal karakterdedir. Kuzey bölgesinde kuru karasal iklim hakimdir.

Azerbaycan'ın önemli nehirleri Kura (Kür), Aras, Alazani, Samur, Terter, Kanık, Genceçay ve Beylegan nehirleridir. Hacı Kabul gölü en büyük göl olup, onu Sarısu ve Candahar izlemektedir. Tuzlu su gölleri ise Acınor ve Büyükşor gölleridir.
Azerbaycan'da Mingeçevir, Veriveri, Sarsank, Ceyranbatar, Akstafa ve Arpaçay barajları bulunmaktadır.

Başkenti Bakü olan Azerbaycan'da toplam 60 kaza ve 45 şehir bulunmaktadır. Başlıca şehirleri Sumgayıt, Guba, Ali Bayramlı, Lenkeran, Mingeçevir, Hankendi, Naftalan, Gence ve Suşa'dır.1995 sayımlarına göre nüfusu 7.553.000 olup genç bir nüfusa sahip olan Azerbaycan nüfusunun %53'ü kentlerde, %47'si kırsal alanda oturmaktadır. Nüfus yoğunluğu km2'ye 85.8 kişidir. Ortalama yaşam süresi 68.5 yıl olan Azerbaycan'da nüfus artış oranı %0.9'dur. Nüfusun %78.1' Azerbaycan Türkü, %7.9'u Rus, %14'ünün diğerleri teşkil etmektedir.



25 Aralık 1991 tarihinde Kril alfabesinin yerine Lâtin alfabesini kabul eden Azerbaycan 1995 yılında Lâtin alfabesinin uygulamasına geçmiştir. Azerbaycan'da okur-yazarlık oranı %98 olup, 9 yıllık ilk -orta öğretim mecburidir. 22 adet üniversite, Akademi ve Enstitü bulunmaktadır. Kütüphane ve müze yönünden zengin bir ülkedir. Önemli bir tarım ülkesi olan Azerbaycan'ın temel tarımsal ürünleri tahıl, pamuk, tütün, üzüm, sebze ve meyvedir. Hayvancılık kırsal alanda önemli bir geçim kaynağı olmaya devam etmektedir. Ham ipek üretiminde önemli yer tutan dut ağacı yetiştirilmesi ülkede yaygındır.

800 km uzunluğundaki Hazar denizi kıyısıyla akarsularında balıkçılık ve su ürünleri önemli yer tutmaktadır. Hazar denizinde avlanan Mersin balığı yumurtası dünyaca ünlü olup, dünya havyar üretiminin %80ini karşılamaktadır.Azerbaycan bitki örtüsü ve florası çok zengin bir ülkedir. Ormanlarının çoğunu yapraklarını döken ağaçlar ile çam ağaçları oluşturmaktadır. Bilinen bitki sayısı 1400'ün üzerindedir. Ormanlar ülke yüzölçümünün %12'sini kapsamaktadır.

Azerbaycan doğal kaynaklar tarafından çok zengindir. Kurşun, çinko, bakır, demir cevheri, barit, alünit, kobalt, arsenik, mermer, kireç taşı, siyonit, maden ve kaya tuzları bulunmaktadır. Az miktarda altın ve gümüş gibi kıymetli madenleri vardır. Ülkenin en büyük yer altı zenginliği petrol ve doğalgazdır. Petrolün %77'si Hazar denizinden sağlanmaktadır. Doğalzgaz ise Bahar, Kumadası ve Sangaçal'dan çıkarılmaktadır. Toplam petrol rezervi 118.65 milyar m3olduğu tahmin edilmektedir.

Azerbaycan'da temel sanayi dalları, petrol araştırma, sondaj makinaları üretimi, petrokimyasallar, gıda, tekstil, elektronik ve metal işlemedir. Sektörde yer alan bir çok fabrika, yeni teknolojileri uygulayamadığı için yetersiz durumdadır. Petrol işleme kapasitesi çıkardığı petrolün altında olduğu için ham petrol ihraç etmekte, rafine petrol almaktadır.
1995 yılına göre 2.727.837 kişi çalışabilir nüfusu oluşturmaktadır. Bunun %21.1' sanayi ve inşaat, %37.1 tarım, %41.8'i hizmetler sektöründedir GSMG 2400 dolar olup, kişi başına milli gelir, 317 dolardır.Azerbaycan'ın 1995 yılı ithalatı 667.7 milyon dolar ihracatı 547.4 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

Azerbaycan Cumhuriyeti'nde SSCB döneminden kalan bir çok unsur halen varlığını sürdürmesine karşın, yeni devlet yapısı henüz kurulma aşamasında bulunmaktadır.
Azerbaycan'da Cumhurbaşkanı, yürütme organları ve Cumhuriyet Parlamentosu bulunmaktadır. Yürütme yetkileri münhasıran Cumhurbaşkanı tarafından atanan icra hakimleri tarafından kullanılmaktadır.Azerbaycan'da çoğulcu demokratik yapının yerleşmesi yönünde önemli adımlar atılmaktadır. Anayasa taslağı ve seçim kanunu hazırlıklarının ardından ilk çok partili seçim 12 Kasım 1995 tarihinde yapılmış, bu seçimle birlikte anayasa halk oylaması ile birlikte kabul edilmiştir.

DİNİ VE MİLLİ GÜNLER

Yeniyıl : 1 Ocak
Şehitleri anma günü : 20 Ocak
Ergenekon Bayramı : 8 Mart
Cumhuriyet Bayramı (Bağımsızlık Günü) : 21 Mart
Millî ordunun kuruluş günü : 28 Mayıs
Kurtuluş Bayramı : 9 Ekim
Millî Kalkınma Günü (Ulusal Diriliş Günü) : 18 Ekim
Mevlüt Günü : 5 Aralık
31 Aralık Dünya Azerbaycanlılar Günü : 31 Aralık
Ramazan Bayramı
Kurban Bayramı

AZERBAYCAN TARİHİ
M.Ö. 6'ıncı asırdan itibaren 'ülke' olarak jeopolitik konumu itibarıyla çeşitli devletlerin hakimiyetinde kalmış olan Azerbaycan, bu ismi de Türklerin bölgeye gelip yerleşmesiyle almıştır.Türkler, Azerbaycan'a M.S. 4 ve 5'inci yüzyıllarda yerleştiler. 643'te Müslüman Arapların hakimiyetine geçen Azerbaycan, Abbasiler döneminde Türk emirler vasıtasıyla idare edildi. Selçuklu akıcılar'ı 7'nci asırdan itibaren Azerbaycan'a girdi.
Fakat Oğuz boyları 1015-1016'dan sonra Azerbaycan'a yerleşmeye başladı. Bölge, Sultan Alparslan döneminde selçuklu hakimiyetine girerken, 12 ve 13'üncü yüzyıllarda Atabegler ve Harezmşahların eline geçti. Azarbaycan 1320'de başlayan ve kısa süren Moğol hakimiyetinden sonra Cuciler'in istilasına uğradı. İran ve Altınordu Devleti'nin hüküm sürdüğü Azerbaycan, 1534'te Kanuni Sultan Süleyman tarafından Osmanlı topraklarına katıldı. Ancak bölgede 19'uncu yüzyıla kadar çeşitli hanlıklar kuruldu ve istikrar sağlanamadı.



Çarlık Rusyası'nın yıkılmasıyla Azerbaycan Türkleri, Mehmet Emin Resulzade önderliğinde, 28 Mayıs 1918'de Milli Azerbaycan Cumhuriyeti'ni kurdular. Fakat bu Cumuriyet, Kızılordunun 27 Nisan 1920'de Azerbaycan'ı işgaliyle ortadan kalktı. Sovyetler Birliği, 1936'da Azerbaycan topraklarının bir bölümünü Gürcistan ve Ermenistan'a vererek, bölgede kendisine bağlı 3 cumhuriyet kurdurdu. Azerbaycan'ın istiklali için, Sovyetler Birliği döneminde başlatılan 56 isyan, çok kanlı şekilde bastırıldı.

Sovyetlerin dağılma sürecine girmesiyle 1990'da bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan, tekrar Kızılordu'nun istilasına uğradı. Ancak Azerbaycan, Ağustos 1991'de Letonya, Estonya ve Litvanya ile bağımsızlığını ilan etmeyi başardı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:52 pm

KKTC

20 Temmuz 1974'de Türkiye'nin gerçekleştirdiği Barış Harekatı neticesinde yapılan toplumlarası görüşmelerin çıkmaza girmesiyle 15 Kasım 1983 yılında bağımsızlığını ilân eden KKTC, Türkiye'nin 60 km güneyinde bulunan Kıbrıs adası üzerinde kurulmuştur. Yüzölçümü 3.335 km2'dir. Toplam 9.251 km2 olan ada yüzölçümünün %35'i KKTC'ye aittir.
Coğrafî bakımdan düzlükler kapsayan KKTC, Beşparmak dağlarıyla ikiye bölünmekte, güneyinde ise Magosa'dan Lefkoşa'ya kadar uzanan Meserya ovası ile Lefkoşa'dan Güzelyurt'a kadar uzanan verimli topraklar uzanmaktadır.
Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı tipik Akdeniz iklimine sahip olan KKTC'nin en sıcak ayları Temmuz, Ağustos, en soğuk ayları Aralık, Şubat göze çarpmaktadır. Yağış ortalaması ise 70 mm. civarındadır.

1996 kesin olmayan sayım sonuçlarına göre KKTC'nin nüfusu 200.587 olup, km2'ye 59 kişi düşmektedir. Nüfus artışı ise %1.1'dir.

Başkenti Lefkoşa olan KKTC'nin diğer önemli şehirleri Gazimagosa, Girne ve Güzelyurt'tur. Yeşil Ada olarak bütün dünyaca tanınan Kıbrıs adasının kuzeyinde yer alan KKTC'inde tarım ve ormancılık faaliyetlerine özel önem verilmektedir. Ülkenin %57'si tarım arazisidir. Turunçgiller, arpa, buğday, zeytinyağı, patates, havuç, meyvecilik ve sebzecilik gelişmiş olup, sebze ve meyve açısından kendi kendine yeterli hale gelmiştir. Ülkenin kıt su kaynakları göz önünde bulundurularak modern sulama sistemleri kurulmuş, kısıtlı su kaynakları en rasyonel şekilde kullanılmaya çalışılmıştır.

Dağlık alanlarda küçükbaş, çiftliklerde ise büyükbaş hayvancılık yapılmaktadır. Arıcılık gelişmiştir. 1980-95 yılları arasında 184 binin üzerinde canlı kuzu, 737 canlı dana, 54 binin üzerinde canlı oğlak, 2800 canlı keçi ve 1000 canlı koyun ihracatı gerçekleşmiştir. Ayrıca 3000 hektarlık bir alan ağaçlandırılmıştır.

Sanayi fazla gelişmemiş olmakla birlikte gıda, inşaat ve giyim dallarında oldukça önemli gelişmeler sağlanmıştır. Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler şeklinde sanayi kurulmuş, 1995 yılında imalat sanayinde tesis sayısı 726'ya çıkmış istihdam edilen kişi sayısı ise 11.382'ye yükselmiştir. Lefkoşe, Gazimagosa ve Girne'de organize sanayi bölgeleri kurulmuş ve Gazimagosa'da kurulan serbest liman ile bu bölgede şu anda 22 işletme çimento ve deri paketleme, araç bakım ve onarımı, konfeksiyon imalatı ve transit ticaret sahalarında faaliyet gösterilmektedir. Elektrik enerjisi üretimi ülke ihtiyacını karşılayacak seviyeye gelmiştir.

Kuzey Kıbrıs tarihi ve turistik yerleri, güzel havası ve temiz çevresi ile turizmde her yıl gelişen cennet bir ülke olarak karşımıza çıkmaktadır.KKTC'nin gayri safi milli hasılası 767.0 milyon dolar olup, ihracatı 68.5 milyon dolar, ithalatı 330.0 milyon dolardır. (1996 yılı verileri). Ekonomide önem arzeden sektörlerin başında %18.2 ile ticaret ve sanayi %13.5 tarım gelmektedir. Fert başına düşen milli gelir 4.156 dolara ulaşmıştır.Ciddi bir işsizlik sorunu yaşamayan KKTC'de çalışır nüfus 76.454'dür. Bu nüfus tarım, sanayi, inşaat ve kamu hizmetlerinde yoğunlaşmaktadır.

1963-74 yılları arasında Rum ablukası altında olan dış ticaret 1974 Barış harekatından sonra aktivite kazanmış, Cumhuriyetin ilânından sonra da hız kazanarak büyümüştür. Bugün KKTC 70 ülke ile dış ticaret yapmaktadır. 1995 yılı itibariyle ihracatın %30'unu Türkiye'ye, %54.2'sini Avrupa'ya, ithalatının %53.2'si Türkiye'den, %27.1 ise Avrupa Topluluğu üzerinden yapmıştır. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti dışındaki Türk Cumhuriyetleri ile ticarî ve siyasi faaliyetlerini artırma yönünde yoğun çabalar harcanmaktadır. Anayasa 5 Mayıs 1985 tarihinde yapılan halk oylaması ile kabul edilmiştir. Çok partili demokratik bir sisteme sahip olan KKTC, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğüne dayalı, lâik ve bağımsız bir devlettir.

Cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanlar kurulu ve parlamentosu olan KKTC'nin en büyük sorunu uluslararası tanınmadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:53 pm

KAZAKİSTAN

Asya ile Avrupa arasında en önemli geçiş ülkelerinden birisi olan Kazakistan Doğu'da doğu Türkistan (ÇHC), güneyde Kırgızistan ve Özbekistan, batıda Hazar denizi, kuzeyde Rusya Federasyonu ile çevrilmiş olup, yüzölçümü 2.717.000 km2'dir.
Genelde büyük düzlükleri ihtiva eden Kazakistan coğrafyasını platolar, tepelikler, ovalar ve dağlar kaplamaktadır. Ülkenin batı ve güneybatı kesimlerine hakim olan Hazar çöküntüsünün güneyinde Üst-yurt yaylası, Mankışlak yarımadasında ise Karadağ ve Akdağ uzanır. Daha doğudaki Ural platosu ile Mugadjar tepeleri Hazar çöküntüsünü Turan ovasından ayırır. Batı kesiminde Uludağ, doğu kesiminde ise Cengiz dağları uzanmaktadır. Altay sıradağlarının uzantısı olan Tıgırek, Listugaay ve Halzum sıradağları doğudan Narum-Kolbin sisteminin uzantısı olan Tarbatagay sıradağları, güneyden Cungarya Aladağları ile Balkaş gölünün güneyinden Kazakistan'a girer. Kazakistan sınırlarında yükselen Tanrı dağlarının kuzeybatısında Cu-İli dağları uzanmaktadır.

Kazakistan'ın kuzeyinde büyük ve küçük Baruski çölleriyle orta kısımda Karakurum, güneyinde Kızılkum çölleri bulunmaktadır. Yine orta kesimde tuz göllerinin yer aldığı birçok çöküntü alanı yer almaktadır.



Kazakistan'da ülke genelinde sert karasal iklim hakimdir. Çok kurak geçen yaz. Kışın çok soğuğuna dönüşür. Kış ve yaz aylarındaki ısı farkı çok büyüktür. Kuraklık güney ve güneybatıya gittikçe artar. Yağışlar 100 mm.'nin çok altına düşer. Ülkede yedi bini aşkın akarsu bulunmaktadır. En önemli nehirleri Ural, Emba, Sırderya, İli ve İrtiş nehirleridir. Akarsuların birçoğu yazları kurur. Aral, Balkaş, Zaysan, Alakol, Tengiz ve Seletitengiz en önemli gölleridir. Ülkenin en büyük gölü olan Aral gölü bugün kuruma aşamasına gelmiştir.
Kazakistan Cumhuriyetinin başkentini Almatı'dan Akmola şehrine taşımıştır.

Nüfusu 16.679.000'dır. Bu nüfusun %56'sı kentlerde, %44'ü kırsal kesimde yaşamaktadır. Kadın nüfusu erkek nüfusundan %2 fazladır. kilometrekareye 6.2 kişi düşmektedir. Ortalama yaşam süresi 68.9 yıldır. Nüfus artış oranı ise %0.16 ile çok azdır. Nüfusun %46'sını Kazak Türkleri, %35'i Ruslar, %3'ünü Almanlar, %3'ünü Ukraynalılar, %11'ini ise diğerleri teşkil etmektedir. Çalışabilir nüfus 6.093.000 olup bunun %17.3'ü sanayide, %18.2'si tarımda çalışmaktadır. 1988 yılında alınan bir kararla resmi dil olarak Türkçe'nin Kazak lehçesi konuşulmaktadır. İlk ve orta öğretimde dokuz bine yakın okul, yüksek öğretimde ise 55 üniversite ve enstitü bulunmaktadır.

Kazakistan'da tarım ve hayvancılık oldukça gelişmiş olup tarımsal ürünlerin başında buğday ve pamuk gelmektedir. Darı, yulaf, mısır ve pirinç üretilmektedir. Diğer önemli ürünler şekerpancarı, meyve ve sebzedir. Hayvancılık daha çok sığır ve küçükbaş hayvan ağırlıklıdır. Ülkede 23 milyon hektar ormanlık alan bulunmaktadır.

Doğal kaynaklar yönünden zengin olan Kazakistan'da krom, çinko, bakır, kurşun, wolgram, asbest, barit, berilyum, bizmut, altın, demir, kömür, alüminyum, titanyum, bor, ferrokrom, petrol ve doğalgaz çok miktarda çıkarılmaktadır. Demir üretimi %9.8'lik bir payla önemli bir yere sahiptir. Bakır üretiminde dünyada yedinci sırada gelmektedir. Ülke petrol ve doğalgaz üretimi açısından dünyada yirmi üçüncü sıradadır. Toplam, 2.1 milyar ton petrol, 1,7 trilyon m3 doğalgaz rezervi bulunmaktadır. Petrol üretimi 1993 yılı itibariyle 23 milyon ton, doğalgaz üretimi ise 6.7 milyar m3'tür.

Önemli sanayi dalları tarım, metalurji, hafif sanayi, petrokimyasallar ve tekstildir.
Metal ve makine sanayi toplam sanayi üretiminin %15.9 kapsamaktadır. Bu alanda en önemli ürünler, traktörler, ziraat makinaları, yemleme için makinalar ve bunların yedek parçalarıdır. Kimya sanayinde ise petrol rafinasyonu, motor petrolü, dizel benzini, araba lastiği, kauçuk, plastik, krom bileşikleri, üretimi önde gelmektedir.

Kazakistan Cumhuriyetinde GSMG 1995 yılında 992 milyar Tengedir. Aynı yıla göre ihracatı 2.234.8 milyon dolar, ithalatı ise 1172.2 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.
Kazakistan Cumhuriyeti yeni anayasasını 28 Ocak 1993 tarihinde kabul etmiştir. Yeni anayasa demokratik, lâik ve üniter devlet yapısını öngörmektedir. Parlamento 177 üyeli olup, 135'i doğrudan, 42 üye ise Cumhurbaşkanı tarafından oluşturulan Devlet Listesinden seçilmektedir.

Hükümet başkanı ve üyeleri doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanmakta, ancak, Başbakan, Başbakan yardımcıları, Dış İşleri, İç İşleri, Savunma, Maliye ile Devlet Güvenlik Komitesi Başkanının atanmasında Parlamentonun onayı alınmaktadır. Cumhurbaşkanı 1995 yılında yayınladığı bir kararnâme ile "Kazakistan Millî Halklar Asamblesi"ni kurmuştur. Bu kuruluş 300 üyeden oluşmakta, doğrudan Cumhurbaşkanına bağlı, danışman organı niteliğindedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:54 pm

KAZAK TARİHİ

Kazak Adı: "Kazak adına eskiden Kazak'larla ilişki kuran, yazı kültürüne sahip memleketlerin yazılı kaynaklarında rastlamak mümkündür. Bunlar; Çin, Arap, Farsı, Bizans, Rus, Moğol ve Türk dillerinde yazılan eserlerdir. Bu eserlerin dil özelliklerinden dolayı "Kazak" adı: Asa, Kasa, Hasa, Haysak, Kosok, Gasag, Hasık, Kasok, Kazak, Kazsak v.s. çeşitli şekillerle yazılmıştır.


Kazak adının ne zaman ortaya çıktığını tam olarak söyleyemiyoruz. Çünkü, "Kazak" kelimesinin etimolojisi tarihin derinliklerinde yer almaktadır. Kazak'lar hakkında tarihçiler çeşitli hipotezler, deliller getiriyorlar. Mesela, Akademik Marr: "...Kafkaz'da "Kazak'lar (kasok, kasahi) yaşıyorlar...", Çekoslovak tarihçisi Groznıy: "Kazak'lar m.ö. Hazar denizinin Batı bölgesinde yaşayan Hun'ların torunları ve kafkaz kaspi kelimelerinin kaz, kas kökünden türemiş olduğunu, "Kazak" adının da bu kelimeden kaynaklandığını söylüyor. Ermeni tarihçi-yazar Musa Hareni: "...İran Padişahı Velirittis'in devrinde, m.ö. 197-126 y.y. Kazak'ların Farsı'larla savaştığını yazıyor."

Meşhur alim Vernştam, Radlof'un Vamberi'nin, Bartold'un, Samoyloviç'in, Marr'ın "Kazak" terimi hakkında söylediklerini destekleyerek, bu kelimenin tarihî asırlara inen kökeni olduğunu," Kaspii ve Sak kelimelerin mürekkebinden meydana geldiğini "hür, yiğit, bağımsız, isyancı anlamlarının sonradan kazandığını söylüyor. Kazak şairi Kadır Mırzalı: "...Biz-Kazak, ecelden erkindik ansağan..." diye, Kazak adının "hür" anlamına geldiğini belirtiyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:54 pm

ÖZBEKİSTAN

20 Haziran 1990 yılında egemenliğini, 1 Eylül 1991 yılında da bağımsızlığını ilân eden Özbekistan cumhuriyetle idare edilmektedir.
Özbekistan Cumhuriyeti Orta Asya'nın merkezinde Ceyhun ve Seyhun nehri ile Aral gölünün meydana getirdiği ova ile Tanrı dağlarının batı eteklerinde yer almaktadır. Kuzey ve kuzeybatısında Kazakistan, doğu ve güneydoğusunda Kırgızistan ve Tacikistan, güneybatısında Türkmenistan güneyde ise Afganistan ile komşudur.



Bütün Türkistan'ın coğrafî ve kültürel merkezi olan Özbekistan, 22 milyona yaklaşan nüfusu ile bölgenin geleceğini elinde tutmaktadır. Çünkü Orta Asya'nın siyasi istikrarı Özbekistan'a dayanmaktadır. Özbekistan'ın iç istikrarını ise homojen nüfus yapısı sağlamaktadır. Taşkent, Moskova, St. Petersburg ve Kiev'den sonra eski Sovyetler Birliği'nin en gelişmiş dördüncü kentidir. Fergana ise, Orta Asya'nın en çok nüfus yoğunluğuna sahip bölgesidir ve bölgeye geniş alilelerden oluşan aşiretler hakimdir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:56 pm

ÖZBEK ADININ KÖKENİ

Özbek kavminin adı hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Örneğin Ebugazi Bahadır Han (1603-1669)'ın belirttiğine göre Özbek adı, 1313-1340 yılları arasında hüküm süren Altınordu Hanı Özbek'in kendi halkına verdiği bir addır. Önceleri Çağatay ulusundan ayırmak için Cuci ulusunun doğu koluna verilen Özbek adı, bölge Türklerine İslamlığı benimseten Özbek HAn'dan sonra, özellikle Ebul Hayr'a bağlı kurulan boyların adı oldu. Böylece Özbek Han'ın ada, oymağı niteleyen bir süreklilik kazandı. Yakubovsky'nin belittiğine göre Özbek Han 1335'te Azerbaycan seferine çıktığında askerlerine "Özbekler" deniliyordu. Ebul-Hayr'ın kendi devletini kurmasıyla da "Özbek" devletin adı oldu.


Bugün Özbekistan Cumhuriyeti'nin 969'unu oluşturan ve geçmişte ÖSSC'ninda yaşayan ve nüfusun çoğunluğunu oluşturan Özbekler çeşitli Türk boylarından oluşmaktadır. Ruslar zamanında Özbeklere Sart, Kurama, Tacik, Çağatay, Türk, Mülmlan gibi adlar da vermişlerdir.

Bilindiği gibi, Altınordu Hanı Özbekin soyundan gelen yöneticiler, Fergane Vadisi'nde Türkleri bir araya toplayarak, yeni bir devlet kurmuş ve bu devlete de "Özbek Devleti" adını vermişlerdir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:56 pm

GENEL OLARAK ÖZBEKİSTAN
Coğrafî olarak, Orta Asya'nın merkezinde yer alan Özbekistan, güneybatıdaki Amuderya ve kuzeydoğudaki Siriderya Nehirleri arasında uzanan toprakların büyük bölümünü kapsar. Kuzey ve kuzeybatıdaki Kazakistan, doğu ve güneydoğuda Kırgızistan ve Tacikistan, güneybatıda Türkmenistan, güneyde ise Afganistan, güneybatıda Türkmenistan, güneyde ise Afganistan'ın küçük bir bölümüyle çevrilidir. 1936'da kurulan Karakalpak Özerk Bölgesi de Özbekistan sınırları içindedir.


Sovyet döneminde olduğu gibi bugün de Özbekistan toprakları idari olarak 12 eyalete ayrılmıştır; Buhara, Navii, Endican, Harezm, Surhanderya, Cizzak, Kaşkaderya, Namangan, Semerkand, Siriderya, Taşkent ve Fergana. Ayrıca ülkede 156 şehir, 104 kasaba ve 1254 tane köy bulunmaktadır.

Orta Asya Cumhuriyetleri'nden biri olan Özbekistan, 447.600 kilometre karelik yüzölçümü ve 22 milyona varan nüfusu ile bölgenin en kalabalık ülkesidir. Eski SSCB içinde de Rus ve Ukraynalılardan sonra en büyük üçüncü "millet" Özbekler olmuştur.
Özbekistan'da 60'tan fazla etnik grup yaşamaktadır. Cumhuriyet içerisinde Kongrat, Nayman, Kineges, Mangıt, Toyak, Saray, Barın, Üç Uruğ, Bugut, Arlat, Kanglı, Kırk, Bataş ve Karakalpak gibi boylara rastlamak mümkündür. Ancak bu boylar arasında evlilikler oldukça sınırlı kalmıştır. II. Dünya Savaşı öncesi 1926-1939 yapılan nüfus sayımları, müslüman halkların nüfus artışının ülke ölçüsünde, Slav kökenli ve diğer halklarınkinin gerisinde kaldığını göstermektedir. Savaştan sonra bu durumda köklü değişiklikler oldu. Bugün de özellikle Özbekistan, nüfus artışı yönünden dinamik toplulukları barındırır. Özbekistan'ın son belirlemelere göre 21.6 milyon olan nüfusunun %69'unu Özbekler, %9'unu Ruslar, %4.7'sini Tacikler, %4.1'ini Kazaklar, %2.4'ünü Tatarlar, %2.1'ini Karakalpaklar ve %7'sini diğer etnik gruplar oluşturmaktadır.

Rus azınlık nüfusu, diğer Türk Cumhuriyeti'ne oranla Özbekistan'da daha azdır. Ruslar, Taşkent gibi büyük metropollerde yaşamakta ve başat mevkiilerde yer almaktadırlar. Özbekistan'daki yönetim kadrosu esas olarak Özbeklerden oluşmakla birlikte teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren yerlerde Ruslar görev yapmakta ve özellikle hizmet sektöründe hakim durumda bulunmaktadırlar. Özbekler ile Ruslar arasında kayda değer bir çatışma yaşanmamış olmasına rağmen, gelecekleri konusunda belirsizlik, Özbekistan'ın Kasım 1993'te ulusal parasını tedavüle koyması ve Özbek yönetiminin Rus azınlığa, Moskova'nın baskısına karşın çifte vatandaşlık hakkı tanımamakta direnmesi Rus nüfusun esasen var olan göç eğilimini artıran bir rol aynamıştır.

Özbekler ile bazı etnik gruplar arasındaki ilişkilerin de uyumlu olduğu söylenemez. Nitekim, 1989 yılında Özbekler ile Ahıska Türkleri arasında kanlı çatışmalar meydana gelmiş, bir grup Ahıska Türkü ülkeyi terk etmiştir. Yine Fergana Vadisi'nin Kırgızistan tarafında Kırgızlar ile Özbekler arasında toprak anlaşmazlığı nedeniyle ortaya çıkan ciddi olaylar Özbekistan'daki Kırgızlar ile olan ilişkileri de etkilemiştir.
Özbekistan nüfusunun büyük bölümünün Özbeklerden oluşması hem bir siyasi güç, hem de bir istikrar unsuru olarak değerlendirilmektedir. Bu durum aynı zamanda yönetimde ve ekonomide Ruslar tarafından donatılmış olan kilit mevkiilerin Özbekleştirilemesinde Kerimov'a büyük kolaylıklar sağlamıştır.
Özbekistan'daki nüfus artışı oldukça fazladır ve üçüncü dünya ülkelerine eşittir. Ancak bu durum özellikle ekonomi yönünden birtakım olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir. Mesela bütün ülkedeki çalışma yaşına gelmiş nüfusun, bu ülkedeki artışı %90'dan fazladır. Tüm eski SSCB'nin iki katı doğum hızına sahip Özbekistan'da bu artış 1970-1989 yılları arası %68.6 olarak tespit edilmiştir. Oysa bu oran SSCB'de %18.6 olmuştu. 2010 yılında Özbekistan'ın 32-36 milyona ulaşacağı hesaplanıyor. Bu nüfus artışının sonucu olarak, verimli ve su tarımı yapılan bölgelerde yoğunlaşma artacak ve kişi başına düşen toprak alanı azalacaktır.

Bu soruna göç politikası ile çözüm bulunması da şimdilik mümkün görülmüyor. Çünkü bütün Orta Asya bölgesinde yerleşik nüfusun göç oranı genel ortalamanın %25-30'u dolayındadır. Bu bölgelerden oldukça az göç olmaktadır ve özellikle kırsal kesimdeki nüfus hareketsizdir. Bunun yanında, Özbekistan diğer Orta Asya Cumhuriyetleri'ne oranla kentli nüfusun en fazla olduğu ülkedir. 1979-1980 arasında bu oran %41 olarak belirlenmiştir. Ancak kentli nüfusun giderek azalması olgusu bugün de devam etmektedir. Kırsal yörelerde oturan ve toplam nüfusun %59'unu oluşturan halkın dörtte üçü Özbek kökenlidir.

Özbekistan, Azerbaycan'dan sonra en fazla yerli nüfusu kapsar ve diğer cumhuriyetlere oranla en az Rus nüfusu barındıran ülkedir. Ülkede pek çok etnik grup olmasına karşın Özbekler, %7 oranında Tacikistan'da %3.5 oranında Kırgızistan'da, %2'si Türkmenistan'da ve Kazakistan'da yaşamaktadır. Ayrıca Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde 20 bin dolayında Özbek yaşamaktadır.

Bugün nüfusun yaklaşık %2.1'ini oluşturan Karakalpaklar, Kazaklara yakın bir Türk boyudur. Yaşadıkları bölge olan Karakalpakistan, 1925 Nisan'ında Kazak Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin bir bölgesi durumundaydı. 20 Mart 1932'de özerk statüsünü kazanan bölge, Aralık 1936'da Özbek Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne dahil edilmiştir.
Özbekistan'ın tarihten gelen ve zengin bir kültür ve debiyat temeli vardır. Semerkand ve Buhara şehirlerinde Türklük dünyasının en ünlü ve dünya çapındaki düşünürleri, edebiyatçıları, matematikçileri ve bilim adamları yetişmiştir. Diğer cumhuriyetlerde bulunmayan bu köklü kültür mirası, Özbeklere çok daha güçlü bir ulusal kimlik bilinci kazandırmıştır.

Bugün, Özbek Edebiyatı diye isimlendirilen edebiyat, 19. yy'ın ikinci yarısına kadar Orta Asya Türk oymaklarının ortak edebiyatı olarak gelişen ve Türkiye'de daha çok "Çağatay Edebiyatı" olarak bilinen kültürünün devamıdır.
Çok zengin bir kültür ve edebiyata sahip olan Özbekler, edebiyatları aracılığı ile de siyasi baskıları dile getirmiş ve ulusal bilinç ile bağımsızlık isteklerini canlı tutmaya çalışmışlardır. Bunun yanında bütün yıkıcı savaşlar ve iç çatışmalara rağmen zengin kültür varlıklarını korumayı başarmışlardır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:57 pm

TÜRKMENİSTAN

Türkmenistan Cumhuriyeti, 488.100 km2 (195.000 mil2) yüzölçümü olan uzunluğu batıdan doğuya 1.100 km., kuzeyden güneye 650 km. olan bir İç Asya ülkesidir. Toplam sınır uzunluğu 5.522 km.'dir. Kuzeyinde Kazakistan (Mangğistau, Kızılorda Oblastları) (379 km.) ve Özbekistan (Karakalpakistan Cumhuriyeti, Harezm, Nevaiy, Buhara, Semerkand, Kaşkaderya, Surhanderya Vilayetleri) (1.621 km.), batısında Hazar Denizi, güneyinde İran (Mazenderan, Semnan, Horasan Vilayetleri) (992 km.), güneydoğusunda Afganistan (Herat, Badgis, Faryab, Gausjan, Belh, Gur vilayetleri) (744 km.) bulunmaktadır.
Türkmenistan topoğrafik olarak daha çukur bir arazi üzerinde bulunmaktadır. Ülke topraklarının %84'ü (375.000 km2) çöl ve ülke topraklarının 2/3'ü tek başına Karaum çölüdür. İran ile arasında sınır oluşturan ve en yüksek noktası 2942 m'ye ulaşan Kopet dağları dışında arazi genelde düz olup, denizden yükseklik 150-300 m. arasındadır. Türkmenistan arazilerinin önemli bir kısmı Kopet dağlarının kuzeyinde yeralan bir graben (çöküntü alanı) üzerinde bulunmaktadır. Ülke toprakları bu çöküntü alanını dolduran başta Amu Derya (Ceyhun) nehri olmak üzere, birçok küçük derelerin getirdiği alüvyonlar üzerinde oluşmuş genç topraklardır. Türkmenistan'ın önemli su kaynakları Amu Derya (Ceyhun) (Türkmenistan'da 997,5 km., 620 mil.), Mugan (353,9 km., 220 mil), Tecen (299,9 km., 186,4 mil), Etrek (139,9 km., 87 mil) nehirleri ve suyunu Amu Derya'dan alan Kara-Kum kanalıdır (yaklaşık 1.200 km.).



Türkmenistan'a suptopikal çöl iklimi egemendir. Gece ve gündüz arasında büyük ısı farkı görülür. Kış ayları kısa ve soğuk, yaz ayları uzun ve sıcaktır. Bahar ortalarından itibaren ülkede yağış görülmez. Türkmenistan ikliminin genel karakterini okyanuslara uzaklığı ve etrafının yüksek dağlarla çevrilmiş olması belirlemektedir. Sonuçta meteorolojik hareketlerin hem günlük, hem yıllık büyük değişmeler gösterdiği tipik bir karasal iklim özelliği göstermektedir.

Başkenti Aşkabat olan Türkmenistan beş vilayete ayrılmıştır: Ahal, Balkan, Daş Oğuz, Levap, Mari. Önemli şehirleri Aşkabat, Merv, Türkmenbaşı, Daş hovuz Çardcov, Köhne, Ürgenç ve Keski'dir. Nüfusu 4.483.000 (1995) olan Türkmenistan'da kadın nüfusu erkek nüfusundan fazladır. Nüfusun 2.020.300'ü kentlerde, 2.463.000'i kırsal kesimlerde yaşamaktadır. Nüfus büyüme oranı %1.97'dir. Nüfusun %77'si Türkmenler %9.2'si Özbek Türkleri, %0.9'u Azerbaycan Türkleri %0.9'u Ermeniler, %0.1' Almanlar, %2.1'si diğerleridir.
Okuma yazma oranı %98 olan Türkmenistan'da resim dil Türkmenistan Türkçesi'dir. 10 yıl eğitimin zorunlu olduğu Türkmenistan'da 765 ilk-orta okul, 36 teknik okul, 84 sanat okulu, 1 üniversite ve buna bağlı 11 fakülte bulunmaktadır. Ayrıca 10 araştırma enstitüsü, 11 araştırma istasyonu ve 11 adet Solhoz'dan oluşan ziraî bilimler akademisi mevcuttur.

Tarımsal ürünlerin başında pamuk, meyve, sebze ve hububat gelmektedir. Nüfusunun yarıdan fazlasının köylü olması ve çalışanların %42.77'sinin tarımda yer alması Türkmenistan'a bir tarım ülkesi görüntüsü vermesine rağmen, ülke topraklarının büyük bir kısmının tarıma elverişli olması nedeniyle tarım Amu Derya Nehri boyunca yapılmaktadır. BDT pamuk üretiminin %17'si Türkmenistan'da gerçekleştirilmektedir.
Hayvancılıkta kıraç ve step alanlarda koyunculuk önem kazanmış, büyükbaş hayvanlarda sığır yetiştiriciliği ön plana çıkmıştır. Domuz ve kümes hayvanları yetiştiriciliği de hayli fazladır.

Türkmenistan doğal kaynaklar bakımından zengin bir ülkedir. Özellikle petrol ve doğalgaz en önemli yeraltı kaynaklarıdır. Henüz işletilmemiş geniş petrol sahaları bulunmaktadır. Sülfür, krom, kurşun, brom, kömür ve potasyum en önemli doğal kaynaklarıdır. Enerji üretimi açısından zengin olan Türkmenistan'da yıllık üretim 15 milyar kw civarında olup, %40'ını ihraç etmektedir. Doğalgaz rezerv ve üretiminde diğer Orta Asya Türk devletlerinden en önde gelenidir.
Türkmenistan'da temel sanayi dalları petro-kimya, tekstil, gübre, pencere camı, gıda sanayidir. Çalışabilir nüfus olan 1.600.000 kişinin %42.''si tarımda, %10.8'i sanayi dallarında diğerleri hizmet sektöründe kullanılmaktadır. 1990 yılına göre işsizlik oranı %20-25'tir.

Türkmenistan'ın 1995 yılı ihracatı 2.008 milyon dolar olup, ihraç ürünleri, doğalgaz, pamuk, petrol ürünleri, elektrik, tekstil, el yapımı halılardır. İthalatı ise 1.472 milyon dolar olup, en çok Türkiye, Rusya Federasyonu, Kazakistan, Azerbaycan, Özbekistan, İran ve Avrupa topluluğu ile yapmaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 3:58 pm

TÜRKMENİSTAN TARİHİ

İlk kez VIII. yy'da bir Sogut mektubunda geçen, X. yy'dan itibaren genel bir adlandırma olarak yerleşik hayata geçmiş Türkler için, ağırlıklı olarak da Müslüman Oğuz boyları için kullanılmaya başlanılan Türkmen adı bugün dar manada Türkmenistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türkmenler ile Irak, İran, Suriye ve Anadolu'daki Türkmen boylarına mensup olanlar için kullanılmaktadır.

Bu adın etimolojisi üzerine en tutarlı görüş Kuman, Karaman, Ataman, Kölemen, Köğmen gibi kelimelerde de görülen -man, -men ekinin Türk kelimesine eklenmesiyle oluştuğu görüşüdür. Türkmen Türkçesi Azerbaycan, Türkiye ve Horasan Türkçeleriyle birlikte Türk dilinin Oğuz Türkçesi grubunu oluşturur.



Safevî Türk hükümdarı Nadir Şah'dan sonra, İranlılar ile Hivelilerin hücumlarına maruz kalan Türkmenler, 1835'den itibaren Merv bölgesine doğru yayılmağa başlamışlardır. Oraz Han'ın başkanlığında Tecend Derya kenarında Oraz Kalesi inşa edilmiş, fakat Farslar ve Hivelilerin ani baskınlarıyla karşılaşmışlardır.


AŞKABAD

Türkmenistan Cumhuriyeti'nin başkenti olan Aşkabad, Hazar Denizi'nin doğusunda bulunan Karakum Çölü'nün güneyinde; Türkmenistan ile İran arasında uzanan Kopetdağ silsilesinin kuzey eteklerinde ve sınırdan 30 kilometre içerde yeralır. 19'uncu yüzyıl sonlarına kadar halkın Teke Türkmenlerinin oluşturması sebebiyle Ahal Teke adıyla anılan vahalar bölgesinin beşyüz çadırlı en önemli obası (avul) iken; bölgenin 1881'de Ruslar tarafından işgalinden sonra, şehir haline getirildi. Ruslar, önce bir kale inşa ederek, burayı, yeni kurdukları Zakarpiskaya eyaletinin başkenti yaptılar.
Dört yıl sonra da, Hazar Denizi kıyısındaki Krasnovodsk'u Buhara ve Taşkent'e bağlayacak demiryolu hattının buradan geçirilmesi üzerine, Aşkabad Rus göçmenlerin akınına uğradı. Kısa zamanda önemli bir ticaret ve hafif endüstri merkezi haline geldi. 1917'de kurulan Bolşevik yönetim, 1918'de Beyaz Rus ve Türkmenlerden oluşan karşı devrimcilerin eline geçti. Fakat kısa bir süre sonra General Kuybiçev kumandasındaki Kızılordu birlikleri şehri geri aldı. Böylece, Aşkabat adı da, ilk Bolşevik yönetimin kurulmasında etkili olan ihtilalci Poltoratsk'ın adıyla değiştirildi.

Şehir 1924'te Sovyetlerin yapılaşma hareketi sırasında, yeni kurulan Türkmen Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin başkenti yapıldı ve adı da 1927'de yeniden Aşkabad'a çevrildi. 1948'deki büyük depremde tamamen yıkılan Aşkabad, daha geniş bir alana, aynı plana göre; fakat daha alçak binalarla yeniden inşa edildi.

1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılması üzerine bağımsızlığını ilan eden Türkmenistan Cumhuriyeti'nin başkenti olan Aşkabad, bugün bir ticaret, sanayi, kültür ve sanat kenti durumunda. Cam, motor, karoser, tarım aletleri, pamuklu ve ipekli dokuma, iplik, ayakkabı ve gıda sanayii üzerine çeşitli fabrika ve imalathanelerin bulunduğu Aşkabad'da, Maksim Gorki Türkmen Üniversitesi başta olmak üzere, 6 yüksek öğretim kurumu, Türkmen Bilimler Akademisi, Çöl Enstitüsü ve Güney Türkmenistan Arkeoloji Enstitüsü yer almaktadır.

Kültür ve sanat kuruluşlarının en önemlileri ise; bölgede yapılan kazılarda bulunmuş eski eserlerin korunduğu Arkeoloji Müzesi, Türkmen etnografyası üzerine büyük değer taşıyan esereler sahip Etnografya Müzesi, Farsça yazmaların bulunduğu bir araştırma kütüphanesi, opera, çeşitli tiyatrolar ve kenti bir sinema sanayii haline getiren film stüdyolarıdır.1984'te 351 bin olan nüfusun yüzde 30'u Türkmen, yüzde 50'si Rus ve geri kalanı da diğer etnik gruplara mensuptu. Fakat 1991'de Türkmenistan'ın bağımsızlığını kazanmasının ardından, Aşkabad'daki Türkmen nüfus oranı da hızla artmaya başladı.1962'de yapımı tamamlanan Karakum Kanalı ile sulanan Aşkabad'ın vaha topraklarında pamuk, tahıl, sebze ve üzüm, kavun, karpuz gibi meyveler yetişiyor ve bölgede hayvancılık yapılıyor. En önemli hayvancılık ürünü, karakul kuzusu postu(astragan)dur. Bölgedeki en önemli madenler ise çinko, kurşun, sülfür ve barittir.

Aşkabad'ın 7 kilometre batısında, ilk çağ şehirlerinden Nesa, tamamen harabe vaziyette bulunmaktadır. 10 kilometre doğusunda da Asya'nın en eski yerleşim birimlerinden birine ait kalıntıların ortaya çıkarıldığı Anov Kurganı (höyük) bulunmaktadır. Kuzey-güney yönünde uzayan iki tepeden ibaret Anov Kurganı'nda, 20'nci yüzyıl başlarında yapılan arkeolojik kazılar sonucu, 4 kültür katından oluşan bir medeniyetin izleri tesbit edildi. Orta Asya ve ona bağlı olarak da Batı Çin tarihi için büyük önem taşıyan Anov'un ilk kültürü; kerpiç evlerde oturan, ziraatı, hayvan evcilleştirmeyi ve çanak çömlek yapmayı bilen neolitik(yeni taş) devir medeniyetine, son kültürü ise; demiri tanıyan bir maden devri medeniyetine aittir.

Kronoloji konusunda yapılan son çalışmalar, üçüncü kültürün, M.Ö. 6'ncı binyılın sonları veya 5'inci binyılın başlarına ait olduğunu göstermektedir. Ki, bu durum Orta Asya'da da, Ön Asya'dakiler kadar eski medeniyetlerin var olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Anov Kurganı'nın yakınında, kitabesinden Ebu'l Kasım Babür (ölümü 1457) tarafından yaptırıldığı anlaşılan bir de cami bulunmaktadır. Cami, 1948 depreminde yıkılmıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:00 pm

KIRGIZİSTAN

Kuzey ve kuzeybatıda Kazakistan, güneybatıda Özbekistan, güneyde Tacikistan, doğu ve güneydoğuda Doğu Türkistan (ÇHC) ile çevrelenmiş bulunan Kırgızistan Cumhuriyetinin yüzölçümü 198.500 km2dir. 15 Aralık 1990'da egemenliğini, 31 Ağustos 1991 yılında da bağımsızlığını ilan eden Kırgızistan bir Cumhuriyettir.
Tanrı dağları ve Pamir dağlarının eteklerinde bulunan Kırgızistan genellikle dağlık bir arazi yapısına sahip olup, ortalama yüksekliği 1500 metrenin üzerindedir. Tanrı ve Pamir sıradağları silsilesi Kırgızistan'ın coğrafi durumunu belirlemektedir. Tanrı dağlarının kuzeybatıya uzayan kolları olan Kırgızistan dağları ve Çatkalı dağı, güneybatıya uzanan Atbaşı ve Fergana dağları bulunmaktadır. Bu dağlar arasında dünyanın en güzel manzaralı göllerinden bir olan Issık Göl ile ülkenin en bereketli topraklarının bulunduğu Fergana vadisi bulunmaktadır.

Kırgızistan karasal bir iklime sahip olup, yıl boyunca çok az yağmur yağar. Deniz seviyesinden 2000 m. yüksek olan yerlerde kışlar, sıcak ve kurudur. Kış mevsimindeki hava sıcaklıkları özellikle dağlar ve dağ vadilerinde oldukça düşüktür.Narin, Tar, Kurşab, Talas, alay, Çu ve Kızılsu Kırgızistan'ın en önemli nehirleridir. Ülkede 3.000'den fazla göl bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi dünyanın en büyük ikinci krater gölü Issık gölüdür.



Başkenti Bişkek olan Kırgızistan'ın nüfusu 4.472.000'dir. bu nüfusun %39'u kentlerde, %61 ise kırsal alanlarda yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu km2'de 20 kişidir. Nüfus kompozisyonunu %52.4 Kırgız, %20.9 Rus, %12.7 Özbek, %2.4 Ukraynalı, %11.6 diğerleri oluşturmaktadır.

Altı idarî bölgeye ayrılan Kırgızistan'ın (Çuy, Issık-kul, Oş, Talas, Calalabad, Nevin) önemli şehirleri Bişkek, Oş, Calalabad, Tokmak ve Karabalta'dır.SSCB döneminde eğitim ve ilim alanında bilinçli olarak geri bırakılan Kırgızistan, bağımsızlıktan sonra eğitim alanına süratle el atmıştır. 1990/91 verilerine göre orta dereceli okul sayısı 1806, yüksek öğretim kurum sayısı ise 9'dur. 16 adet üniversite ve enstitü, 48 adet teknik ve sanat okulu bulunmaktadır.

Kırgızistan arazisinin %7'si tarıma elverişli arazidir. Temel tarım ürünleri hububat, pamuk, şeker pancarı, tütün, patates, kenevir, sebze ve meyveler teşkil etmektedir. Hayvancılık gelişmiş olup, koyun, keçi, büyük baş hayvan, arıcılık ve domuz üretme son yıllarda yer almaktadır. Yün ve deri en önemli gelir kaynağıdır. Önemli doğal kaynakları kömür altın, cıva ve uranyumdur. Kırgızistan Orta Asya'daki kömür rezervinin yaklaşık yarısını elinde bulundurmaktadır. Petrol ve doğalgaz yatakları genellikle Fergana vadisi kuzey doğu kesiminde yer almaktadır.

Kırgızistan Cumhuriyeti'nin temel sanayi dalların tekstil, gıda, maden ve metalurji endüstrisi, elektronik, demir dışı metaller, şeker, ipek ve koza işleme, deri işleme, tarım ve iş makineleri ile konservecilik teşkil etmektedir. Kırgızistan'da çalışabilir nüfus 1.835.900'dür. bu sayının %25.2'si sanayi, %38.2'si tarım, %19'u eğitim, sağlık, %6'sı hizmet, %11.3'ü ise ulaşım, haberleşme ve diğer sektörlerde çalışmaktadır. 1994 yılı itibariyle toplam ihracat 340 milyon dolar, ithalat ise 459 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Dış ticaret yaptığı ülkeler arasında BDT ülkeleri, Çin, ABD, İngiltere, Almanya, Türkiye, Fransa, Hollanda ve Japonya başta gelmektedir.

Kırgızistan Cumhuriyeti 5 Mayıs 1993 yılında parlamentoda oy birliği ile anayasasını kabul etmiştir. Cumhurbaşkanı yürütmenin başı konumundan çıkarılarak, devlet organının koordinatörü durumuna getirilmiştir. Yeni Anayasa 105 üyeli ve Batı ülkelerine benzer bir parlamento sistemi öngörmekte ve 35 kişilik yasama meclisi, 70 kişilik Temsilciler meclisinden oluşmaktadır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:00 pm

DİNİ VE MİLLİ GÜNLER



Yeniyıl : 1 Ocak
Yılbaşı : 7 Ocak
Kadınları Anma Günü : 8 Mart
Ergenekon Bayramı : 21 Mart
İşçi Bayramı : 1 Mayıs
Anayasa Bayramı : 5 Mayıs
Zafer Bayramı : 9 Mayıs
Kurben Ait (Anma Günü) : 13 Haziran
Bağımsızlık Bayramı : 31 Ağustos
Ramazan Bayramı

Kurban Bayramı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:01 pm

MANAS DESTANI

Türk boylarından biri olan Kırgızların milli destanı, dünya edebiyatının da sayılı şaheserlerinden ve en uzun destanı olan Manas Destanı, adını, destandaki kahramanlar alır. Bu destanı okuyup söyleyenlere de Manascı denilir. Manascılık, bir sanat ve meslek olarak kabul edilir.
Manas destanı'nda geçen hadiseler, bazı araştırmacılar tarafından Hun dönemine bağlanıyor. Ancak, bu olayların zeminini 9'uncu yüzyıl sonrasına bağlamak daha gerçekçi. 1120'li yıllarda Orta Asya'yı istila ederek Karahanlı ülkesini ele geçiren Moğol Karahitaylar'ın, Kırgızlar üzerine asker göndermesi ve bu sırada yaşanan olaylar Manas Destanı'na kaynaklık eder.

Ünlü Türkolog Wilhelm Radloff (1837-1918) Manas Destanı'yla ilgili ilk derlemeyi, Kırgızistan'ın Tokmak şehri güneyindeki Sarı Bağış boyuna mensup bir Manasçıdan 1869'da yaptı. Radloff'un derlediği yedi bölümlük Manas Destanı, toplam 11 bin 454 mısradan oluşuyor. Fakat, Manasçıların okuduğu dize sayısının, 16 bin mısra civarında olduğu belirtiliyor.

Kırgız Türklerinin milli kahramanı Manas'ın etrafında örgülenen Manas Destanı'nın ilk bölümünden itibaren; Manas'ın doğumu, daha beşikte iken konuşmaya başlaması, kafirleri yeneceğini söylemesi, büyüyüp delikanlı olunca Çinlileri yenmesi, Müslüman yiğit Almanbet'le tanışıp, birlikle birçok savaşa girmeleri, Manas'ın evlenmesi, düşmanları tarafından iki defa öldürülmesine rağmen tekrar dirilmesi, Mekke'yi ziyaret ve Kabe'yi tavaf etmesi, lirik bir üslupla anlatılır.

Destanda Manas'ın üçüncü ölümü, geri dönüşü olmayan bir ölümdür. Bundan sonra Manas'ın oğlu Semetey ve torunu Seytek'in destanları başlar. Manas Destanı, Semetey ve Seytek Destanlarıyla üçlü bir zincir oluşturur.Üç nesle uzanan Destan'da, Manas ülke yönetiminin kurucusu görevini yaparken; oğlu Semetey iktidarı tehlikeye sokar, torunu Seytek ise işleri yeniden düzene koyar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:02 pm

TÜRKİYE'YE GÖÇ

Kırgız Türkleri için Pakistan, bir mülteci sığınağı olmaktan öteye gidememiştir. Orada kaldıkları süre içinde yaşadıkları Gilgit'in Pamir'e göre çok sıcak olması, yabancı kültürlere ait toplulukların içinde millî benliklerini yitirme endişesi, Rahmankul'u rahatsız etmekteydi. Afganistan'dan Pakistan'a iltica eden Türk soylu gruplardan bir kısmının 1982 yılında Türkiye'ye getirilmeleri söz konusu olunca Rahmankul'un şahsî teşebbüsleriyle Kırgızların Türkiye'ye göçmeleri için imkân doğmuş oldu.
Kırgız Türkleri, dört yıl süren Pakistan macerasından sonra 3 Ağustos 1982 salı günü, 1138 kişilik bir kafileyi taşıyan uçaklarla Adana havaalanına indiler. Türkiye'de önce geçici olarak Van'ın Karagündüz köyüne yerleştirilmek istendiler. Ancak bu köyün hepsini barındırabilecek büyüklükte olmaması sebebiyle 362 kişilik 96 aile, yerleşme için Malatya'ya gitmek zorunda kaldı. 776 kişilik 197 aile Karagündüz'de kalabildi.

Türkiye'ye getirilen Kırgız Türkleri, dört yıl sonra, Van'ın Erçiş ilçesinin birkaç kilometre kuzeyinde, eski bir haranın arazisi üzerinde kendileri için kurulan Ulupamir köyüne yerleştirildiler. Liderleri Rahmankul Han, ömrünün son yıllarını, hiç değilse isminde Pamir'i yaşatan bu köyde geçirdikten sonra 6 Ağustos 1990 tarihinde vefat etti.

Türkiye'ye gelen bütün Pamir Kırgız Türkleri, bugün 300 hane, 2100 kişilik bir nüfus hâlinde Ulupamir köyünde yaşamaktadır. Onların gönlündeki arzu, gerçek vatanlarına artık bağımsızlığını kazanmış olan Kırgızistan'ın Pamir bölgesine, Kırgız kardeşlerinin arasına dönebilmektir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:02 pm

TACİKİSTAN

Nüfus; 6.102.000
Etnik gruplar; % 65 Tacik, % 25 Özbek
Yüzölçümü 143.100 km2
Komşuları; Özbekistan, Kırgızistan, Çin, Afganistan
Tacikistan, Orta Asya'nın can damarı Fergana vadisi ile Afganistan-Pakistan-Çin sınırlarında önemli bir yere sahip.

Türkistan bölgesinin temelini teşkil eden Özbekistan ve Kırgızistan arasına sıkışan ve Orta Asya'nın Çukurovası olarak değerlendirilen Fergana vadisini üçe bölen Tacikistan'ın sınırları, etnik meseleleri alevlendiren bir yapıda olduğu göz önüne alınırsa, başkent Duşenbe'deki gerginliğin Türk-İslam dünyası için ne kadar tehlikeli olduğu görülür.

Diğer cumhuriyetlerde olduğu gibi aşiret-bölgecilik kavgaları, Tacikistan'da ne yazıkki beş yıl içinde iç savaşa dönüşürken, yüzbinlerce kişi, Afganistan ve Özbekistan'a sığınarak, toplumsal ve ekonomik meselelere yenileri eklenmiştir. Bugün kuzey-güney sürtüşmesi olarak nitelendirilen anlaşmazlıklar, bölgeye hakim olmaya çalışan dış güçlerin etkisi ile, öncelikle Özbekistan-Kırgızistan ve Tacikistan arasında yapay parçalanan Fergana vadisi ve Özbekistan'ın geneline ve tabiatı ile bütün Orta Asya'ya yayılma tehlikesi söz konusu.



Afganistan olaylarını, tabii gaz ve petrolünü dışarıya çıkarmaya çabalayan Orta Asya'nın iktisadî gelişmesini engelleyen bir unsur olarak değerlendirirsek, Tacikistan'da patlayacak ikinci iç savaş, Orta Asya cumhuriyetleri bağımsızlığına zarar vereceği gibi, Doğu Türkistan'da Uygurların milli mücadelesinde arkaya sürecektir. Afganistan ve Tacikistan'daki bu gelişmeler aslında sadece Türk-İslam dünyası ve Türkiye için değil, Rus ve Çin ortasında denge arayışında olan Batı dünyası, özellikle ABD için de önemli bir mesele olarak değerlendirilebilir. Orta Asya'nın güçlendirilmesinde en önemli görevi yüklenen Özbekistan'ın ve doğal olarak diğer komşu ülkelerin geleceği,Tacikistan ile doğrudan bağlıdır.

Özbekistan'da muhalefet güçlerini destekleyen Tacik aydınlarının bağımsızlık yıllarında karşılaştığı zorluklar, iki toplum ortasında gerilim yarattığı bir gerçek. Sovyet döneminde en çok hor görülenlerin gerçeği açıklamaya çabalayan vatanperverler olduğu söylenirse bugün, bağımsızlıktan sonra tekrar gerçekleri aydınlatmaya çalışanların, aynı şekilde dışlandığını söylemek mümkün. Ne yazık ki, Türkistan medeniyetinin esas temelleri kurulan bugünkü Tacikistan ve Özbekistan içinde, geleceğe yönelik gerçekçi yatırımlar planlayan aydınlar çevresi olmadığı gibi, sadece kısa görüşmeler ile halledilebilecek sorunlar açık şekilde muhakeme edilememekte, sonuçta bölgeye uzun müddetli bakan dış güçlerin siyaseti hakim olmaktadır.

Bugün "Türkistan bizim evimiz" sözlerini sık sık kullanan hükümet içinde, Türk-İslam mefkuresini kavrayan ve Batı anlayışında ki demokratik düşünceyi kabullenen devlet adamları olmadığı gibi, bölgenin tabii önderi Özbekistan'ı basit düşünceler ile idare etmekle, onun tesirine girmemeye çalışan komşu ülkelerin ilişkileri zedelenmektedir. Bugün, bölgedeki devlet başkanları biraraya geldiğinde , bu sürtüşmeyi açık olarak görebilmek mümkündür. Özellikle, tabiî afet olarak bakılan Aral iç denizi ve bölgenin su kaynağı Amuderya, Sirderya (Seyhun-Ceyhun) nehirleri ile ilgili çalışmalarda, Taşkent-Aşkabad-Almatı-Duşanbe ve Bişkek ortasında, gerçekten farklı görüşler var. Fırat-Dicle meselesi Orta Doğu için ne derece önemli ise, Amuderya-Siriderya da Orta Asya için o derece önemlidir. Kırgızistan'da belli oranda hissedilen demokratik devlet anlayışının, Özbekistan ve Tacikistan'da mevcut olmaması da, mevcut çelişkiyi büyütmektedir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:03 pm

Tacikistan'ın kuzey bölgesi Hocand (Leninabad eyaleti) Özbeklerin yerleşim bölgesi olarak kabul edilir. Kuzey, tarım ve sanayi bölgesi olarak ülkenin en gelişmiş yerleri, Hocand'lılar diye tanımlanan bölge yönetim kadrosunda, eski komünistler döneminden kalanlar, Güneydeki grup bu yüzden, kuzeyi Özbekistan'a yakın bölge olarak karşısına alır. Güneyde yer alan Kulab eyaleti, Kurgan Tepe bölgesinde de, özellikle başkent Duşanbe'de, Özbekleri dağınık olarak görebiliriz. Afganistan sınırına yakın kalanlar genellikle Kulablılar olarak tanımlanır. Dağlı Bedahşân'da ise az sayıda Kırgız dışında, Tacikler ve Pamirliler görülür. Kendilerini sünni Taciklerinden ayrı kabul eden, hatta ayrı şive kullanan Pamirlilerin çoğunluğu ise, İsmaili olarak tanımlanıyor.
Yüksek dağları ile ülke üçe bölündüğünden, bölgeler arasında ilişki pek sağlam değildir. Ekonomik sorunlar yüzünden bölgecilik veya aşiretçilik oldukça güçlüdür. Bağımsızlıktan önce başlayan hükümet-muhalefet çekişmesi bu yüzden son darece karışık bir vaziyette olup özellikle güneyde, Afganistan sınırında başlayan esrar ve silah kaçakçılığı ve mafya anlayışındaki grupların zanaat sektörlerini elinde tutma isteği de, iç çekişmelerin daha da derinleşmesine sebep olmuştur. Tacikistan'daki iç savaştan faydalanan bu gruplar, dağlık bölgeden alınan haşhaş ve keneviri, Kırgızistan ve Özbekistan üzerinden Rusya hatta Türkiye ile Batıya ulaştırdığı bilinmektedir.



Hükümet-muhalefet tartışmalarının sonuçsuz kaldığı yıllarda, Özbekistan ve Rusya'nın etkisi ile büyüyen iç taşımalar bugün sadace Tacikistan için değil, komşu ülkeler içinde tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Belli bir süre hükümetle birlikte çalışan Hocand grubu ve özellikle Taşkent-Moskova yönetiminin etkisi ile görevden uzaklaştırılan birleşik muhalif güçler, uzun dönemde kazandığı silahlı başarı neticesinde Duşanbe yönetimini bugünkü hükümet ile paylaşmaya hazırlanması, hem Rusya hem de Özbekistan için yeni bir başlangıç olarak değerlendiriliyor. Özbek-Tacik-Pamiri ve diğer toplumların yer aldığı muhalefet, Çeçenistan'da yaşandığı gibi hem Rusya'ya olumsuz etki edecek hem de Özbekistan'da kendisine karşı olan Kerimov hükümetinin politikasını değiştirmeye zorlayacaktır.

Nitekim, Güneylileri temsil eden Cumhurbaşkanı Rahmanov'a yapılan suikast sonunda, yerel yönetim, Hacand grubunu temsil eden ve hükümet-muhalefet görüşmelerine alınmayan eski Başbakan Abdullacanov grubunu ayıplamaktadır. Önceki seçimlerde cumhurbaşkanı Nabiev'e mabluğ olan Abdullacanov, bir süreden beri hükümete karşı başlattığı çalışmalar, Taşkent hükümeti tarafından desteklendiği iddiaları var. Tacikistan hükümeti ise, Kuzeylilerin bu çalışmalarını Özbekistan'ın etkisi olarak değerlendirip, Hocand grubunu müzakerelere kabul etmeye yanaşmamaktadırlar.

Milli birlik hükümeti için çalışmalarını devam ettiren muhalefet, eski devlet anlayışını destekleyen Hocandlı Abdullacanov grubudan hoşlanmasa da, gelecek doplantılara alıması isteğini belirtmiştir Ama, cumhurbaşkanına karşı başarısız süikast olayı, buna fırsat vermediği gibi,üst üste-başlayan olayların Kuzey-Güney çatışmasını tekrar alevlendimesi söz konusudur.

Tacikistan'da bağımsızlıktan sonra yaşanan olayları genel olarak bölgelcilik diye tanımlasak da, ekonomik şartları göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Dış güçlerin bölgeye hakim olması istenmiyorsa, Tacikistan'ın, Orta Asya barışında önemli bir yeri olduğunu, öncelikle komşu ülkelere düşündürmek gerekiyor. Özellikle Özbekistan rehberleri, bu konuda daha anlayışlı olması ve Tacikistan'da muhtemel hükümet değişiminin Taşkent'i etkilemeyeceğini anlatmak için vakit geçmektedir. Özbekistan devleti kendi içinde, demokratik gelişmeleri kabul ederek politik reformlara yönelmesi bölgedeki gerginilği yumuşatacağı gibi, Orta Asya birliğini daha geniş anlamda kabul eden grupların, halk içinde daha etkin çalışmasına yol açılacak ve nihayet bölgesel işbirliği düşüncesi etrafında, Özbek-Tacik anlaşmazlığı yavaş yavaş eritilecektir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:04 pm

YARARLANILAN KAYNAKLAR VE BU KONULARDA YARDIMCI OLACAK KAYNAKLAR

ADIVAR, Abdülhak Adnan, Osmanlı Türklerinde İlim,
(Geliştirilmiş IV. Basımı Haz. A. Kazancıgil-S. Tekeli), İst. 1982
AFYONCU, Erhan, Osmanlı Devlet Teşkilatında Defterhane-i Amire
(XVI-XVIII. Yüzyıllar), basılmamış doktora tezi, İst. 1997
AGOSTON, Gabor, Macaristan'da Mevlevilik ve İslam Kültürü, İst. 1994
AĞAOĞLU, Ahmed, Medeniyette Vahdet, Türk Yurdu, c.1-21, 1929
AĞAOĞLU, Ahmed, Tarihî Devirler Arasında Milliyet, Türk Yurdu, c.3 (1342)
AĞAOĞLU, Ahmed, Türk Alemi, Türk Yurdu, c.1-2 (1327-1328)
AĞAOĞLU, Ahmed, Türk Medeniyeti Tarihi, Türk Yurdu, c.4 (1329)
AĞAOĞLU, Ahmed, Üç Medeniyet, haz. Tezer Taşkıran, Devlet Kitapları, İst. 1927
AĞAOĞLU, Ahmet, Türkçe Haram Lisan mıdır?, Toplumsal Tarih, Kasım 1997
AĞAOĞLU, Samed, Sovyet Rusya İmparatorluğu, İst. 1967
AHMED Caferoğlu, "Anadolu Etnik Yapısının Oğuz-Türkmen-Yörük Üçlüsü'',
(İslAm Tedkikleri Enstitüsü Dergisi, V/1-4), (İstanbul 1973)
AHMED EMİN, Komünizm ve Türk Gençliği, Toplumsal Tarih, Mayıs 1998
AHMED RASİM, Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi I-IV, İstanbul 1328-30.
AKA, İsmail, Mirza Şahruh ve Zamanı (1405-1447), Ank. 1994
AKA, İsmail, Şahruh'un Karakoyunlular Üzerine Seferleri,
(E.Ü. Tarih İncelemeleri Dergisi, sy 4, 1989)
AKA, İsmail, Timur Ve Devleti, TTK, 1991
AKA, İsmail, XV. yüzyılın İlk Yarısında Timurlularda Ziraî ve Ticarî Faaliyetler,
(İÜ E.F, TED, X-XI), (1979)
AKALIN, Cüneyt, Eski Sovyet ülkelerinde Müslümanlık, Toplumsal Tarih, Nisan 1994
Akçura Yusuf, Yeni Türk Devletinin Öncüleri, Ankara 1981.
AKÇURA, Yusuf, 'Türk Tarihinin Devrelere Taksimi, Türk Yurdu, c.8 (1331)
AKÇURA, Yusuf, Asrî Türk Devleti ve Münevverlere Düşen Vazife, Türk Yurdu, c.3 (1341)
AKÇURA, Yusuf, Türkler ve Tatarlar Birdir ve Medeniyete Hizmet Etmişlerdir.
(Altın Armağan, İst. 1328)
AKÇURA, Yusuf, Üç Tarz-ı Siyaset, TTK, 1976
AKMAZ, Ahmed, Rus yayılmacılığı karşısında Kafkasya müridizm hareketi Doğuşu,
(Kayseri 1994)
AKNERLİ GRİGOR, Moğol tarihi, İst. 1954
AKTEPE, M. Münir, Osmanlı İran münasebetleri ve Silahşör Kemanî Mustafa Ağa'nın Revan fetih-namesi: 1720- 1724, İst. 1970
AKYOL, Taha, Osmanlı'da ve İran'da Mezhep ve Din, İstanbul 1999
ALAN, Hayrunnisa, Osmanlı Timurlu Münasebetleri, MSÜ, Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İst. 1992
ALASYA, H. Fikret, Kıbrıs Tarihi ve Kıbrıs'ta Türk Eserleri, Ankara, 1977
ALASYA, Halil. Fikret, Tarihte Kıbrıs, Ank. 1988
ALTAR, Cevat Memduh ; Onbeşinci Yüzyıldan Bu Yana Türk ve Batı Kültürlerinin Karşılıklı Etkileme Güçleri Üstünde Bir İnceleme, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara 1981
ARAT, Reşit Rahmeti, Astrahan Hanlığı, TDEK, Ankara 1992
ARIKOĞLU, Ekrem, Tuva'da Şamanizmin Dünü Bugünü TKAE, Mayıs 1995
ARTUK, İbrahim, Artukoğulları Tarihi, İst. 1944
ASLAN, Mahmut, Kutadgu-Bilig'deki toplum ve devlet anlayışı, İst. 1987
AYNİ, Mehmed Ali, Milliyetçilik, Marifet Bas., İst. 1943
AYVERDİ, Samiha, Türk Tarihinde Osmanlı Asırları, Damla Yayınevi, İst. 1976
AZER, S., İran Türkleri, İst. 1942


En son tarafından C.tesi Eyl. 22, 2007 4:14 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:04 pm

BAINBRIDGE, Margaret, Dünyada Türkler. Ankara 1995
BAKIREZER, Güven, Nihai Atsız'ın Düşüncesi, Toplumsal Tarih, Mayıs 1996
BAKİLER, Yavuz Bülent, Türkistan Türkistan, Ank., 1989
BAL, Halil, Bulgaristan'da Türkçe yer adları, İst. 1987
BALTACIOĞLU, İsmayıl Hakkı, Türke doğru, İst. 1994
BANARLI, Nihad Sami, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, İst. 1971
BANG, W. G.-Reşit Rahmeti Arat. Oğuz Kağan destanı, İÜEF, 1936
BARTHOLD, Wilhelm, İlhanlılar Devrinde Malî Vaziyet, Türk Hukuk ve İktisat Tarihi Mecmuası, I (İst. 1931)
BARTHOLD, Wilhelm, Mir Ali Şir ve Siyasi Hayatı, Ülkü, X / 56
BARTHOLD, Wilhelm, Moğol İstilasına Kadar Türkistan, haz. Hakkı Dursun Yıldız, Ank. 1990
BARTHOLD, Wilhelm, Orta Asya Türk Tarihi hakkında Dersler, Ankara 1975
BARTHOLD, Wilhelm, Uluğ Bey Ve Zamanı, Kültür Bakanlığı, İst. 1930
BAYKARA, Tuncer, Anadolu'nun Selçuklular Devrindeki Sosyal ve İktisadî Tarihi Üzerinde Araştırmalar, İzmir 1990
BAYKARA, Tuncer, Anadolu'nun Tarihi Coğrafyasına Giriş I, Anadolu'nun İdari Taksimatı, Ankara, 1988
BAYKARA, Tuncer, Türkiye Selçukluları Devrinde Konya, Ankara, 1985
BAYSUN, Abdullah Receb, Türkistan Milli Hareketleri, İst. 1945
BAYTUGAN, B., "Kuzey kafkasya", Dergi Sovyetler Birligini Öğrenme Enstitüsü, nr. 61, Münih 1970
BEDDELEY, John, Rusya'nın Kafkasya'yı İstilası ve Şeyh Şamil, İst. 1989
BENNIGSEN, A., Kafkaslar'da Müslüman Gerilla Savaşı (1918-1928), Ank. 1986
BENNIGSEN, A., Stepde Ezan Sesleri (Sovyet Rejimi Altındaki İslamın 400 Yılı, İst. 1981
BERKOK, İsmail, Tarihte Kafkasya, İst. 1958
BROCKELMANN, Carl, İslam Milletleri ve Devletleri Tarihi, çev. Neşet Çağatay, Ank. 1964
BRONOVSKIY, Martin, KIRIM, Ank. 1970
BUDAK, Mustafa, 1853-1856 Kırım Savası'nda Kafkas Cephesi, İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, yayınlanmamış doktora tezi, İst. 1993
BUDAK, Mustafa, Osmanlı-Özbek Siyasi Münasebetleri 1510-1740, İst. Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Genel Türk Tarihi Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İst. 1987
BUDAK, Mustafa, "Osmanlı-Rus İlişkilerinde Kafkasya", Avrasya Etüdleri, Ankara 1995
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:06 pm

CAFEROĞLU, Ahmet, "Güney Azerbaycan ve İran'daki Türkler" Türk Dünyasi El Kitabi,
(Ankara, 1976)
CAFEROĞLU, Ahmet, "Iran Türkleri", Türk Kültürü Dergisi, No: 50 (1966)
CAFEROĞLU, Ahmet, Türk Kavimleri, Ankara 1972
CAHEN, Claude, Doğuşundan Osmanlı Devletinin Kuruluşuna Kadar İslamiyet, Ankara 1990
CAHİZ, Hilafet Ordusunun Menkıbeleri ve Türklerin Faziletleri (çev. Ramazan Şeşen) Ankara 1967
CAHUN, Leon, Gök Bayrak, çev. Galib Bahtiyar, İst. 1329
CAHUN, Leon, Türk Tarihi, İst. 1316 (1898)
CARULLAH, Musa, Tarih-i Kazan, Kazan 1905
CASTAGNE, Joseph, Orta Asya Bozkırlarında Bir Osmanlı Generali Enver Paşa, İst. 1991
CASTAGNE, Joseph, Türkistan Milli Kurtuluş Hareketi, İst. Orkun Yay
CEVANŞİR, Ahmed Bey, Karabağ Hanlığının Tarihi, İst. 1993
CEZAR, Mustafa, Hun sanatı Üzerine, İst. 1974
CUNBUR, Müjgan, Ali Kuşçu Bibliyografyası, Ölümünün 500. Yıldönümü dolayısıyla, Kültür Bakanlığı Milli Kütüphane Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara 1974
CUNBUR, Müjgan, Anadolu'nun Bütünleşmesinde Ahmet Yesevi'nin yeri, Ankara 1997
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:06 pm

ÇAVLI, Emin Ali, Kırım Muharebesi, Paris Muahedesi 1856, İst. 1957
ÇAY, Abdülhalik, Anadolu'nun Türkleşmesinde Dönüm Noktası Karamıkbeli (Myrokefalon) Zaferi, İst. 1984
ÇAY, Abdülhalik, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Kuva-yı Milliye Hareketleri, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ank. 1990
ÇAY, Abdülhalik, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun kültürel yapısı, İst. 1994
ÇAY, Abdülhalik, Her yönüyle Kürt dosyası, Ankara 1994
ÇAY, Abdülhalik, Hive Hanlığı Ve Türkistan'da Rus Yayılması, İst. 1977
ÇAY, Abdülhalik, II. Kılıç Arslan, Ank. 1987
ÇAY, Abdülhalik, Kıbrıs'ta Kanlı Noel 1963, Ankara 1989
ÇAY, Abdülhalik, Türk millî kültüründe hayvan Motifleri, Ankara 1990
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:06 pm

DANIŞMAN, Zuhuri, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, Ankara 1953
DANIŞMEND, İsmail Hami, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, 5 c., İst. 1955
DANIŞMEND, İsmail Hami, Türklük Meseleleri, İst. 1965
DANIŞMEND, İsmail Hami, Türklük ve Müslümanlık, Türk ırkı niçin Müslüman olmustur?, İst. 1959
DAVID, Geza, Osmanlı Macaristan'ında Toplum, Ekonomi ve Yönetim, 16. Yüzyılda Simontornya Sancağı, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İst. 1999
DAVID, Geza, Tahrir Defterlerinin Neşri Hakkında Notlar, Osmanlı Araştırmaları XIII, İst. 1993
DEDE, Abdürrahim, Balkanlarda Türk İstiklal Hareketleri, İst. Türk Dünya Yay, 1978
DEDE, Abdürrahim, Rumeli'nde bırakılanlar: Batı Trakya Türkleri, İst. 1975
DEVLET, Nadir, İpek yolu, İst. 1999
DEVLET, Nadir, Rusya Türklerinin Milli Mücadele Tarihi, Ank., Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, 1985
DİVİTCİOĞLU, Sencer, Oğuzdan Selçuklu'ya, İst. 1994
DİVİTÇİOĞLU, Sencer, Nasıl Bir Tarih? (Köktürkler, Karahanlılar), Bağlam, İst. 1992
DİVİTÇİOĞLU, Sencer, Osmanlı Beyliğinin Kuruluşu, Yapı Kredi Yay., İst. 1999
DİZER, Muammer, Uluğ bey, Ankara 1990
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:07 pm

EBULGAZİ BAHADIR HAN, Şecere-i Terakime, Hazırlayan: Zuhal Kargı Ölmez, Simurg Yay.(Ankara 1996)
EBUZZİYA TEVFİK, Yeni Osmanlılar Tarihi, İst. 1973
ECKHART, F., Macaristan Tarihi, çev. İbrahim Kafesoğlu, TTK, 1949
EHİLOĞLU, Z., Yemen'de Türkler, İst. 1952
EKİCİ, Metin, Dede Korkut hikayeleri tesiri ile teşekkül eden halk hikayeleri, Ankara 1995
ELEKBERLİ, Aziz, Kadim Türk Oğuz Yurdu Ermenistan, Bakü 1994
ELIOT, Charles, Avrupa'daki Türkiye, (çev.: Ş. S. Türet), Tercüman 1001 Temel Eser, İst.
EREL, Şerafettin, Dağıstan ve Dağıstanlılar, İst. 1961
ERENDİL, Muzaffer, Tarihte Türk-Bulgar İlişikileri, T.C. Başbakanlık Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Basımevi, Ankara 1976
ERENDİL, Muzaffer, Tarihte Türk-İran İlişkileri, T.C. Başbakanlık Genel Kurmay Harp Tarihi Başkanlığı Yayınları, Gn. Kur. Basımevi, Ankara 1976
ERENDİL, Muzaffer, Tarihte Türk-Rus İlişkileri, T.C. Başbakanlık Genel kurmay Harp Tarihi Başkanlığı Basımevi, Ankara 1975
ERER, Tekin, Enver Paşa'nın Türkistan Kurtuluş Savaşı, İst. 1962
ERGİN, Muharrem, Oğuz Kağan Destanı, İst. 1970
ERGiN, Muharrem, Dede Korkut kitabı, İst. 1993
ERGiN, Muharrem, Orhun Abideleri, İst. 1970
ERKİN, Alptekin, Uygur Türkleri, İst. Boğaziçi Yay, 1978
ERKİN, Feridun Cemal, 1828-1829 Türk Rus Harbi (Kafkas cephesi), İst. 1940
EROĞLU, Nazmi, Türklerde Cihad ve Fütuhat Anlayışı, Köprü, sayı 48 (1994)
ERSAN, Mehmet, Türkiye Selçukluları Zamanında Anadolu'da Ermeniler, E.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih anabilim Dalı, İzmir 1995
ERSOY, Tolga, Şaman ve Şamanların Göçü, Toplumsal Tarih, Temmuz 1994
ESİN, Emel, Türk Kültür Tarihi Ve İç Asya'daki Erken Safhalar, Ank. 1985
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:07 pm

FARRERE, Claude, Türklerin Manevi Gücü, Tercüman 1001 Temel Eser, İst.
FESCH, Paul, Abdülhamid'in Son Günlerinde İst., çev. Erol Üyepazarcı, İst. 1999
FEYZİOĞLU, Turhan, Atatürk ve Milliyetçilik, Ank., 1986
FISHER, Alan W., The Crimean Tatars, California 1978
FISHER, Alan W., The Russian Annexation of the Crimea 1772-1783, Cambridge 1970
FONTMOGNE, B. Durand., Kırım Harbi Sonrasında İstanbul, İst. 1977
FORBES, Andrew, Doğu Türkistan'daki Harp Beyleri, İst. Bayrak Yay, 1991


--------------------------------------------------------------------------------

GEORGEON, François, Türk Milliyetçiliği'nin Kökenleri, Yusuf Akçura (1876-1935), Ank. 1986
GIBB, H. A. R., Orta Asya'da Arap Fütuhatı, İst. 1930
GIBBONS, Herbert Adams, Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşu, çev. Ragıb Hulusi (Özden) , (İst 1928).
GIESE, Friedrich, Gök Türkçe Dersleri, İst. 1332
GÖÇEN, Hayreddin Nedim, 1270 Kırım Muharebesi'nin Tarih-i Siyasîsi, İstanbul 1326
GÖKALP, Ziya, Hars ve Medeniyet, Ankara 1972
GÖKALP, Ziya, Türk Ahlakı, İst. 1975
GÖKALP, Ziya, Türk Medeniyeti tarihi, İst. 1974
GÖKALP, Ziya, Türk Uygarlık Tarihi, İst. 1991
GÖKALP, Ziya, Türkçülüğün Esasları, İst. 1970
GÖKALP, Ziya, Türkleşmek, İslamlaşmak, muasırlaşmak, İst. 1946
GÖKBİLGİN, M. Tayyib, Macaristan'da Türk Hakimiyeti Devrinin Ehemmiyetli Kaynakları, D.T.C.F. Mezuniyet Tezi, 1940
GÖKBİLGİN, M. Tayyib, Macaristan'daki Türk Hakimiyeti Devrine Ait Motifler, Türkiyat Mecmuası, No. 7-8
GÖKBİLGİN, Özalp, 1532-1577 Yılları Arasında Kırım Hanlığı'nın Siyasi Durumu (Doçentlik Tezi), Ankara 1973
GÖKBİLGİN, Özalp, Tarih-i Sahib Giray Han, (Histoire de Sahib Giray Khan de Crimee de 1532 1551), Ank. l973
GÖKÇE, Cemal, Kafkasya ve Osmanlı İmparatorluğu'nun Kafkasya Siyaseti, İst. 1979
GÖMEÇ, Saadettin, Tarihte ve günümüzde Türkmenistan, Yeni Forum, Mart 1993, Ankara
GÖVSA, İbrahim Alaettin, Meşhur adamlar: hayatları, eserleri, İst. 1933-1935
GÖVSA, İbrahim Alaettin, Türk Meşhurları Ansiklopedisi, 3 cilt, İst. 1946
GÖZAYDIN, E. Fevzi, Kırım Türklerinin Yerleşme ve Göçmeleri, İstanbul 1948.
GRENARD Fernand, Asya'nın Yükselişi ve Çöküşü, İst. 1992
GRİGOR, Aknerli, Moğol tarihi, çev. Hrand D. Andreasyon, İÜEF, 1954
GROSSET, Rene, Bozkır İmparatorluğu (Atilla, Cengiz Han, Timur), İst. 1980
GUBOĞLU, Mihail, Gagavuzların "Türkçe" Dili, Edebiyatı ve Tarihi Hakkında Araştırmalar, İst. 1987
GUBOĞLU, Mihail, Romen ulusunun eski Türk kavimleri ile ilişkileri hakkında, Ankara 1981
GUIGNES, Joseph de-Hunların, Türklerin, Moğolların ve Daha Sair Tatarların Tarih-i Umumîsi, çev. Hüseyin Cahid, İst. 1923, 8 cilt
GÜCÜYENER, Fuat, Büyük Harpte Tanıdığım Kahramanlar, Enver Paşa, İst. 1943
GÜNALTAY, Mehmet Şemseddin, İran Tarihi, Ank. 1987
GÜNALTAY, Mehmet Şemseddin, İslam Tarihinin Kaynakları -Tarih ve Müverrihler, İst. 1991
GÜNALTAY, Mehmet Şemseddin, Maziden Atiye, İst. 1921
GÜNALTAY, Mehmet Şemseddin, Mufassal Türk Tarihi, İst. 1922
GÜNALTAY, Mehmet Şemseddin, Türk tarihinin ilk devirleri. Uzak şark kadim Çin ve Hint, İÜEF, 1937
GÜNDÜZ, Tufan, Anadolu'da Türkmen Aşiretleri, Bozulus Türkmenleri 1540-1640, Ank. 1997
GÜREL, A. Tevfik, Türk-Rus ve Müttefiklerinin Kırım Savaşı, İstanbul 1935
GÜRÜN, Kamuran, Türk Sovyet ilişkileri (1920-1953), Ankara 1991
GÜRÜN, Kamuran, Türkler ve Türk devletleri tarihi, Ankara 1984
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:08 pm

HADİ ATLASİ, Kazan Hanlığı, Kazan 1913
HAENISCH, E., Moğolların Gizli Tarihi, Ankara 1948
HALİM GİRAY SULTAN, Gülbün-i Hanan, İst. 1327
HAMMER, Purgstall, Joseph Von, Büyük Osmanlı Tarihi, çev. Mehmed Ata, İst. 1990
HAMMER, Purgstall, Joseph Von, Hammer Tarihi, çev. Mehmed Ata, İst. 1329
HARRIS, S. George, Türkiye'de Komünizmin Kaynakları, İst. 1976
HAYIT, Baymirza, Sovyet Rusya Emperyalizmi Ve Türk Dünyası, Ank. 1975
HAYIT, Baymirza, Türk Dünyasında Rus Emperyalizminin İzleri, İst. 1978
HAYIT, Baymirza, Türkistan Devletlerinin Milli Mücadeleleri Tarihi, Ankara 1995
HAYREDDİN NEDİM, 1270 Kırım Muharebesi'nin Tarih-i Siyasîsi, İst. 1326 (1910)
HAZAİ, György; Tarih Boyunca Macar-Türk Bağları, Budapeşte 1963
HEIDER, M., Timurlular Devletinde Hakimiyet Anlayışı, Türk Kültürü, XXII / 258, 1984
HENZE, B. Paul, Kafkaslar'da Ateş Ve Kılınç, Ank. 1985
HEYD, Uriel, Türk Ulusçuluğunun Temelleri, Ank. 1979
HEYD, Uriel, Ziya Gökalp'in Hayatı ve Eserleri, çev. Cemil Meriç, İst. 1980
HEZARFEN, Ahmet, Kırım ve Kafkasya'da Osmanlı Nüfuzu 1783 Yılı, Toplumsal Tarih, Ağustos 1944
HINZ, Valther, Uzun Hasan ve Şeyh Cüneyd, XV. yy, İran'ın milli bir devlet olarak yükselişi, Ank. 1948
HITTI, K. Philip, Siyasî ve Kültürel İslam Tarihi, çev. Salih Tuğ, İst. 1989
HOLT, Paul M., Haçlılar Tarihi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İst. 1999
HONIGMANN, Ernst, Bizans Devletinin Doğu Sınırı, çev. Fikret Işıltan, İst. 1970
HOSTLER, C.W, Turkism and The Soviets, New York 1957
HOSTLER, C.W, Turks Of Central Asia, Londra 1957
HOTHAM, David, Türkler, (Çev, Mehmed Ali Kayabal), Milliyet Yayınları, İst. 1973
HOUTSMA, M. T., Irak ve Horasan Selçukluları Tarihi, İst. 1943
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:08 pm

İNAN, Abdülkadir, Eski Türklerde Teslim ve İtaat Sembolleri, 60. Doğum Yılı Münasebetiyle Zeki Velidi Togan'a Armağan, İst. 1950-55
İNAN, Abdülkadir, Karakalpaklar, Bozkurt (3) 11.sayı 1941
İNAN, Abdülkadir, Müslüman Türklerde Şamanizm Kalıntısı, AÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi, II (1952)
İNAN, Abdülkadir, Tarihte ve bugün Şamanizm, Ankara 1954
İNAN, Abdülkadir, Türk Boylarında Dağ, Ağaç ve Pınar Kültü, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ank. 1966
İNDİRKAŞ, Zühre, Dede Korkut'ta Toy Geleneği, Toplumsal Tarih, Eylül 1998
İNDİRKAŞ, Zühre, Din-Sanat İlişkisi Bağlamında Manicilik ve Uygur Resim Sanatı, Toplumsal Tarih, Vİİİ/48 (Aralık 1997
İNDİRKAŞ, Zühre, İslam Oncesi Türk Kadınına Bakış, Toplumsal Tarih, Eylül 1994
İNDİRKAŞ, Zühre, Türklerde Bir Kadın Tanrı, Umay, Toplumsal Tarih, Mayıs 1995
İNDİRKAŞ, Zühre, Uygur Taç Başlıkları Üzerine, Toplumsal Tarih, Mart 1996
İSAKOV, M.D., Tatar Etnik Tarihi, Çallı 1994
İVANOV, P.P. Karakalpaklar'in Tarihine dair Materyaller, Ülkü, Temmuz 1938
İZMİRLİ, İsmail Hakkı, Altınordu Devlet Tarihine Ait Metinler, İst. 1941


--------------------------------------------------------------------------------

JACKH, Ernest, Yükselen hilal, dünkü bugünkü ve yarınki Türkiye, İst. 1946
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:09 pm

KAFALI, Mustafa, Altın Orda Hanlığının Kuruluş Ve Yükseliş Devirleri, İst. 1976
KAFALI, Mustafa, Anadolu'nun fethi ve Türkleşmesi, Ankara 1997
KAFALI, Mustafa, "Suriye Türkleri 1" Töre Dergisi s.21 (Subat 1973)
KAFESOĞLU, İbrahim, Anadolu Selçuklu Devleti Hangi Tarihte Kuruldu İÜEF TED, X-XI, 1981
KAFESOĞLU, İbrahim, Büyük Selçuklu İmparatorluğu Sultan Melikşah, İst. 1973
KAFESOĞLU, İbrahim, Erbil Atabeyliği, Türk Dünyası El Kitabı, c. I, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ank. 1992
KAFESOĞLU, İbrahim, Harezmşahlar devleti tarihi, Ankara 1956
KAFESOĞLU, İbrahim, Hazar Kağanlığı, Türk Milli Kültürü, Ankara 1977
KAFESOĞLU, İbrahim, Sultan Melikşah devrinde Büyük Selçuklu İmparatorluğu, İst. 1953
KAFESOĞLU, İbrahim, "Türk Devleti", Atsız Armağanı, İstanbul 1976
KAFESOĞLU, İbrahim, Türk Millî Kültürü, 4. Baskı, Boğaziçi, yay, İst. 1986
KAFESOĞLU, İbrahim, Türkmen Adı, Manası ve Mahiyeti, Jean Denny Armağanı, haz. Agah Sırrı Levend, Ank. 1958
KAFLI, Kadircan, Şimali Kafkasya, İst. 1942
KALAN, Mustafa, Ak Orda Hanedanı Devrinde Altın Ordu Hanlığı (1227-1360), İst. 1972
KALANTARİ, Yahya, Feth Ali Şah Zamanında Osmanlı-İran Münasebetleri, 1797-1834, İ.Ü. Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü yayınlanmamış doktora tezi, İstanbul 1976
KALDY-NAGY , Gyula, Kanuni Devri Budin Tahrir Defteri 1546-1562, Ankara 1971
KAPLAN, Mehmet, Oğuz Kağan Destanı ile Dede Korkut Kitabında Eşya ve Aletler, Jean Denny Armağanı, haz. Agah Sırrı Levend-János Eckman-Mecduk Mansuroğlu, Ank. 1958
KARAAĞAÇ, G., Çağatayca el kitabı, İÜEF, 1988
KARAER, İbrahim, Türk Ocakları (1912-1931), Ankara 1992
KARAKAYA, Yılmaz, 1793 Tarihli Rusya Sefaretnamesi, İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Doktora Tezi, İst. 1996
KARAMAN, S. Sabit, İstiklal Mücadelesi ve Enver Paşa, Trabzon ve Kars Hatıraları (1921- 1922), İst. 1949
KARAMANLIOĞLU, Ali, Türk dili nereden geliyor, nereye gidiyor?, İst. 1972
KARAOSMANOĞLU, Yakup Kadri, Ergenekon (Millî Mücadele Yazıları), Kültür Bakanlığı, Ank. 1990
KARAŞEMSİ, Resit Saffet, Hazar Türkleri, İst. 1934
KARÇA, Ramazan, "Şimali Kafkasya'da Tehcir ve Katliam", Dergi, Sovyetler Birliğini Öğrenme Enstitüsü, no.5, Münih 1956
KIENITZ, Friedrich Karl, Büyük Sancağın Gölgesinde Anadolu Ve Balkan Yarımadası, İst. 1974
KIENITZ, Friedrich Karl, Osmanlılardan Önceki Anadolu Türklerinin Politik ve Kültür Bakımından Dünya Tarihindeki Önemi, çev. Mithat San, İst. 1986
KILIÇ, Remzi, "XVI. Asrın İkinci Yarısına Doğru Rusların Türk İllerinden Kazan ve Astarhan'ı işgal etmesi" (Türk Yurdu, sayı 138)
KIRIMER, Cafer Seydamet, Gaspıralı İsmail Bey (Dilde, Fikirde, İşte Birlik), İst. 1934
KIRIMLI, Hakan, Kırım Tatarlarında Milli Kimlik ve Milli Hareketler (1905-1916), Ankara 1996
KIRZIOĞLU, M. Fahrettin, Ahıskalı Dört Şairimizden Birer Parça, Türk Kültürü, sayı 47, Ankara 1966
KIRZIOĞLU, M. Fahrettin, Osmanlılar'ın Kafkas Ellerini fethi (1451-1590), Ank. 1993
KISILEV, S.V, Güney Sibirya tarihi (Rusça), Moskova 1949
KİRİŞCİOĞLU, M. Fatih, "Suriye Türkleri", Avrasya Dosyası, Ank. (Sonbahar 1995)
KOHN, Hans, Panislavizm ve Rus Milliyetçiliği, İst. 1983
KOSSANYİ, Bela, XI-XII. Asırlarda Uzlar ve Komanlar'ın tarihine dair, Belleten, sayı 29, 1944
KÖPRÜLÜ, M. Fuad, Anadolu'da İslamiyet, Türk istilasından sonra Anadolu tarih-i dinisine bir nazar ve bu tarihin menbaları, Darülfünun EF Mecmuası, II (1922·3)
KÖPRÜLÜ, M. Fuad, Bizans Müesselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri, İstanbul 1981
KÖPRÜLÜ, M. Fuad, Oğuz Etnolojisine Dair Tarihi Notlar, Türkiyat Mecmuası, I, 1925
KÖPRÜLÜ, M. Fuad, Orta-Asya Türk Dervişliği Hakkında Bazı Notlar, Türkiyat Mecmuası, XIV (1964)
KÖPRÜLÜ, M. Fuad, "Ortazaman Türk-İslam Feodalizmi", Belleten, 19 (1941)
KÖPRÜLÜ, M. Fuad, Osmanlı İmparatorluğu'nun Kuruluşu, İst. 1986
KÖPRÜLÜ, M. Fuad, "Osmanlıların Etnik Menşei Meseleleri", Belleten, 28 (1943)
KÖPRÜLÜ, M. Fuad, Türklük, İslamlık, Osmanlılık, Türk Yurdu, c.4 (1329)
KÖSEOĞLU, Nevzat, Türk Dünyası Tarihi, İst. 1990
KÖYMEN Mehmed Altay, "Alp Arslan ve Zamanı Selçuklu Kültür Müesseseleri", Selçuklu Araştırmaları Dergisi, Sh: 75-125, Ankara-1977
KÖYMEN Mehmed Altay, Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi, III (Alp Arslan ve Zamanı), Ankara 1992
KÖYMEN Mehmed Altay, Selçuklu Devri Türk Tarihi, Ank. 1963
KÖYMEN Mehmed Altay, Selçuklu Tarihi, İst. 1972
KÖYMEN Mehmed Altay, Türkiye Selçukluları Devleti'nin Ekonomik Politikası, Belleten, L / 198, 1986
KÖYMEN Mehmed Altay, Türkler ve Medeniyet, İst. 1957
KÖYMEN Mehmed Altay, Türklerin Anadolu'da Denize İlk Ulaşmaları ve Türk Dehası, Milli Kültür, I, sayı 3-4, Kültür Bakanlığı, Ank. 1977
KÖYMEN, Mehmet Altay, Selçuklu Devri Türk tarihi, 1993
KURAN, Ercüment, Ondokuzuncu Asır'da Milliyetçiliğin Türk Aydınları Üzerindeki Tesirleri, Töre, Sayı:86, 1978
KURAN, Ercüment, Türk Milliyetçiliği'nin Gelişmesi ve Yusuf Akçura, Türk Kültürü, CiIt.IV., Sayı: 42
KURAT, Akdes Nimet, Kazan Hanlığını kuran Uluğ Muhammet Han'ın yarlığı, İst. 1937
KURAT, Akdes Nimet, Peçenek Tarihi, İst. 1937
KURAT, Akdes Nimet, Prut Seferi ve Barışı, Ankara 1951
KURAT, Akdes Nimet, Rusya Tarihi, Başlangıçtan 1917'ye kadar, Ank. 1987
KURAT, Akdes Nimet, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivinde Altınordu, Kırım ve Türkistan Hanlarına Ait Yarlık ve Bitikler, İstanbul 1940.
KURŞUN, Zekeriya, "Meluncanlar Türk mü?", Tarih ve Medeniyet, Ağustos 1995
KUSHNER, David, Türk Milliyetçiliğinin Doğuşu (1876-1908), çev. Ş. Türet, R. Ertem, F. Erdem, İst. 1979
KUZGUN, Sahan, Hazar ve Karay Türkleri, Ankara 1993
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:10 pm

LAMB, Harold, Timur, Batı Yay, İst. 1948
LASZLO, Rasonyi, Tarihte Türklük, Ank. 1988
LEWIS, Bernard, Modern Türkiye'nin Doğuşu, Çev. Metin Kıratlı, TTK yay. Ank. 1970
LEWIS, Bernard, Tarihte Araplar, çev. Hakkı Dursun Yıldız, İÜEF, İst. 1979
LIGETİ / O.TURAN, Macarların En Eski Tarihi, Budapeşte 1943
LIGETİ / S.KARATAY Bilinmeyen İç Asya, 1000 Temel Eser, İst. 1970
LIGETİ, L, Orta Asya Tarihi İçin Tibet Kaynakları, Budapeşte 1936


--------------------------------------------------------------------------------

MEGAMAN, M., Hive Seyehatnamesi ve Tarihi (Çev, Kolağası Ahmed) İstanbul 1293.
MERÇİL, Erdoğan, Fars Atabeyleri Salgurlular, TTK Ank. 1975
MERÇİL, Erdoğan, Gazneliler Devleti Tarihi, TTK, 1989
MERÇİL, Erdoğan, İlk Müslüman Türk Devletleri Tarihi, TTK Ank. 1991
MERÇİL, Erdoğan, Kirman Selçukluları, TTK, 1989
MERÇİL, Erdoğan, Müslüman Türk Devletleri Tarihi, Ank. 1993
METE, İzzettin, Tarih şuuru ve tarih mahkemesi, İst. 1962
METE, İzzettin, Türk tarih destanına giriş, İst. 1970
MİRONENKO, "Kafkasya Nüfusunun Dinamigi", Dergi, Sovyetler Birligini Ögrenme Enstitüsü, nr.34, Münih 1963
MOLNAR, Jozsef, Macaristan'daki Türk Anıtları, Manuments Turcs en Hungrie, Ankara 1973.
MUHAMMED EMİN BUĞRA, Doğu Türkistan'ın Hürriyet Davası Ve Çin Siyaseti, İst. 1954
MUHAMMED EMİN BUĞRA, Doğu Türkistan; Tarihi, Coğrafi, Şimdiki Durumu, İst. 1952
MUHAMMEDOVA, R.G., Mişer Tatarları Etnik Tarihi, Kazan 1972
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:10 pm

NAMIK KEMAL, Celaleddin Harzemşah, (haz. Hüseyin Ayan), İst. Dergah Yay, 1975
NASIRİ, Mohammed Reza, Nasıreddîn şah zamanında Osmanlı-İran münasebetleri (1848-1896), Tokyo 1991
NAZMİ, Kaskasya Asya-yı Vüsta ve Türkistan Vilayetleri, Buhara ve Hive Hanlıkları (Coğrafi, Siyasi, Tarihi ve İstitastiki Mücmel Malumat), İst. 1338
NAZMİZADE MUSTAFA, Tarih-i Timurlenk, İst. 1277
NEAGOE, Marole, Üç Bozkırlı, Atilla-Cengiz Han-Timur İst. 1976
NEBİOĞLU, Osman, Türkiye'de kim kimdir, İst. 1961
NECATİ EFENDİ, Tarih-i Kırım, haz. Erhan Afyoncu, MÜ. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 1990
NECİB ASIM (YAZIKSIZ), Celaleddin Harzemşah, İst. 1934
NECİB ASIM (YAZIKSIZ), En eski Türk yazısı, İst. 1897
NECİB ASIM (YAZIKSIZ), Leon Cahun'dan Gök Sancak çevirisi, İst. 1912
NECİB ASIM (YAZIKSIZ), Ural ve Altay lisanları, İst. 1311 (1893)
NEVAİ, Abdû'l-Hüseyin, Şah İsmaîl Safevî, Tahran 1347
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:10 pm

OPTEKİN, Hasan; Kırım Hanlarının Şeceresi, İst. 1938
ORALTAY, Hasan, Alaş Türkistan Türkleri'nin Milli İstiklal Parolası, İst. 1973
ORHONLU, Cengiz, "İran Siyasi Hayatinda Kaskaylar ve Oynadiklari Rol", Türk Kültürü Dergisi, No 56 (1967)
ORHONLU, Cengiz, "Kaskaylar", Türk Kültürü Dergisi, No. 54 (1967)
ORHONLU, Cengiz, "Suriye Türkleri, Türk Dünyası, Elkıtabı, Ankara 1976
ORKUN, Hüseyin Namık, Eski Türk Yazıtları, TDK. İst, 1940
ORKUN, Hüseyin Namık, Avarlar, Peçenekler, Kumanlar, Ank. 1939
ORKUN, Hüseyin Namık, Büyük Türkçü Süleyman Paşa, Ank. 1952
ORKUN, Hüseyin Namık, Eski Türk Yazıtları, 4 c., İst. 1936
ORKUN, Hüseyin Namık, Hunlar, İst. 1938
ORKUN, Hüseyin Namık, Prens Kalyanamkara ve Papamkara hikayesinin uygurcası, İst. 1940
ORKUN, Hüseyin Namık, Türk Dünyası, Budapeşte 1928
ORKUN, Hüseyin Namık, Türk Tarihi, 4 c., Ankara 1946
ORKUN, Hüseyin Namık, Türk Tarihinin Bizans Kaynakları, Ank. 1938
ORKUN, Hüseyin Namık, Türkçülüğün Tarihi, İst. 1944, Ank. 1977
ORTAYLI, İlber, Çarlık Rusyasında Türkçülük Hareketleri ve Gaspıralı İsmail Bey, Ank. 1968


--------------------------------------------------------------------------------

ÖGEL, Bahaeddin, İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi, Ankara 1962
ÖGEL, Bahaeddin, Türk Kültür Tarihine Giriş, Türklerde Köy ve Şehir Hayatı, Ank. 1978
ÖGEL, Bahaeddin, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, İst. 1971
ÖGEL, Bahaeddin, Türk mitolojisi, İst. 1971
ÖMER HALİS, Yedi Yıl Harbi içinde Timur'un Anadolu seferi ve Ank. Savaşı, İst. 1934
ÖRİK, Nahit Sırrı; 150 yılın Türk Meşhurları Ansiklopedisi, İst. 1953
ÖZEY, R., 21. Asrın Ufkunda Türkiye, Marifet yay., İst. 1996
ÖZEY, R., Dünya Platformunda Türk Dünyası, İst. 1997
ÖZEY, R., İslam Dünyası, İst. 1996
ÖZÜN, Mustafa Nihat, Son Asır Türk Edebiyatı Tarihi, İst. 1941


--------------------------------------------------------------------------------

PAMIANKOWISKI, Joseph, Osmanlı İmparatorluğu'nun Çöküşü, 1914-1918 I.Dünya Savaşı, (Orjinal ismi Der Zusammenbruch des Ottmanischen Reiches), İst. 1990
PARMAKSIZOĞLU, İsmet, Türklerde Devlet Anlayışı, İmparatorluk devri 1299-1789, Ankara 1986
POSTIKDVIC, R., Tatarlar, Kazan 1911
--------------------------------------------------------------------------------

RASONYİ, Laszlo, Orta çağda Erdelde Türklüğün izleri, Belleten, 2, 1938
RASONYİ, Laszlo, Selçuk adının menşeine dair, Belleten, 1939
RASONYİ, Laszlo, Tarihte Türklük, Ankara 1971
RAWLINSON, George, Altıncı Büyük Doğu Hakanlığı, Antalya 1985
ROHDE, Hans, Asya İçin Mücadele, çev. Binbaşı Nihat, İst. 1932
RUNCIMAN, Steven, Haçlı Seferleri Tarihi, çev. Fikret Işıltan, Ankara 1987
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:12 pm

SAKAOĞLU, Necdet, Türk Anadolu'da Mengücekoğulları, Milliyet yay., İst. 1971
SAMETOĞLU, Akın, Elçibey ve Azerbaycan, İst. 1994
SANAN, Azer, İran Türkleri, İst. 1942
SARINAY, Yusuf, Atatürk'ün Millet ve Milliyetçilik Anlayışı, Ankara 1990
SARINAY, Yusuf, Pontus Meselesi ve Yunanistan'ın Politikası (makaleler), Ankara 1999
SARINAY, Yusuf, Türk Milliyetçiliğinin Tarihi Gelişimi ve Türk Ocakları (1912-1931), İst. 1994
SARP, Hüseyin Enver, Türk Ocağı Nasıl Kurulmuştu, Türk Yurdu, sayı, 243 (Nisan 1995)
SAYDAM, Abdullah, Kırım ve Kafkas Göçleri (1856-1876), Ankara 1997
SCHREIBER, George, Türklerden Kalan , çev. Esat Nermi, İstanbul 1982
SEVİM, Ali, Osmanlı Klasik Döneminin Üç Hükümdarı: Fatih, Yavuz, Kanuni, TTK, 1991
SEVİM, Ali, Selçuklu Devletleri Tarihi, Siyaset, Teşkilat ve Kültür, Ankara 1995
SEVİM, Ali, Suriye ve Filistin Selçukluları Tarihi, Ankara 1983
SEVİM, Fuat, Dünya Uygarlığı Ve Türk Sosyo-Ekonomik Tarihi, İst. 1978
SHAW, Stanford J., Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye, İst. 1983
SHERRIL, Charles H., Mustafa Kemal: Eseri ve Memleketi, İst. 1955
SOYSAL, Abdullah Zihni, Kırım'ın Politik ve Kültür Tarihi, Varşova 1938
SÖYLEMEZOĞLU, Galip Kemali, Rusya Tarihi, İst. 1939
SÖYLEMEZOĞLU, Galip Kemali, Yok Edilmek İstenen Millet, Selek Neşriyatı, İst. 1957
SU, Kamil, Balıkesir civarında Yürük ve Türkmenler, İst. 1938
SULTAN GALİYEV, Asya ve Avrupa Türk Halklarının Sosyopolitik, Ekonomik ve Kültürel Gelişmelerinin Esaslarına İlişkin Bazı Görüşlerimiz, Toplumsal Tarih, Mart 1998
SÜMER, Faruk, "Anadolu 'da Moğollar", Selçuklu Araştırmaları Dergisi, I. 1969, Selçuklu Tarih ve Medeniyeti Enstitüsü yay., Ank. 1970
SÜMER, Faruk, Anadolu'da Moğollar, Selçuklu Araştırmaları Dergisi, Ank. 1970
SÜMER, Faruk, Anadolu'ya Yalnız Göçebe Türkler mi Geldi?, Belleten, 96 (1960)
SÜMER, Faruk, Karakoyunlular: Başlangıçtan Çihan Şah'a Kadar, Ankara 1984
SÜMER, Faruk, Kitab-ı Diyarbakriyya, Akkoyunlular Tarihi, Ankara 1964
SÜMER, Faruk, Malazgirt Savaşı, İslam Kaynaklarına göre, Ankara 1971
SÜMER, Faruk, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları, İstanbul 1980
SÜMER, Faruk, Oğuzlar, Ank. 1967
SÜMER, Faruk, Osmanlı İmparatorluğu'nda Aslı Türk Olmayan Sadrazamlar, RTM, c.4, sayı 43 (Temmuz 1953)
SÜMER, Faruk, Osmanlı Sarayında Kadın, RTM, c.6, sayı 68 (Ağustos 1955)
SÜMER, Faruk, Osmanlılar'da Kadın ve Aile Hayatı, RTM, c.6, sayı 67 (Temmuz 1955)
SÜMER, Faruk, Safevî Devleti'nin Kuruluşu ve Gelişmesinde Anadolu Türklerinin Rolü, Ankara 1976
SÜMER, Faruk, Safevi Devleti'nin Kuruluş Gelişmesi, Ankara 1976
SÜMER, Faruk, Selçuklular Devrinde Doğu Anadolu'da Türk Beylikleri, Ankara 1990
SÜMER, Faruk, Tirebolu Tarihi, İstanbul 1992
SÜMER, Faruk, Türklerde Atçılık ve Binicilik, İst. 1983
SÜMER, Faruk, Yabanlu Pazarı, İst. 1985
SÜMER, Faruk; Karakoyunlular, Ankara 1967
--------------------------------------------------------------------------------

ŞEKÜR, A., Türkistan Bibliyografyası, Ank., Yaş Türkistan Yay, 1979
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:12 pm

TANERİ, Aydın, Osmanlı Devletinin Kuruluş Döneminde Hükümdarlık Kurumunun Gelişmesi Ve Saray Hayatı-Teşkilatı, Ank. 1978
TANERİ, Aydın, Türk Devlet Geleneği, Ankara 1981
TANERİ, Aydın, Türk Kavramının Gelişmesi, Ankara 1983
TANERİ, Aydın, Türkiye Selçukluları Kültür Hayatı, Konya 1977
TANYU, Hikmet, Tarih Boyunca Türkler ve Yahudiler, İst. 1976
TANYU, Hikmet, Türklerde Taşla İlgili İnançlar, AÜ İlahiyat Fakültesi Yayınları, No.XXXI, Ank. 1968
TARBAGATAYLI, C., Doğu Türkistan Tarihindeki Bazı Meseleler Ve Çinciler, İst. 1976
TAŞAĞIL, Ahmet, Gök-Türkler, Ankara 1995
TAYMAS, Abdullah Battal, Kazan Türkleri, Ankara 1988
TAYMAS, Abdullah Battal, Türk Tatar Tarihi, Mançurya 1931
TEBRİZLİ, N., Bugünkü Azerbaycan Davası Esası ve Sebepleri İst. 1946
TEKİN, Şinasi, Eski Türklerde yazı, kağıt, kitap ve kağıt damgaları, İst. 1993
TEMİR Ahmet, Türk Moğol İmpparatorluğu ve Devamı, TDEK, Ankara 1992
TERİM, Şerafettin, Kafkas Tarihinde Abhazlar Ve Çerkezlik Mefhumu, İst. 1976
TOGAN, Zeki Velidi, 1951'de İstanbul'da Toplanan Milletlerarası XXII. Müsteşrikler Kongresi, Ve Ona Ait İntibalar, İst. 1953
TOGAN, Zeki Velidi, Bugünkü Türkili Türkistan ve Yakın Tarihi, Enderun Kitabevi, İstanbul 1981
TOGAN, Zeki Velidi, Hatıralar, Türkistan ve diğer Müslüman Doğu Türklerinin milli varlık ve Kültür Mücadeleleri, İst. 1969
TOGAN, Zeki Velidi, Hatıralar: Türkistan ve diğer Müslüman doğu Türklerinin millî varlık ve kültür mücadeleleri, İst. 1969
TOGAN, Zeki Velidi, Horezm Kültür Vesikaları, İst. 1951
TOGAN, Zeki Velidi, Moğollar Devrinde Anadolu'nun İktisadî Vaziyeti, Türk Hukuk ve İktisat Tarihi Mecmuası, I, (İst. 1931)
TOGAN, Zeki Velidi, Moqollar, Gıngıs ve Türkler, İst. 1941
TOGAN, Zeki Velidi, Oğuz Destanı Reşideddin Oğuznamesi, tercüme ve tahlili, İst. 1982
TOGAN, Zeki Velidi, Tarihte Usul, İst. 1981
TOGAN, Zeki Velidi, Timur ve oğulları, İst. 1964
TOGAN, Zeki Velidi, Türk ve Tatar Tarihi, Kazan 1912
TOGAN, Zeki Velidi, Türklüğün Mukadderatı Üzerine, İst. 1977
TOGAN, Zeki Velidi, Umumi Türk Tarihine Giriş, İst. 1970
TOGAN, Zeki Velidi, Yeseviliğe Dair Bazı Yeni Malumat, 60. Doğum Yılı Münasebetiyle Fuad Köprülü Armağanı, İst. 1953
TURAN, Osman, Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi, İst. 1993
TURAN, Osman, İstanbul'un Fethinden Önce Yazılmış Tarihi Takvimler, Ankara, 1954
TURAN, Osman, Oniki hayvanlı Türk Takvimi, İst. 1941
TURAN, Osman, Selçuklu Kervansarayları, Belleten, sayı 39, 1946
TURAN, Osman, Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti, İst. 1969
TURAN, Osman, Selçuklular ve İslamiyet, İst. 1970
TURAN, Osman, Selçuklular Zamanında Türkiye, İst. 1971
TURAN, Osman, Selçuklular Zamanında Sivas Şehri, AÜ Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi, 9 (1951)
TURAN, Osman, Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi, İst. 1993
TURAN, Osman, Türkiye Selçuklularında Toprak Hukuk, Mîrî Topraklar ve Hususî Mülkiyet Şekilleri, Belleten, 48 (1948)
TURAN, Osman, Türkiye'de Manevi Buhran: Din ve Laiklik, İst. 1978
TURAN, Osman, Türkiye'de Siyasî Buhranın Kaynakları, İst. 1979
TURGANOĞLU, S. Yavuz, "Suriye", Belgelerle Türk Tarih Dergisi, s. 8 (Ekim, 1985)
TÜLBENTCİ, Feridun Fazıl, Büyük Türk Zaferleri, Akba Kitapevi, Ank. 1946
TÜLBENTCİ, Feridun Fazıl, İstanbul'un Fethi, İst. 1977
TÜRKAY, Cevdet, Osmanlı İmparatorluğu'nda oymak, aşiret ve cemaatler, İstanbu1 1979
TÜRKELİ, Cevat, Çin-Hun Evlilik İttifakları, Türk Dünyası Araştırmaları, (Nisan 1990)
TÜRKEŞ, Alparslan, 1944 milliyetçilik olayı, Ankara 1968
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:13 pm

UBEYDULİN, A.Aziz, Tatar Tarihi, Kazan 1925
UBEYDULİN, A.Aziz, Tatarlarda Sınıflar Tarihi, Kazan 1925
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu devletleri. Siyasî, idarî, fikrî, iktisadî hayat, ilmi ve içtimaî müesseseler, halk ve toprak, Ankara 1969
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Balıkesir'de Çepniler, Balıkesir 1935
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Bizans ve Selçukilerle Germiyan ve Osman Oğulları Zamanında Kütahya Şehri, İst. 1932
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Çapan oğulları, Belleten, 150 (1974)
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Fermanlar. Topkapı Sarayı Müzesi Osmanlı Saray Arşivi Katalogu, Ankara 1988
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Gazi Orhan Beğ'in Hükümdar olduğu tarih ve ilk sikkesi, Ankara 1945
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Kütahya şehri: Bizans ve Selçukiylerle Germiyan ve Osman Oğulları zamanında, İst. 1932
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Osmanlı Devleti'nin Merkez ve Bahriye teşkilatı, Ankara 1948
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Osmanlı Devleti Maliyesinin Kuruluşu ve Osmanlı Devleti İç Hazînesi, Belleten, XLII/165
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Osmanlı Devleti Teşkilatına Medhal, Ankara 1941
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Osmanlı Devleti Teşkilatından Kapıkulu Ocakları, Ankara 1943
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Osmanlı Devleti'nin İlmiye Teşkilatı, Ankara 1965
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Osmanlı Devleti'nin Merkez ve Bahriye Teşkilatı, Ankara 1948
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Osmanlı Devleti'nin Saray Teşkilatı, Ankara 1945
UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Osmanlı Tarihinin İlk Devirlerine Ait Bazı Yanlışlıkların Tashihi, Belleten, c.XXI, sayı 81-84 (1957)


--------------------------------------------------------------------------------

ÜLKÜ, İrfan, KGB Arşivlerinde Enver Paşa, İst. 1996
ÜLKÜSAL, Müstecib, Dobruca ve Türkler, Ankara 1966
ÜLKÜSAL, Müstecib, Kırım Türk Tatarları, İst. 1980
ÜNAL, Tahsin, Karamanoğulları Tarihi, Ankara 1957
ÜREKLİ, Muzaffer, Kırım Hanlığının Kuruluşu ve Osmanlı Himayesinde Yükselişi 1441-1569, Ankara 1989


--------------------------------------------------------------------------------

VARLIK, Mustafa Çetin, Germiyanoğulları Tarihi, (1300-1429), Ank. 1974
VARLIK, Mustafa Çetin, XVl. Yüzyılda Anadolu Beylerbeyiliği, Ank. 1978
VAROĞLU, Hamdi, Asya'nın Üstünlüğü ve Düşkünlüğü Avrupa'nın İkbali, İst. 1941


--------------------------------------------------------------------------------

WITTEK, Paul, Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğuşu, (Çeviren Fatmagül Berktay), İst. 1985
WOODS, John, Akkoyunlular, İst. 1993
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir



MesajKonu: Geri: TÜRK CUMHURİYETLERİ   C.tesi Eyl. 22, 2007 4:13 pm

YALÇINKAYA, Alaaddin, Sömürgecilik-Panislavizm ışığında Türkistan: 1856'dan günümüze, İst. 1997
YAMAUCHI, Masayuki, Hoşnut Olmamış Adam- Enver Paşa, Türkiye'den Türkistana, İst. 1995
YAZ, Nadir, Ağlayan Batı Trakya, İst. 1986
YAZAR, N., Tarihte meşhur Kumandanlarımız ve Büyük Zaferlerimiz, Ank. 1958
YENİARAS, Karapapak Ve Terekemelerin Siyasi Ve Kültür Tarihine Giriş, İst. 1994
YILDIRIM, Celal, Tarihte Devlet Adamlarına Işık Tutan İslAm Büyükleri, İstanbul 1981
YILDIZ, Hakkı Dursun, Abbasiler devrinde Türk kumandanlar, El-Afşin Haydar bin Kavus, TED, 4-5, İst. 1974
YILDIZ, Hakkı Dursun, I.Kosova Meydan Muharebesi, Türk Kültürü, Ağustos 1965
YILDIZ, Hakkı Dursun, İslamiyet ve Türkler, İst. 2000
YILDIZ, Hakkı Dursun, İstiklal Harbi'nin Fikrî ve Manevî Temelleri, Cumhuriyetin 50. Yılına Armağan, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ank. 1973
YILDIZ, Hakkı Dursun, Komünizm Milletleri Nasıl Ele Geçiriyor. Türk Kültürü, Temmuz 1964
YUSUF HAS HACİB, Kutadgu Bilig, neşr. Reşit Rahmeti Arat, Ank. 1959
YÜCEL, Yaşar, Kadı Burhaneddin Ahmed ve Devleti, Ankara 1970
YÜCEL, Yaşar, Osmanlı Devlet Teşkilatına Dair Kaynaklar, Kitab-ı müstetab, Ankara 1988
YÜCEL, Yaşar, Osmanlı klasik döneminin üç hükümdarı Fatih-Yavuz-Kanuni, Ankara 1991
YÜCEL, Yaşar, Timur'un Ortadoğu-Anadolu Seferleri ve Sonuçları (1393-1402), Ankara 1989
YÜKSEL, İbrahim, "Çarlık Rusyası'nın Azerbaycan'ı İstilası ve Osmanlı Devleti'nin Tutumu", Kafkas Araştırmaları, I, İstanbul 1988
--------------------------------------------------------------------------------

ZACHARIADOU, Elizabeth, A., Osmanlı Beyliği 1300-1389, İst. 1997
ZAKİEV, M.Z., Orta İdil ve Ural Tatarları, Kazan 1967
ZAKİEV, M.Z., Tatar Dili, Kazan 1966
ZERNOV, V.V., Kırım Yurdu'na ve O Taraflara dair Olan Yalığlar ve Hollar, Petesburg 1864
ZÜRCHER, Erik Jan, Modernleşen Türkiye'nin Tarihi, (İngilizce Orjinal ismi Turkey A Modern History), İletişim, İst. 1995
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 

TÜRK CUMHURİYETLERİ

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

 Similar topics

-
» en ıyı turk rockcı ???
» II. Türk Ceza Kanunu'nun Amacı
» 18-19. Yüzyıl Eski Türk Edebiyatı (Bilal Çakıcı)
» Kösedağ savaşından sonra kurulan Türk beylikleri
» Cidde Uluslararası Türk Okulu "Tüm Resimler"

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Giresun Üniversitesi Öğrencileri Paylaşım Alanı ::  ::  :: -